Yeniden Merkel mi?

Almanya Gündemi

Uzun bir süredir Almanya’nın gelecek dönem vizyonunu belirleyecek "Merkel başbakanlık için adaylığını tekrar ilan edecek mi?" sorusu yanıtını arıyordu. Bir bütün olarak gelişmelere baktığımızda tahmini zor olmayan bu soru, geçtiğimiz günlerde yanıtını buldu. Merkel 2017 seçimlerinde tekrar aday olacağını basına deklere etti. Merkel, adaylığının sadece seçim kampanyası için değil, aynı zamanda önümüzdeki dört yılı etkileyen bir karar olduğunu söyledi. 2005 yılından bu yana başbakanlık görevini yürüten Merkel’in, (toplam 11 yıl, 3 dönem), 4. dönem de başbakanlık için adaylığını koyması öyle büyük bir sürpriz olmadı. Zira Merkel gelen sorular karşısında suskunluğunu koruyarak zaten bu sorunun yanıtını kolaylaştırıyordu. Fakat özellikle mülteci antlaşması ve akabinde Erdoğan ile yaptığı işbirliği, kamuoyunda ona eksi puan getirmiş, nitekim yapılan yerel seçimlerde bu tepkiler CDU’nun başarı grafiğini etkilemişti. Ülkedeki güvensizlik atmosferinden faydalanan aşırı sağ kanadının yükselişe geçmesi de Merkel’in başarı grafiğini etkileyen önemli bir konu. 

Fakat tüm bu olumsuz atmosfer ve tepkilere rağmen Merkel’e karşı güçlü bir alternatif oluşturulamaması, Merkel’in adaylığını sağlamlaştırdı. (Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, İçişleri Bakanı Thomas de Maizière kulislerde geçen isimler arasındaydı). CDU’nun kardeş partisi CSU da Merkel’in adaylığına sıcak bakıyor. 

Diğer taraftan seçimde sonuçları etkileyici bir rolü olan SPD hala kendi adayını sunmadı. Ocak ayında deklere edilmesi beklenen, fakat şimdilik henüz netleşmeyen SPD adayı olarak Genel Başkan Sigmar Gabriel ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un isimleri ön planda. Schulz’un Cumhurbaşkanı adayı Steinmeier’dan boşalacak olan Dışişleri Bakanlığı koltuğuna düşünülmesi Gabriel’in aday olma ihtimalini güçlendiriyor. 

2005 Seçimlerinde Gerhard Schröder, 2009 seçimlerinde Frank-Walter Steinmeier 2013 seçimlerinde Peer Steinbrück olmak üzere SPD adaylarına karşı 3 kez zafer kazanan Merkel, 2017 seçimlerinde de bu tabloyu koruyacağa benziyor. Gabriel’in aday olması durumunda, Emnid araştırma şirketi tarafından Bild am Sonntag gazetesi için yapılan bir ankete göre, Gabriel’i destekleyenlerin oranı yüzde 21 iken, Merkel’i destekleyenlerin oranı yüzde 51. Her ne kadar anketlere böyle yansısa da, bu yıl geçmiş yıllara nazaran çok daha zor bir seçim kampanyası dönemi Merkel’i bekliyor. Zira kamuoyundaki güven bunalımını aşmak göründüğü kadar kolay değil. 

1990 yılında DDR’de ilk serbest yapılan seçimlerde milletvekili, 1991 yılında Federal Aile, Kadın ve Gençlik Bakanı, 2005 yılından bu yana Başbakan olan Merkel; gerek Avrupa’da meydana gelen krizlerde (Ukrayna ve Yunanistan), gerekse Ortadoğu savaşı nedeniyle Avrupa’ya doğru akseden mülteci krizinde gösterdiği performanstan dolayı TIME dergisinin geleneksel olarak her yıl açıkladığı liderler sıralamasında birinci olmuş, Forbes dergisi de kendisini ‘dünyanın en güçlü’ kadını olarak göstermişti. "Merkel politikaları" patenti ile "güçlü kadın" imajını koruyan Merkel, iç politikada modernleşme ve iyileştirme sözleri verse de Almanya’nın dış politikalarında aynen devam sinyalleri veriyor. 

Ayrıca hatırlatalım; CDU, CSU ve SPD, düzenledikleri ortak basın toplantısında Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’in cumhurbaşkanlığı adaylığını resmen açıkladı. Bu anlamda 2 Şubat 2017 tarihinde Federal Seçiciler Kurulu’nda yapılacak oylama sonucu belirlenecek olan cumhurbaşkanının Steienmeier olmasına kesin gözüyle bakılıyor. 

Merkel ve Steinmeier’ın adaylıkları Almanya’nın Ortadoğu, dolayısıyla savaş politikası ve Türkiye ile işbirliği politikalarında aynen devam anlamına geliyor.

Yazarın diğer yazıları