İkinci aşama

Öcalan’ın çağrısıyla önce ateşkes ilan eden HPG güçlerinin çekilmesiyle, ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyordu. Ama AKP ve devlet bu konuda işi ağırdan alıyor. Atılması gereken acil demokratikleşme adımlarını atmıyor. Şu ana kadar hiçbir ciddi yasal-anayasal değişiklik yapılmış değil. AKP hala 12 Eylül faşist anayasasına, seçim barajlarına sığınıp iktidarda kalmaya uğraşıyor.

Sayın Öcalan ve tutsaklar üzerindeki zulüm sürüyor. Acilen serbest bırakılması gereken hasta tutsakların tedavileri engellenerek ölüme terk ediliyor. AKP Hükümeti adım atmak yerine oyalamalarla vakit kazanmaya çalışıyor. Kendi oluşturduğu “Akil insanlar heyeti”nin raporlarını bile dikkate almıyor. Erdoğan bir yandan çözüm sürecini savunuyor ve sahip çıkıyor gibi görünüyor ama bir yandan da tek bir adım atmamak için direniyor. Çözüm sürecini gerçekten bir çözüm bulmak olarak değil, PKK’yi ve Kürt direnişini çözme planı olarak uyguluyor.
Şunu herkes görmeli ki dünya dönüyor ve toplumlar ilerliyor. Bunu durdurmak olanaksızdır. Vesayeti kaldırdık diyen Erdoğan 1930’ların vesayetçi kafasını aynen sürdürmeye çalışıyor. O zamanlar “Memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz” diyen tek parti kafası egemendi. Şimdi de “Memlekete Kürtlük lazımsa en iyisini biz yaparız. Alevilik lazımsa en alası biziz. Demokrasi zaten bizden sorulur” diyen AKP zihniyeti egemendir. AKP liderleri bu nedenle herkesi boyun eğmeye, biat etmeye çağırıyorlar. Bu çağrıya uymayanlara da kurşun ve ceza yağdırıyorlar. Buna da ileri demokrasi diyorlar.
Ezilenler, AKP’nin uygun gördüğü ve lütfettiği-izin verdiği kadar sözde demokrasi değil, tam demokrasi istiyorlar. Ezilenlerin temel hak ve özgürlükleri daha uzun süre gasp edilemez. Temel haklar pazarlık konusu da olamaz. Erdoğan “Silahlı güçlerin daha yüzde on beşi çekildi” diyerek bahane uyduruyor. Diyelim ki doğru ve silahlı güçler çekilmedi. O zaman halkın temel hakları tanınmayacak mı? Hak ve özgürlük diyen insanlar, devlet güçleri tarafından kurşunlanmaya devam mı edecek? Devlet güçlerinin işlediği cinayetlerin, katliamların failleri hep gizli mi kalacak? Irkçı-tekçi-Türkçü kafa sürdürülerek toplum cenderede mi tutulacak? Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan ama tutmayan paslı statükoyu şimdi de AKP mi sürdürecek?
AKP’nin halka güven veren bir demokrasi anlayışından ve kültüründen uzak olduğu görülüyor. Her konuda ferman veren, dindar nesiller yetiştireceğiz diyen başbakan bu sefer de Aleviliğe merak sarmış. “Alevilik şöyleyse o da dört dörtlük Alevi”ymiş. Hiç kimsenin Başbakana “Gel, Alevi ol” dediği yok. Başbakan ya da hiçbir devlet kurumu da Aleviliği, bir başka inancı tanımlama-ölçme hakkına sahip değil. Bu onların üstüne vazife de değil. Ama AKP’nin ben merkezci-tekçi zihniyeti demokrasiye değil, diktaya yatkın olduğu için, her şeye karar vermek istiyor. Bunun CHP’nin tek parti diktasından ne farkı var?
Tam eşitlik, demokrasi ve özgürlük olmadan barış olmaz.  Barış olsun ama diğerleri olmasın demek tasfiyeci-inkarcı kafadır. AKP ve devlet hala bu kafada inat ediyor. Çözüm süreci deyip PKK’yi tasfiye planları yaparken, ROJAVA devrimini boğmak için de saldırılar peşinde. Bu politikalar halka güven vermediği gibi halkın tepkisini de arttırıyor. Bazı uzmanlar-stratejistler çözüm sürecinde PKK’nin etkisinin arttığını söyleyip alarm zilleri çalıyorlar. PKK, Kürdistan halkının ve tüm ezilenlerin temel haklarını-taleplerini savundukça elbette siyasi etkisi artacaktır. PKK’yi tasfiye etmek planlarıyla halkın temel haklarına-istemlerine karşı çıkmak halka zulümdür. Ezilen halklara zulüm yapanlar da demokrat olamaz. Onlar adi birer ırkçı-faşist diktatör olarak tarihe geçer. Halklar diktatörleri tasfiye ederek özgürleşir ve kendisi için demokrasiyi kurar.
Yeni bir Ortadoğu kuruluyor. Eski dikta rejimleri yıkılırken, ezilen halklar özgürlük mücadelesini yükseltiyor. Kürdistan özgürlük mücadelesi bu değişimin kilit taşıdır. Yeni Ortadoğu özgür Kürdistan’a dayalı olarak şekilleniyor. Bunu görmek ve kabullenmek demokratik çözüm yolunu sonuna kadar açacaktır. Başbakan ve çevresi kendilerine yönelik komplolardan şikayetçi oluyorlar. Komploları boşa çıkarmak istiyorlarsa ellerini çabuk tutup demokratikleşmeye-çözüme hız vermek zorundalar. Süreci tıkamaya-durdurmaya kalkışırlarsa bunun altında ilk kalan kendileri olacaktır.
Dünya dönüyor ve dönecek. Ama bazıları hala dünyayı durdurmaya kalkışıyor. Böylece kendi suyunu ısıtıyor.

Yazarın diğer yazıları