Yeni dönem, yeni anayasa ve yeni yaşam

Tek adam ve tek parti hülyası aslında 7 Haziran 2015 seçimlerinde halk tarafından reddedilmişti. Ama kafaları iktidarda kalmak ve hesap vermemek üzere kurgulanmış olan Erdoğan çetesi bu iradeyi tanımadı. İç savaş denemesi, Kürtlere ve tüm demokrasi güçlerine yönelik ağır saldırılarla muhalefeti sindirmeye yöneldi. Böylece iktidarını sürdürebileceğini zannetti. Bütün bunları da dindarlık, vatanseverlik adına yaptı. Karşı çıkanlar bölücü, fetöcü ve casustu. Özellikle Mart-2019 yerel seçimlerinde ve bu seçimleri kaybedince yenilettiği 23 Haziran İstanbul BBB seçimlerinde bu kışkırtmayı alenen yaptılar. Erdoğan, Soylusu-soysuzu ve de besleme havuz medyası bu konuda yarıştı. Sonuçta hepsi de ağır bir yenilgiye uğradı ve aynı havuzda boğuldu.

Ama hala tek parti-tek adam diktasını sürdürebilmek için kıvranıyorlar. Ecellerini bir saniye bile de olsa geciktirmek için her melaneti yapacaklar. Erdoğan siyasetin evrensel kurallarını ve geleneklerini inkar ediyor. İnatla “Yüzde 52 oy aldığını” tekrar ederek dört sene hiç bir seçim olmadan iktidarda kalacağını söylüyor. Etrafındaki soyguncu ve goygoycu çeteleri de buna ikna ederek etrafında tutmaya çalışıyor. Besleme medyasıyla saldırılara devam ediyor. Bu dalkavuk medyanın faydası olsaydı zaten seçimleri kaybetmezdi.

Aslında Erdoğan yüzde 52 oy aldım derken göz göre göre yalan söylüyor, kendisini kandırıyor. Mevlana’nın dediği gibi:

“Dün dünde kaldı cancağızım. Bugün yeni şeyler söylemek lazım!”

Yüzde 52 alıp almadığı bir yana, kendisi de iyi biliyor ki seçimleri yenilese yüzde 40’ı da alamaz.

Bir de esas sorun Erdoğan çetesinin artık içte ve dışta bütün güvenini-itibarını yitirmesi, kendisine bağlanan umutların kırılmasıdır. Zaten son seçimlerdeki bozgunun nedeni daha önce AKP’ye oy vermiş olan önemli sayıda seçmenin iki ay içinde oylarını değiştirmesidir. Ama Erdoğan hala bunu anlamıyor, anlamak istemiyor.

2002’de Erdoğan’ın oyları yüzde 32 iken meclisin yüzde 64’ünü almış ve kimse de itiraz etmemişti. Hukuken meşru olmasa bile yasal açıdan haklıydı. Şimdi yüzde 52 aldım dese de meşruiyetini yitirmiş bir çete iktidarıdır. İktidarını her ne pahasına olursa olsun sürdürebilmek için debelendikçe batmaktadır. Ne meşruiyeti ne de yasallığı kalmıştır.

Bütün diktatörler gibi kendisini vatan kurtaran şaban olarak göstermek derdine düşmüştür. Bu nedenle içte ve dışta saldırganlaşmaktadır. Ama hepsi de ters tepmektedir.

Erdoğan yıllardır TEK-TEK-TEK-TEK diye diye milletin kafasını patlattı ama her şeyi de paramparça etti. Tek adam ve tek parti diktası bozguna uğradı. Şimdi de sıra AKP’nin parçalanmasına gelmiş bulunuyor. Bir menfaat şebekesi, mafya çetesi halindeki AKP’de artık Erdoğan’ın raconları da sökmüyor. Kendi milletvekilleri de “Züğürt ağaya döndük” diyerek isyana başladı. Erdoğan en masum deyimle tam bir züğürt ağa durumundadır.

Bu bozgun havası içinde kendisine muhalefet edenlere “ümmeti parçalamayın” diye saldırıyor. Burada ümmet kim, peygamber kim belli değil. Ama şu açık ki artık büyük vaatlerle gelen siyasi İslam topyekun iflas ve çöküş halindedir. Erdoğan diktasının tek faydası siyasi İslamı madara edip bir umut ve bir seçenek olmaktan çıkarmasıdır. Ümmet AKP’liler ve peygamberleri de Erdoğan ise zaten paramparça olmuşlardır.

Erdoğan diktasına son verilip yeni bir anayasa ve demokratikleşme atılımıyla yeni bir dönemin açılması kaçınılmazdır.

Aslında Erdoğan diktası bitmiştir ama zorla ayakta tutulmaktadır. Muhalif güçlerde hala onu kenara itip alternatifini ortaya koyacak güç, cesaret, eylem birliği ve vizyon yoktur.

Bütün siyasi tutsaklara özgürlüklerinin iadesi ve yeni bir seçimle yeni bir anayasa yapacak olan bir meclisin oluşması atılacak ilk adım olmalıdır.

HDP ve demokratik güçler bu sürecin öncülüğünü ve militanlığını yapabilir, yapmalıdır. Üçüncü Yol böyle yaratılabilir. Yeni yaşam böyle kurulabilir. Bu faşist diktatörlükten kurtulmak ve ileri gitmek, demokratikleşmek için başka bir seçenek yoktur.

Yazarın diğer yazıları