İktidarın büyük korkusu göç!

Fransa Gündemi

Fransa, Avrupa’da en çok göç alan ülkelerin başında geliyor. Bu göç serüveninde Fransa’nın sömürgeleştirdiği ülkelerden taşıdığı göçmenler büyük bir çoğunluğu oluşturuyor. Fransız tarihi denince göç sorunu ya da göçmenlik bunun dışında düşünülemiyor. Elysee, Dorsay, Versaille ve Fransa’nın ihtişamlı bütün tarihi yapılarının taşları altında bir Afrikalı ya da Kuzey Afrikalı’nın kanı akmıştır. En ağır işlerin, kanıyla ve canıyla tarihin ihtişamını oluşturan yapıların mimarları olan göçmenlerin tarihi belki bu arka plan geride bırakılarak şimdi bir müzede sergileniyor. Müzenin adı "Ulusal Göç Tarihi Müzesi" ve 2007 yılından bu yana açık… Ama resmi açılışı bu Aralık ayına kadar yapılamamıştı!
Paris, La Porte Doree Sarayı’nda bulunan "Ulusal Göç Tarihi Müzesi", 2007 yılından bu yana göç tarihinin izleri sergileniyor. Yaklaşık 5 yıldır ziyaretçiler, Fransa’yı bugüne kadar şekillendiren göçün izlerini tanırken iktidar olan partinin göç ve göçmenlik konusunu bütünüyle dıştalayan politikalar geliştirmesi nedeniyle müzenin resmi açılışı reddedilmişti. Hollande iktidarı sırasında da hiç gündeme gelmeyen müzenin açılışı, 15 Aralık’ta gerçekleştirildi. Oysa François Hollande’ın 2012 seçim sürecinde en çok Sarkozy’ye karşı kullandığı argüman göçmenlik sorunuydu. Çünkü göçmenlerin geri gönderilmesi, Göç Bakanlığı’nın oluşturulması, işsizliğin kaynağı olarak bizzat devlet tarafından hedef gösterilmeleri, özel güvenlik yasalarının oluşturulması vb tüm süreçler Sarkozy’nin iktidarı döneminde hayat bulmuştu. Hollande, seçim enstrümanı haline getirdiği göçmenleri seçimden hemen sonra unutmuştu. İktidara geldikten iki yıl sonra müzenin açılışı vesilesiyle François Hollande, tarihteki göçü güncel göçle bağlantısı içerisinde konuşmaya karar verdi.
Hollande, yaklaşık 50 dakika boyunca korkularını sıraladı. "Hiçbir şeyi oluruna bırakmadan mücadeleye girişmek lazım” diyen Hollande, Sarkozy ile aynı cümleleri kullanmasa da yumuşatılmış bir şekilde göçmenlerin Fransa’nın en büyük sorunlarından biri olduğunu 50 dakika boyunca anlatmış oldu. Her dört Fransız vatandaşından birinin göçle geldiğini söyleyen Hollande, bu konuyu çözümsüzlüğe sürükleyecek korkuları kullanan konuşmalara zemin oluşturmamak gerektiğini ifade etse de aslında mevcut iktidarın korkusunu özetliyordu.
Ortadoğu’dan, Kuzey Afrika’dan günlük olarak akın eden göçmenlerin istihdamı iktidarın büyük sorunlarından biri olarak ortada duruyor. Fransa’nın göç tarihine ilişkin ve göçmenlere ilişkin izleri sergilemesi göçmenlerin yaşadığı süreçleri, sorunları çözmüyor. İltica bürosu koridorlarında dosyalarıyla bekleyen binlerce insanın; insani, sosyal ve ekonomik anlamda koruma altına alınması gibi bir süreç Fransa’da işlemiyor. Fransa özellikle son 10 yıldır geçmişten daha da geri bir noktada göç sorunuyla ilişkileniyor. Göçmenlere oturum verme süreci giderek zorlaşırken, Fransa’da oturum ve çalışma izni verilen göçmenlerin herhangi bir hakkından söz edemiyoruz. Diğer ülkeler gibi göçmenin barınma sorunu Fransa devletinin sorunu değil ya da nasıl yaşayacağı, ne tür bir meslek yapacağı vb sorunlar devlet tarafından çözülmüyor. 250 saatlik dil ve entegrasyon paketi, Fransa’nın güncel politikası oluyor. Hiçbir eğitim düzeyi düşünülmeden, alfabe bilmeyenle üniversite kökenli bireyin aynı sıraya konulduğu ve dil kursu demeye bin şahit gerektiren bu 250 saatlik süreç ise işin formalitesi olarak ortada duruyor.
Sarkozy döneminde göçmenler; ellerinden alınan haklarıyla sürekli gündemdeyken, Sosyalist iktidar döneminde ise bütünüyle unutuldular. Bu nedenle Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın 50 dakika boyunca müzenin açılışında yaptığı konuşmanın özeti, "iktidar olarak göçmenler politikası konusunda iflas ettik" şeklindeydi!

Yazarın diğer yazıları