Yeni yayın yılında psikolojik savaşı yenmek

Selahattin ERDEM

Özgür basın önemli hazırlıklarla ve ciddi bir yenilenmeyle yeni yayın yılına girdi. Bu yılda faşist- soykırımcı psikolojik savaşa karşı daha hazırlıklı olduğu ve çok daha güçlü bir mücadele yürüteceği anlaşılıyor. Her gün yeni programların anonsları yapılıyor ve daha güçlü yayıncılık yapmanın iddiaları ortaya konuyor. Kuşkusuz bunlar sadece içi boş birer iddia değildir, tersine önemli hazırlığa dayanan ve halklara hizmeti öngören istekli bir tutumdur. Sonucun nasıl olacağını ise bir yıl sonraki durum gösterecektir.

Özgür basın doğru ve gerçek olanları halklara ve insanlığa taşımakta ve bu temelde bir bilgilendirme ve aydınlatma işlevi görmekte kararlıdır. Ancak iyi ve güzel şeyler yapabilmesi de kuşkusuz yaşamın böyle olmasına bağlıdır. Elbette özgür basının kendisinin vereceği iyi ve güzel şeyleri vardır ve bunların hiçbirini insanlığa vermekten kendini alıkoymayacaktır. Fakat nihayetinde basın yine de bir yansıtıcıdır; yaşamın en somut resminin çekilmesi ve temel özgürlük ve demokrasi değerleri çerçevesinde yoruma tabi tutularak insanlığa taşınmasıdır. Bu nedenle, iyi ve güzel şeyler taşıyabilmesi için, yaşamın iyi ve güzel olması gerekir. Bu da özgürlük ve demokrasi bilinç ve umudunun yüksek, bu uğurda mücadelenin ise güçlü olması demektir.

Kuşkusuz her şeye rağmen, özgür basının kendisi güzel şeyler bulmaya ve yapmaya çalışacak ve bu temelde işlevini başarıyla yerine getirecektir. Ancak günümüz koşullarında böyle bir görevin de büyük zorluklarla boğuşarak gerçekleşeceği açıktır. Erkek egemen zihniyet ve siyasete dayalı iktidarcı-devletçi sistemin artık tamamen kokuşmuş olduğu ve onun kapitalist modernitesinin ise pul pul döküldüğü, yine tekçi ulus-devlet faşizminin insanlığa kan ve katliamdan başka bir şey veremediği bir ortamda bunun başka türlü gerçekleşmesi de zaten mümkün değildir.

Örneğin son kırk yıldır neredeyse kesintisiz savaş yaşayan Irak’ın durumuna bir bakalım. Küresel kapitalist sistemin sözde yeniden inşa ettiği ve istikrara kavuşturduğu söylemlerine karşın, gerçekleşenin aslında birçok parçaya bölünme, iç çatışma ve kargaşa olduğu açıktır. Dünyayı sömüren ve insanlığın geleceğini karartan egemen güçlerin çıkar hesaplaşmasını yine en fazla bu alan üzerinde yürütmeye çalıştıkları ortadadır. Bu durumda son derece çirkin ve ahlaksızca yapılan bu işlerin iyi ve güzel olarak propaganda edilemeyeceği açıktır. Bu ortamda acaba tabandan gerçek bir uyanış, örgütlenme ve kurtuluş eylemi gelişebilir mi diye insanın adeta dua edesi gelmektedir. Böyle olmasını dileyelim, ancak çok zor olduğunu da bilelim. Son sokak eylemleri her ne kadar çok haklı ve demokratik halk tepkileri olsa da, sonuçta hepsinin söz konusu çıkar çatışması tarafından kullanılacağı kesin gibidir.

Örneğin son elli yıldır sürekli iç çatışma ve savaş içerisinde olan Türkiye’nin durumuna bakalım. Beş bin yıllık iktidarcı-devletçi sistemin kokuşmuşluğunu ve tekçi ulus-devlet sisteminin çöküşünü en yalın haliyle bugünün Türkiye’sinde görmek mümkündür. Beş bin yıllık erkek egemen iktidar ve devlet sistemi nasıl ki kadının ve emekçinin kurtuluş eyleminden ödü patlarcasına korkuyorsa, yüz yıllık TC ulus-devlet faşizmi de Kürdistan özgürlük mücadelesinden çok daha fazla korkmaktadır. Sonuç ise daha çok yalan ve demogoji, daha çok faşist baskı ve terör, daha ağır sömürü ve soygun olmaktadır.

Nitekim Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yöneltilen 9 Ekim 1998 uluslararası komplosunun 21. Yıldönümü yaşanmaktadır. Peki 21 yıldır söz konusu komplo zihniyetinde ve siyasetinde nereye gelinmiştir? Hile, işkence ve rehine yaklaşımından öteye değişen bir şey var mıdır? Çok açık ki hile ve işkenceden öteye değişen bir şey yoktur. Her şey var olanın daha da ağırlaştırılarak sürdürülmesinden başka bir şey değildir. İmralı soykırım sistemi ve politikası olduğu gibi sürdürülmektedir. İmralı’da avukat ve aile görüşüne bile izin verilmeyen ağırlaştırılmış bir tecrit durumu devam ettirilmektedir. Elbette çok kötü olsa da söz konusu bu zihniyet ve siyasetin teşhiri insanlık açısından son derece aydınlatıcı olacaktır.

Günümüzün birinci sorunu yapılan Suriye’ye gelince, her şeyin burada daha dramatik ve açık yaşandığı ortadadır. ‘Kendin çal, kendin oyna’ misali herkes kendisi veya birkaç kişilik gruplar halinde kendine göre sözde bir şeyler yapmaya çalışmakta, ancak hiçbiri de gerçeklik kazanmamaktadır. Tabi en çok da Suriye üzerinde AKP-MHP faşizmi yenilgi yaşamakta, adeta sonunu getirecek rezaletli durumlara düşmektedir. Son sınır tehditlerinin de böyle bir sonuç vermekten öteye gitmeyeceği anlaşılmaktadır. Hatta bunun Erdoğan-Bahçeli saltanatının sonu olacağını söyleyenler vardır ki, herhalde en çok olası olan ve güzellik içeren de bu olacaktır. Eğer böyle olursa, işte o zaman tekrar aşılacak ve insanlığın önünü açacak iyi ve güzel değişiklikler yaşanacaktır.

Mevcut haliyle kapitalist modernite sisteminin dünyayı kriz ve kaos içinde yönetmeye ve sömürmeye, Ortadoğu’yu ise daha küçük ve zayıf parçalara bölmeye çalıştığı açıktır. Bölgenin Kürt düşmanı ulus-devlet statükoculuğu ise, tehdit ve şantaj politikaları ile ayakta kalmaya ve tükenen ömrünü uzatmaya çalışmaktadır. Aslında çökmüş düzen, cesedi sürükleyip gömecek mezar kazıcılarını beklemektedir. Ne yazık ki, söz konusu mezar kazıcılar da mevcut haliyle zayıf ve parçalıdır, dolayısıyla görev ve işlevini hızla ve tam olarak yerine getirememektedir. Ancak yine de umut bunlardadır, insanlık için iyi ve güzel geleceği yaratabilecek olan bunlardır.

O halde yeni yayın yılında da özgür basın bu durumu günlük gelişmeler çerçevesinde halklara ve insanlığa taşımaya devam edecektir. Beş bin yıllık erkek egemen iktidar ve devlet sisteminin kokuşmuşluğunu ve tekçi ulus-devlet faşizminin pul pul dökülüp çöküşünü yansıtacaktır. Türkiye’yi, Suriye’yi, Irak’ı ve İran’ı öncelikli gündem yapacaktır. Özellikle de Kürdistan üzerindeki mücadeleyi ve Kürt halkının özgürlük kavgasını vermeyi birinci sırada esas alacaktır. Bu çerçevede yaşananları takip ve analiz etmeye ve bunları halklara ve insanlığa taşıyarak aydınlatıcı ve eğitici görevlerini yerine getirmeye çalışacaktır.

Kuşkusuz esas önceliği başta kadınlar ve gençler olmak üzere emekçi kesimlerin ve halkların mücadelesini takip etme ve yansıtma olacaktır. Bunlara öncülük eden Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesi çerçevesinde bu alanda yaşanan gelişmeleri izleyecek, değerlendirecek ve insanlığa taşıyarak karanlıkları aydınlatma işlevini sürdürecektir. Elbette birilerine karşı, birilerine de taraf olacaktır. Özgür basın gerçeğinin öyle tarafsız kalma gibi bir durumu söz konusu olamaz. Çok açık ki erkek egemen zihniyet ve siyasete, iktidarcı-devletçi sisteme, kapitalist modernite düzenine, Kürt düşmanı faşist, sömürgeci ve soykırımcı zihniyet, politika ve pratiğe karşı olacak, tersine özgürlük, demokrasi ve kardeşlikten de her zaman yana olacaktır.

Bu çerçevede özellikle psikolojik özel savaşın gerçekleri karartmaya ve ters yüz etmeye çalışan sahtekarlığına karşı mücadele edecek, her zaman doğrunun, haklının, özgürlükçü ve demokratın yanında ve onun sesi olmayı bilecektir. Özellikle faşist-soykırımcı iktidar yardakçısı Türk basınının bütün yalan ve hilelerini açığa çıkartacak, Türkiye toplumunun beynini yıkamaya çalışan histeri dolu çığırtkanlığını boşa çıkartarak halkları bu şartlanmışlık tehlikesinden kurtarmaya çalışacaktır. Bu temelde her türlü saldırıya karşı özgür yaşam gerçeğini aydınlatmaya ve savunmaya devam edecektir. Özgür basının tüm bileşenleri büyük bir cesaret ve fedakarlıkla çalışarak psikolojik savaşı yenmeyi mutlaka başaracaktır. Yeni yıl da biz de daha etkili bir biçimde ve yeni yaklaşımlarla bu tarihi mücadelenin bir parçası olmaya çalışacağız. Bu temelde yenilenen ve yeni başlangıçlar yapan herkese başarılar diliyoruz…

Yazarın diğer yazıları