İngiltere’de ara seçimler

İngiltere Gündemi

Bu hafta iki şehirde ara seçim yapıldı ve galip gelen partinin belirlenmesiyle İşçi Partisi içerisinde halihazırda bulunan kırılmalar ve gerilimler, kendini iyice bir gösterdi. 

Stoke-on-Trent’de yapılan ara seçimde yine İşçi Partisinden bir vekil, en fazla oyu alarak İşçi Partisi kimseye koltuk kaptırmamış oldu. Ama kimsenin Stoke-on-Trent’i konuştuğu ettiği yok. Ee ne de olsa bu bölgeden yeteri bir polemik çıkmıyor. Gözler diğer ara seçimin olduğu bölgede. O da İngiltere’nin Kuzeybatısında bulunan Copeland kenti. Bu kentte gerçekleşen ara seçimde iktidar olan Muhafazakar Partisi ana muhalefet olan İşçi Partisinin elinden bir milletvekilliği aldı. Muhafazakar Partili kadın aday Trudy Harrison yeni vekil olmuş oldu. İşçi Partisinin bu kaybıyla gözler yine çok tartışmalı lider Jeremy Corbyn’e çevrildi ve istifa talepleri yine hınçla yükseldi.

İşçi partisinde bir vekil kaybetmek neden bu kadar önemli? Kaybetmek önemli elbette, ama ana sebep bu değil. Ana sebep nereden kaybedildiği biraz da. Copeland, İşçi Partisi için geleneksel olarak çok güçlü olduğu kentlerden biriydi. Diğer bir mesele ise Copeland’tan vekil çıkarmasıyla, Muhafazakar Parti 1982 yılından beri ilk defa bir ara seçimi kazanmış oldu. Bu da çok da tartışmalı yürüyen Brexit sürecinden İngiliz halkının memnun olduğunu göstermez mi biraz da? Ayrıca bu galibiyetle koltuğa oturalı beri sert politikalarından dolayı sürekli eleştirilen Başbakan Theresa May’in de onure olduğu anlamına gelmez mi? May’i diğer siyasi partiler ve medya sıkça eleştirdi de 1982’den beri ilk kez kazanılan bu ara seçim, May’e binaen bir siyasi başarı değil midir? 

Başbakan May’in başarısı kaybeden İşçi Partisi lideri Corbyn’in de başarısızlığı olarak yorumlanıyor. Haksız bir denklem bu. Corbyn, lider olduğundan beri Corbyn’e karşı çıkanlar iktidara muhalif olmak yerine iktidarın politikalarını klonlayıp Corbyn’e savaş açmasalardı eğer İşçi Partisi tabanının partilerine karşı olan güvenleri bu denli sarsılmış olmayacaktı. Öte yandan Copeland’ta kaybedilen koltuk bir başarısızlık ise Stoke-on-Trent’de muhafaza edilen koltuk niye başarı olarak algılanmıyor. AB’ye en çok karşı olan yerlerden biri olan Stoke-on-Trent’in göçmen karşıtı olan UKIP partisine kayacağı düşünülüyordu ki bu gerçekleşmedi. Yani bölge halkı Brexit’i savunmalarına rağmen İşçi Partisinden ödün vermediler. Elbette ki aday gösterilen vekillerin profilleri de yerel halkın tercihlerinde büyük bir rol oynuyor. Ama yine çok konuşulmuyor, çünkü amaç Corbyn’i mağlup etmek. 

İngiltere’de hemen hemen her parti içerisinde farklı görüşler hakim. Bir partinin de kendi içerisinde çok sesli olması gayet normal ancak İşçi Partisinde olduğu gibi içeride taban tavana uç fikirlerin farklı kesimler tarafından savunulup birbirlerinin açığını ortaya çıkartacak düzeyde olması tabanının partiye olan güvensizliği de artırıyor. İşçi Partisindeki iktidar sorunu mevcut sağcı muhafazakar iktidarın ekmeğine yağ sürüyor. İşçi Partisi, lider Corbyn’i koltuktan indirene kadar karşıtları saldırılarına son vermeyecekler. Nihai hedeflerine ulaşıp Corbyn’i indirmeyi sağladıklarında ise İşçi Partisi kaybettiği tabanı ancak 10 senede tekrar kazanabilecektir.

Yazarın diğer yazıları