Yerel seçimde hangi görüş açısıyla

Yerel seçimlerde hareket edilmesi gereken belli başlı vektörler var.

Birincisi, Erdoğan faşizminin soykırımcı ve tasfiyeci saldırılarına karşı direnişi kararlılıkla sürdürme ihtiyacı.

İkincisi militan ve görece daha ılımlı biçimlerdeki kitle direnişini sürdürmeye ve yükseltmeye duyulan ihtiyaç. Diğer ifadeyle fiili meşru mücadelenin militan ve ılımlı kitlesel direnişleri.

Üçüncüsü parlamento seçimleri alanında etkili çalışmayla kitle desteğini koruma ve büyütmenin gerekliliği.

Dördüncüsü, yerel seçimlerde de etkili çalışmayla kitle desteğini koruma ve genişletme ihtiyacı.

Üçüncü ve dördüncüsü ilk iki boyuttaki mücadeleye tabi olmalı ki, Erdoğan faşizmine karşı mücadele başarıyla sürdürülebilsin.

Mücadele deneyleri sayısız kez kanıtlamıştır ki, faşizme karşı sert ve zorlu direniş ile kitle eylemleri, asıl mücadele biçimlerini oluştururlarken, parlamento ve seçim alanındaki mücadeleler tali mücadele biçimlerini oluşturur ve ikinciler birincilere tabi, birincilerin geliştirilmesi hedefine bağlı olarak yürütülürler. Marksizm-Leninizmin mücadele biçimlerine ilişkin bakış açısı budur. Bu bakış açısı sürekli kılınmalıdır.

Öte yandan faşizme karşı mücadele, hem tüm halk güçlerinin demokratik birleşik mücadelesi olarak yürütülmeli hem de burjuva kliklerin iktidar dalaşından bağımsızlığını titizlikle ve kararlılıkla korumalıdır.

Yerel seçimlere antifaşist mücadelenin geliştirilmesi ihtiyacına göre yaklaşmak şarttır. Yoksa ilk bakışta kazanılacak bazı yerel seçim başarıları Erdoğan faşizminin saldırılarıyla tasfiyeye uğratıldığında halk desteği başarılı tarzda antifaşist direnişe seferber edilemez ve geniş antifaşist kesimler hayal kırıklığına uğratılır.

Bu yerel seçimler, son 4 yıldır olduğu gibi, Erdoğan faşizminin ağır soykırımcı, içte-dışta kirli/işgalci savaş ve devrimci demokratik hareketi tasfiye saldırıları altında yapılıyor.

Özel olarak da Erdoğan faşizminin 100’e yakın HDP’li belediyeyi gaspetmiş olduğu ve yeniden seçilecek HDP belediyelerini gasp edeceğini, yerine sömürgeci tetikçilerini atayacağını önceden ilan ettiği koşullarda yapılıyor.

Erdoğan faşizminin sömürgeci gaspına karşı yeniden halkın seçilmiş belediyelerini geri almak, Erdoğan faşizminin gasp tekrarına karşı yenilenen antisömürgeci desteği kitle eylemine dönüştürmek ve halkın mücadele deneyimini geliştirmek yerel seçimlerin özgün ve acil görevidir.

Bütün vektörlerin önem bağlantılarına göre ve asıl mücadele olan Erdoğan faşizmine karşı direniş hedefine tabi olarak ele aldığımızda, antifaşist ve antisömürgeci birlik içinde, egemen iki cepheden bağımsız biçimde yerel seçimlerde HDP etrafında oluşturulan birliği geliştirmek faşizme karşı mücadelenin ihtiyacıdır.

Biri büyük diğeri küçük çaplı iki eğilim bu ihtiyaçtan sapma gösteriyor. Büyük çaplı eğilim aslolarak Erdoğan faşizmine tepki duyan halk kesimleri içinde oldukça yaygın. Erdoğan-Bahçeli faşist merkezinin kitle desteğini geriletme isteğiyle “millet” ittifakına yönelme. Bu eğilimin bizzat içinde yeralan antifaşist partiler de var. ÖDP, parlamento seçimlerinde HDP etrafındaki cephede yeralmayı red etmekte ısrar etti. Fakat belediye seçimlerinde CHP’de yer almayı sindirebildi. Anlaşılan burjuva muhalefetten bağımsızca halk hareketi geliştirme umudunu kaybettiği için bunu sindirmekten başka bir yol tutamıyor.

Faşist ittifakı ve yedeklerini seçimlerde kitle desteği açısından geriletmenin önemsiz olduğu elbette söylenemez. Fakat bu alandaki mücadele, faşizme karşı sert direniş ve kitle eylemliliğini geliştirmeye tabi olduğuna göre, CHP’ye bağlanmış bir çizginin buna ne hizmeti olabilir? Olmayacağı en kritik anlarda CHP’nin Erdoğan faşizmine ve savaşa koltuk değneği olmasıyla defalarca kanıtlandı.

Diğer bir eğilim ise Dersim belediye seçimlerinde SMF’de yansıyor. Belediye seçimlerini antifaşist mücadele amacına tabi olmaktan koparan hatta parlamento seçimlerindeki tutumundan bile ayıran dargörüşlülüktür. “Sosyalist belediye”ciliği demokratik devrimci güçbirliğinden bağımsızca (ama TKP gibi şoven bir partinin titrine bağımlı olmayı sindiren) geliştirerek hızla büyümeyi sanan hayalci ve faşizme karşı asıl mücadeleden koparan parlamenterist eğilimdir.

Oysa işçi sınıfı ve halklarımız adına hareket eden her güç, Erdoğan faşizminin bizim cephe için öngördüğü saldırı ve tasfiye stratejisine karşı esas olan alanlardaki mücadeleye tabi kılmak gerektiği açık değil mi? Açık ve bu hedefe bağlılık belediye seçimlerinde demokratik devrimci güçler arasında anlaşmalarda esnek davranmayı gerektirir.

Erdoğan faşizmine karşı direniş zayıflarsa, diktatörlük belediye mi bırakır? Bir gecede hepsini tasfiyeye girişeceği açık değil mi?

Faşizme karşı direniş yolundaki yoldaşlığın gereği, bu direnişe kitle desteği sağlama hedefiyle ve gaspedilen mevzileri halk desteğiyle yeniden alma mücadelesi haline getirmek görüş açısıyla hareket ederek belediye seçimlerinde de antifaşist birliği sağlamaktır.

Henüz zaman varken yeniden demokratik devrimci güç birliğine katılmak, anlaşmada esnek davranmak Erdoğan faşizmine karşı mücadele yoldaşlığının gereğidir. SMF’den beklenen bu olmalıdır.

Yazarın diğer yazıları