İhanetin adı ne zaman ‘Birakujî’ oldu?

El Kaide, El Nusra, DAİŞ, Ahrar uş Şam, ÖSO, SUK çeteleri son beş yıl içinde Rojava’nın değişik alanlarına saldırılar gerçekleştirdiler. 21 Ocak 2014 günü Cizire Kantonu, ardından Kobanê ve Efrin kantonları özerkliklerini ilan edince bu saldırılar da tırmandırıldı. Türk devleti başından itibaren bu çeteleri eğitti, donattı ve sonuna kadar destekledi. KDP’nin sponsoru olduğu “parti” ve örgütler de ENKS adı altında, bu çetelerle birleşerek YPG/YPJ’ye karşı savaştı.

Rojava’da öz savunma savaşı günlük yaşamın bir parçası haline gelirken, Türkiye ve KDP’nin desteklediği çeteler yenilmeye başladı. Bunun üzerine Türk devleti, sınır kapılarını kapatarak ve Rojava sınırına duvar örerek devrimi boğma planını devreye soktu. 

KDP de bu planın ortağı olarak, Rojava’nın dünyaya açılan tek kapısı olan Semalka sınır kapısını kapattı. Ardından KDP yönetimi, 2014 yılının Nisan ayında Rojava-Güney Kürdistan sınırına boydan boya hendek kazmaya başladı. Amaç, yiyecek içecek başta olmak üzere halkın zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma getirilerek KDP’ye muhtaç hale düşürülmesiydi.

Rojava’yı ekonomik kıskaç altında tutarak, halkı bezdirmek ve ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getirerek yönetime karşı isyan ettirmek, AKP ve KDP’nin hala sürdürdükleri ortak plandır. Bugün Şengal’e bağlı Xanesor’a yönelik AKP/KDP saldırısı bu planın bir parçasıdır. 

Türk devleti ve KDP yönetimi, Musul’un DAİŞ’ten kurtarılması ile birlikte, Irak merkezi hükümeti ile Rojava yönetimi ilişkilerinin normalleşeceğini iyi bilmektedir. Bu olasılık Rojava’nın Türkiye’ye ve Semalka sınır kapısına mahkumiyetinin de sonu olacaktır. 

Rojava ve Irak arasında geçiş güzergahı olan Xanesor, Semelka sınır kapısına alternatif, seyahat ve ticaret potansiyeli yüksek merkezlerden biri olmaya adaydır. AKP ve KDP’nin ortak saldırısı “kardeş kavgası” falan değil, bu alternatifi ortadan kaldırmaya yönelik planlamanın bir sonucudur.

Neçirvan Barzani’nin 23 Aralık 2016 günü Ankara’yı ziyareti sırasında bu plan konuşulmuştur. Tayyip Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın 26 Aralık 2016 günü yaptığı basın toplantısında, PKK’nin Irak ve Sincar’daki varlığını sonlandırma konusunda Neçirvan Barzani ile tam bir fikir birliği içinde olduklarını belirtmiştir.

Bu ziyaretten iki hafta sonra, 7 Ocak 2017 günü TC Başbakanı Binali Yıldırım Hewler’i ziyaret etmiştir. AKP ve KDP, PKK’nin Irak’tan çıkarılması için askeri ve siyasi olarak yapılabilecekleri planlamışlardır. KDP lideri Barzani’nin 25 Şubat 2017 tarihli Ankara ziyareti ile bu planın pratikleştirilerek uygulamaya konulması kararlaştırılmıştır.

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu planın, AKP/KDP ortak yapımı olduğunu ve hayata geçirildiğini, hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek bir açıklıkla itiraf etmiştir. 2 Mart 2017 tarihli Türkiye gazetelerinin tümü bu açıklamayı yayınlamıştır. Mevlüt Çavuşoğlu bu açıklamada, “Şu anda özellikle PKK’ya karşı, Irak’taki bizim en önemli müttefiğimiz Barzani’dir. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte PKK’ya yönelik de, birlikte önemli ve ortak operasyonlarımız olacak” demiştir.

Bu açıklamadan bir gün sonra AKP/KDP çeteleri, Şengal çevresine güç yığınağı yapmış; 3 Mart günü Xanesor’a saldırarak, Çavuşoğlu’nun sözünü ettiği “PKK’ya karşı KDP ile ortak operasyon” başlatılmıştır.

Dolayısıyla herkesin gözü önünde ve tarafların kendi beyanları ile sabit olan bir saldırıyı, “kardeş kavgası” diye nitelemek, KDP’nin suçunu örterek PKK’yi itham altına alma gayretidir. KDP saldırısına “Birakujî” maskesi takmaya çalışan kimi siyasetçi ve yazar, “tarafsızlık” numarası ile açık ve görüneni karmaşık hale getirmeye çalışıyorlar. 

AKP ve KDP’nin ortaklığı ile gerçekleşen Şengal saldırısını görmezden gelerek, akil ve makul insan rolüne soyunmak; üzüntü ticareti yapmak, beş paralık değeri olmayan bir orta sınıf tepkisidir. Böylesi durumlarda tarafsızlık ve muğlaklık, haksızlığa ve yalana hizmet etmekten başka hiçbir işe yaramaz.

Yazarın diğer yazıları