İki Kürt

Bu hafta yüreğim iki kürdün ölüm haberi ile yeniden kanadı. Her iki Kürd’te geçmişlerinde farklı siyasetler içerisinde yer almıştı. Birisi DDKDli, diğeri iseKUK’lu idi. 1984 atılımı sonrası her iki Kürd’te Kürt Özgürlük mücadelesinin çeşitli oluşumlarında yer aldı. Birisinin gerçek ismini bilmeme karşın diğerinin gerçek ismini dahi öğrenemedim, öğrenme gereğini de duymadım.

Kürtlerde birisi 1952 yılında Diyarbekir’in Sur ilçesinin Alipaşa Mahallesinde doğan ve otuz altı yıl süren sürgün yaşamı sonrası geçen hafta Kopenhag’ta yaşamını yitiren Mehmud Önder idi. Mehmud Önder parmaklarından başına kadar her şeyi ile Kürt idi. Her şeyden önce Kürt diline aşık ve mazlum dilinin gelişmesi için çaba gösteren bir Kürt idi. DDKD kökenli olmasına karşın, DDKD’li olması Kürt Özgürlük Mücadelesine sempati duymasına engel olmamıştı, aksine Kürt Özgürlük Mücadelesinin siyasal kurumları içerisinde yer alarak emeği ile katkıda bulunmuştu. Diyarbekirlilerin deyişi ile “Alipaşalı eli maşalı Mehmud Önder” Kürt medyasının emektarları arasında yer almıştı. Yer almaklada kalmamış Med TV’den başlayarak bugüne kadar bütün muhalif TV’ların içerisinde televizyonculuk konusunda onlarca öğrenci yetiştirmişti. Uzun müddet yaptığı “Denge Gel” programları hem Kürdistan hem de diasporada Kürt kitlesini televizyon ekranlarına kilitlemiş, onbinlerce Kürt kendisini renkli ekranlarda ifade etmek imkanına sahip olmuştur. 

Bir gün Şeyh Mehmud Berzenci’den bahsederken “Şeyh Mahmud” demiştim. Kaşlarını çatmış ”Kekê min Kurmanci de Mahmud nine Mehmud heyê“ demişti. O günden sonra hem kendisine hem de diğer Kurd Mahmut’lara hep “Mehmud” diye hitap ettim. Kurmancı’mı geliştirmede onun da katkıları vardır.1970-80 Kürt Hareketleri konusunda oldukça bilgi ve deneyim sahibi idi. Anılarını yazmış olsa idi gelecek kuşaklara büyük bir miras bırakmış olurdu. Yiğit ölür ismi kalır. Alipaşalı Mehmud’ta geride ismini ve anılarını bırakarak aramızdan göçüp gitti. Ailesinin,öğrencilerinin,dostlarının özelliklede mesai arkadaşı Reşat Akgül’ün Kürt ulusunun başı sağolsun diyorum. Kopenhag’ta toprağa verilmiş. Gönül isterdi ki çok sevdiği Diyarbekir’de toprağa verilse idi. Ancak ülkeye gidip gelenlerin anlattıklarından, Sur’un yıkılıp tarumar olmasından sonra Diyarbekir’ede gitmek istemiyordu. Eski Diyarbekir kalmamış diyordu.

İkinci Kürt ise altı ayımı birlikte geçirdiğim Ali arkadaştı. KUM’a Veli ile birlikte Ceyhan’dan gelmişti. Çok çalışkan gayretli bir Kürt köylü kökenlisi idi. 1980 öncesi KUK siyasetinde yer almış. Bir gün kendisine Botan’da oluşturulan kampa katılması istenmiş. Evini satıp, çocuklarını ve eşini babası gile götürüp dağa çıkmış. 78 kişilermiş. 78 peşmerge adayı. 12 Eylül sonrası o dönemde KUK’un sorumlularından birisi kampa gelerek “Darbe oldu, kampı dağıtıyoruz” demiş. Kamp dağılmış, Jitem kurucusu Arif Doğan “Jitem’i ben kurdum” kitabında bu sorumludan kendisi ile irtibatta olan kişi olarak bahseder. Günahı Arif Doğan’ın boynuna. Her neyse Ali 15 Ağustos atılımından sonra geçmişini kompleks yapmayarak Kürt Özgürlük Hareketi saflarında legal çalışmalarda yer almış. KUM üyesi olarak Kum’a gelmişti. Emektar bir insandı. Yaşamını yitirdiğini Bremende bir düğünde karşılaştığım bir kadim dostumdan öğrendim. Nur içerisinde yatsın. Ali’den anılarımda detaylı olarak bahsedecektim. Ancak yaşamdır olaki bende anılarımı yazamadan giderim. Tarihe bir not düşeyim dedim.

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 8 Şubat 1914 tarihinde Cemal Baban tarafından Bangi Kurd dergisi çıkarıldı. 

* 9 Şubat 1988 tarihinde açlık grevi eylemi sırasında Hilvan direnişinin unutulmaz ismi M. Emin Yavuz eylemin 12. gününde Diyarbekir Zindanı’nda şehit düştü.

* DEP Urfa yöneticisi Ömer Akpolat 10 Şubat 1994 tarihinde Urfa’da öldürüldü.

Yazarın diğer yazıları