Yeni Cenevre süreci çözüm olabilir

Suriye’deki Kürtler kendilerinin dışlandığı Cenevre sürecinin başarısız olacağını daha başında söylemişti. Nitekim, Cenevre süreci felç oldu. Astana süreci de artık fiilen bitmiş durumda. Kürt diplomat Aldar Xelîl, Kürtlerin içinde yeni bir Cenevre sürecini sorunların çözümü için önerdi.

MAXİME AZADİ /ALİ GÜLER / BRÜKSEL /ANF

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Diplomasi Komitesi Sorumlusu Aldar Xelîl, Suriye’de bütün halkların ihtiyacını karşılayacak ve ülkede sorunların çözümüne katkı sağlayacak yeni bir Cenevre sürecini öneriyor. Eski Cenevre sürecinin felçli olduğunu, Cenevre’nin alternatifi olarak gösterilen Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörü olduğu Astana sürecinin ise halen devam eden İdlib operasyonu ile fiilen bittiğini dile getiren Xelîl, Kürtlerin yer aldığı yeni bir Cenevre sürecinin başlatılmasını istedi.

Xelîl, DAİŞ tehdidi, çözüm çabaları, ‘Güvenli bölge’ fikri ve Türk devleti ile çetelerinin işgali altındaki Efrîn’in özgürlüğü konusunu ANF’ye değerlendirdi.

DAİŞ halen bir tehdit

DAİŞ’in Suriye için bir tehdit olup olmadığı yönündeki soruya Xelîl şu yanıtı verdi: “Fikir olarak, zihniyette henüz bir tehdit olarak varlığını sürdürüyor. Askeri bir güç olarak yenilgiye uğratılsa da, gizli grupları var, uyuyan hücreleri var. Bu sadece Rojava’da, kuzey ve doğu Suriye’de değil, tüm insanlığa karşı bir tehdit olarak kalmaya devam ediyor. Tüm dünya bu tehditle yaşıyor. Bu nedenle, şimdiye kadar yürütülen ortak mücadele, DAİŞ artıklarının temizlenmesi için, DAİŞ zihniyetine karşı, ona destek verenlere karşı da yürütülmeli. Ancak böyle DAİŞ’e son verilebilir. Aksi halde DAİŞ yeniden kendisini örgütleyebilir.”

Tutuklu DAİŞ üyeleri ağır bir yük

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin elinde tutuklu bulunan tutuklu DAİŞ üyelerinin hem maddi anlamda bir yük hem de tehdit olduğunu vurgulayan Xelîl, “Sayıları çok fazla ve bunlar tehdit oluşturuyor. Tehlikeli bir zihniyete sahipler. Bu nedenle herkesin gündemindedir. Vatandaşı oldukları ülkeler, gelip onları almadı. Bu nedenle Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi bir öneri yaptı” ifadesini kullandı.  Kendilerinin Birleşmiş Milletler ve uluslararası güçlere DAİŞ çetelerinin yargılandığı uluslararası bir mahkemeyi önerdiklerini hatırlatan Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Diplomasi Komitesi Sorumlusu Aldar Xelîl, bu mahkemeyle DAİŞ’in hem yargılanmasını hem de buna devletler düzeyinde yardım edenlerin ortaya çıkarılmasını istediklerini belirtti.

Xelîl, “DAİŞ nasıl ortaya çıktı? Suçlar nasıl işlendi? Nasıl bu sonuçlar yaratıldı? Tüm bunların ortaya çıkması gerekiyor” dedi.

Yeni görüşmeler başlatılmalı

Zaman içinde felç olan eski Cenevre süreci, artık bittiği neredeyse bütün siyasi kesimler tarafından kabul gören Astana süreci ve alternatif görüşmelere ilişkin ise Aldar Xelîl’in görüşleri şu şekilde: “Cenevre görüşmeleri zaten felç oldu. Başlangıçta, muhalefet Suriye içinde ve dışında etki sahibiydi. Ancak şimdiki durum böyle değil. Tüm güçlerini kaybettiler. Suriye içerisinde hiçbir etkileri kalmadı. Bu nedenle rejim de onları ciddiye almıyor ve onlarla oturmuyor. Hatta Türk devleti de bir noktaya kadar onlara destek veriyordu. Onların ellerindeki bazı kentleri koruyordu. Ama Türkiye onları da sattı. Guta, Humus, Hama, Halep ve son olarak İdlib’de, her yer de onlardan elini çekiyor. Güçsüz hale geldiler. Cenevre de böylece felç oldu. Astana ise Rusya, Türkiye ve İran arasındaydı. İdlib operasyonu ile birlikte o da etkisiz hale getirildi. Artık Astana süreci kalmadı denilebilir. Biz ise başından beri, Birleşmiş Milletler çatısı altında görüşmelerin iyi olacağını söyledik. Şimdi de Cenevre’nin yeniden canlanması ve içerisinde bizim de yer almamızla birlikte etkili olacağını düşünüyoruz. Diğer güçlerin zayıflaması nedeniyle, biz rejimle karşı karşıya geldiğimizde durumu ifade edebiliriz.”

Şam ile görüşmeler durdu

Kendilerinin Şam rejimi ile görüşmek için çaba sahibi olduklarını ancak rejimin kabul etmemesinden dolayı da görüşmelerin durduğunu ifade eden Xelîl şunları ifade etti: “Biz üçüncü tarafların arabuluculuğunda rejimle bir çözüm üzerine tartışabiliriz. Bazı çabalar oldu. Ama Şam rejimi kabul etmedi. Var olan görüşmeleri de durdurdu. Diyalog için gereken koşulları oradan kaldırdı. Mevcut durumda görüşme yok. Ancak şunu belirtmek istiyoruz; herkes bilmeli ki, Suriye’de siyasi ve barışçıl bir çözüm öne sürecek etki sahibi aktörlerle diyaloga ve çözüm için görüşmelere hazırız.”

‘Güvenli bölge’ netlik kazanmadı

Kuzey Suriye’de, Türkiye sınırında bir ‘güvenli bölge’ düşüncesi, özellikle geçtiğimiz Aralık ayında ABD Başkanı Donald Trump’ın “Suriye’deki askerlerimizi çekiyoruz” açıklamasının hemen ardından hız kazanmıştı. ‘Güvenli bölge’ düşüncesi o günden beri de uluslararası güçlerin diplomasi faaliyetlerinde önemli bir gündem maddesi durumunda. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi yöneticilerinden Xelîl süreci şu şekilde özetliyor: “ Güvenli bölge gündeme geldi. Şimdi de uluslararası güçler, Türkler, Amerikalılar ve koalisyon güçlerinin gündeminde yer almaya devam ediyor.  Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi ile de bu konuyu görüşüyorlar. Bu konuda bir kaç toplantı da oldu. Ancak henüz bir sonuç çıkmadı. Netleşen bir durum yok. Gündem olarak ortaya atıldı ama bu projenin nasıl olacağı ve nasıl gerçekleşeceğine dair ittifak oluşmadı. Yine de çabalar devam ediyor. ABD, başta Avrupa ülkeleri ve koalisyon içerisindeki ülkeleri ortak etmek istiyor. Türkiye’ye bazı şeyleri kabul ettirme yönünde çabalar var. Bunlar, Türkiye’nin denetiminde olmayacak ve uluslararası bir muhataplık oluşacak şekilde öne çıkıyor. Bizim de onlara ilettiğimiz şartlarımız var; bazı konular Efrîn meselesine bağlı, bazıları Türklerin bu projede yer almasına ilişkin, bazı konular da sınırda duracak güçlere ilişkindir. Ancak henüz ittifak kurmak için netleşen bir durum yok. Netleşmesi için biraz daha zamana ihtiyaç var.


Efrîn kendi halkına dönecek

Sadece Kuzey Suriye’deki halklar ya da Efrînliler açısından değil, Türk devletinin ordusu ve çetelerinin işgalindeki Efrîn,  bütün Kürtler açısından önemli bir gündem maddesi.

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Diplomasi Komitesi Sorumlusu Aldar Xelîl, Efrîn’in özgürlüğü konusunda sorulan bir soruya şu yanıtı verdi: “Bir yıl üç ay önce Efrîn işgal edildi. İşgale karşı  Tarihi bir direniş sergilendi ve bin 500 şehit verildi. Bu sayıdan daha fazla kişi yaralandı. Halkımız da bir direniş içerisindeydi. Türk devletinin gücü, Efrîn coğrafyasını ele geçirdi. Ama hiçbir zaman Efrîn halkı ve direnişçilerinin iradesini ele geçiremez. Biz inanıyoruz ki, Efrîn kurtarılacak. Tüm amacımız, çalışmalarımız ve planlarımız buna yöneliktir. Ama bir şöyle bir gerçek var ki, nasıl ki Türk devleti Kuzey Kürdistan’ı yıllardır işgal edip sömürdüyse, Kürt varlığını, kültürü, dili ve tarihiyle birlikte ortadan kaldırmak için yıllarca uğraştıysa, şimdi aynı politikaları Efrîn’de de uyguluyor.

Çete aileleri yerleştiriliyor

Dünyanın gözleri önünde gerçekleşen durum ise demografik değişimdir. Efrîn’in yerel halkını yerlerinden ettiler, tehdit ettiler, kalanları da günlük olarak gözaltına alıyor, alıkoyuyor, işkence ediyorlar. Zorla göçertilenlerin yerine Efrînli olmayanları, çetelerin ailelerini, demokrasi ve halklarına iradesine karşı eğitilenleri yerleştiriyorlar. Efrîn’in ulusal, dini ve kültürel kimliğini tamamen dönüştürüyorlar.

İşgal suçunun yanı sıra, buna bir de insanlığa karşı suçlar eklendi. Bu nedenle, işgal saldırılarının başladığı günden bu yana her zaman çeşitli direniş biçimleri içerisindeyiz. İlk iki ay askeri bir direniş sergileniyordu. Sonra, Şehba’daki Efrîn halkımız direnişe geçti.

Çok zor koşullarda, tüm bu zorluklara tahammül göstererek direniyorlar. Biz de hareket olarak, siyasi, diplomatik, ekonomik ve örgütsel çalışmalar yürütüyoruz. Yürütülen Çağın Direnişi (Efrîn’de işgale karşı direniş) kapsamında Efrîn’in özgürleştirilmesi için çalışmalar yapılıyor.

Bu vesileyle, hemen her gün Efrîn’de eylemler gerçekleştiren ve şehitler veren Efrîn kurtuluş güçlerini selamlıyor saygı ve hürmetlerini sunuyorum. Devam eden bu direniş ve haklımızın her yerde desteği ile Efrîn’in özgürleşeceği kanaatindeyim. Tüm diplomatik görüşmelerimiz, çalışmalarımız ve hazırlıklarımın da temel maddelerinden birini Efrîn’in nasıl özgürleştirileceği oluşturuyor. Başaracağımıza inanıyoruz. Düşman ne yaparsa yapsın, Efrîn kendi halkına geri dönecektir.”

Yazarın diğer yazıları

    None Found