‘Yine olsa yine direnirim’

Nurten Gül, açlık grevinde olan tutsakların sesini duyurmak için direnirken devletin en saldırgan yüzüyle karşılaştı ama asla vazgeçmedi. Gül, “Polis darp etti, itti, saldırdı ama hiçbir zaman evimde oturmayı düşünmedim. Çocuklarımız ölmesin diye direndik, kazandık. Yine olsa çocuklarımız için direnirim” diyor.

İmralı tecridinin kaldırılması talebiyle 8 Kasım 2018’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) Colemêrg Milletvekili Leyla Güven öncülüğünde başlayan açlık grevleri ve 30 Nisan’da başlayan ölüm orucu eylemleri 26 Mayıs’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine sonlandırıldı.

Bu süreçte çocukları açlık grevinde olan anneler, çocuklarının seslerini duyurmak için her gün alanlarda ve cezaevleri önünde bir araya geldi. Türk polisinin şiddeti kamuoyunda tepkilere neden olurken, anneler başlarındaki beyaz tülbentleriyle direnişin sembolü haline geldi. Bu annelerden biri de Amed Koşuyolu Parkı’nda 26 gün boyunca direnen 3 çocuk annesi Nurten Gül (50) idi.

Ya toprağa sarılıyoruz ya da zindan demirlerine

Nurten Gül’ün harita ölçümü yapan oğlu Muhammed Gül, 2016 yılında iş için gittiği Îdir’da polis tarafından gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine götürüldü. İfadesini kendi anadiliyle vermek isteyince tercüman olmadığı gerekçesiyle duruşması ertelendi. Aylar sonra görülen ikinci duruşmada ise 12 yıl 5 ay hapis cezası verildi.

Oğlunun suçsuz yere 4 yıldır cezaevinde tutulduğunu belirten Gül, “Kürt anaları ya toprağa ya da zindan demirlerine sarılıyor. Türk devletinin başına her gelen Kürtlere düşman oldu. Çocukluğumuzda köylerimiz yakılıp, yıkıldı, tanıdığımız birçok insan ya kaybettirildi ya da katledildi. Bunun tanıklığıyla büyüdük” diyerek Kürt annelerine dayatılan yaşama karşı öfkesini dile getiriyor.

Keşke en başında sokağa çıksaydık

 Devletin kör, sağır ve dilsiz Kürt yaratmaya çalıştığına vurgu yapan Gül, “Bizi çocuklarımız, toprağımız, ülkemiz, dilimiz, kimliğimiz ve bir bütünü olan Sayın Öcalan ile sınıyorlar. Kürt halkının değerlerine saldırıyorlar. Çocuklarımız tecride karşı açlık grevine başladı. Muhammed de 1 Mart’ta başlamıştı. İlk duyduğumda nefes alamadım sanki, ama dik durdum. ‘Oğlum doğru olanı yapmış, arkadaşlarından geri duramaz’ dedim kendi kendime. Yine de içim parçalandı. Keşke en başında sokağa çıksaydık. Çocuklarımız gözlerimizin önünde her gün eriyorlardı” ifadelerini kullandı.

Direnerek kazanacağız

Sırf kendi çocuğu olduğu için sokaklara çıkmadığını, tüm tutsakların annesi olduğunu ifade eden Nurten Gül, “Oğlum grevde olmasaydı bile açlık grevinde olan tutsakların halini gördükten sonra dayanamaz, çıkardım sokağa. Hiçbirinin benim oğlumdan farkı yok. Polis her eylemimizi engelledi. Tek istediğimiz çocuklarımızın sesini duyurmaktı ama özellikle kadın polisler kinle, nefret saldırıyordu. Bir kadın nasıl bir anneye öyle saldırabiliyor, hiç bilmiyorum. Darp etti, itti, saldırdı ama hiçbir zaman evimde oturmayı düşünmedim. Hangi ana, evladı açken evinde huzurla uyuyabilir? Çocuklarımız ölmesin diye direndik, kazandık. Yine olsa yine çocuğum için, çocuklarımız için direnirim. Bu zafer önce Leyla’nın, sonra tutsakların, ondan sonra da bizimdir. Direnmek yaşamaktır. Direneceğiz ve kazanacağız. Kürtlerin direnmekten başka çaresi yok” diye konuştu.

JINNEWS/AMED

Yazarın diğer yazıları

    None Found