İngiltere’de kadınlar

Pazar günü başkent Londra’da Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamak adına gerçekleşen yürüyüşte verilmek istenen mesaj bütün dünya kadınlarını maruz kaldıkları ayrımcılık ve şiddet, ülkelere göre yoğunluk ve sayısal açıdan farklılık arz etse de karşılaşılan sorunlar aslında evrensel. Bu yüzden dünyanın her yerinden kurumsal ve bireysel düzeyde katılımlar gerçekleşti. 2000’den beri İngiltere’deki kadın yürüyüşleri oldukça uluslararası düzeyde ilerliyordu zaten. Bu senenin farkı ise Trump gerçekliği ve iktidarın Trump gibiler tarafından alınma korkusu. Donald Trump’ın Amerika gibi büyük bir güç ülkesinin başına geçmesiyle feminizmin ve kadın dayanışmasının daha güçlü olması gerektiği savunuluyor.

Aslında burada Trump ve Trump gibilerin kişisel kadın düşmanlığının altı çiziliyor, ama daha da önemlisi Trump gibilerin güçlerinin arkasında on yıllardır süregelen neo-liberal politikaların işleyişinin, sermayenin varlıklı olanların ellerinde oluşunun, işçi haklarındaki erimenin, modern sömürgeci savaşların ve kurumsal ırkçılığın yatması. Trump, Batı liberalizmin ve kapitalizminin ulaştığı noktanın son hali. Trump’ın bir direnişi de beraberinde getirdiğini hep söyleriz bu direnişi Britanyalı kadınlar arasında da görmek artık mümkün.

İngiltere’de yakın bir zamanda bir günlük iş bırakma günü planlanıyor. İzlanda’da 1975 yılında kadınlar eşit hakları talep ettiği için bir günlük iş bırakmaları sonucunda erkekler, kadın gücünün ve emeğinin değerini anladılar. Şimdilerde ise İzlanda kadın-erkek eşitliği bakımından birinci sırada. Dünya Ekonomik Forumuna göre, kadın erkek arasındaki gelir farklılığı 2186 yılına kadar kapanmayacak. 

İngiltere’de kadınların yaşadıkları dünyanın diğer ülkelerinde yaşayan kadınların yaşadıklarından pek farklı değil. Kadın hakları bakımında en iyi 20 ülke sıralamasında yer almıyor. Kadına şiddet birinci sırada. Bütçe kesintilerinden dolayı da kadın sığınma evleri bir bir kapanıyor. Her sene 85 bin kadın tecavüze uğruyor ama sadece ortalama 15,670 kişi hakkında suç duyurusunda bulunuluyor ve yine sadece 1,070 tecavüzcü hüküm giyiyor. Meclisin yüzde 77’si erkek. Dünya sıralamasın da 74. Sırada. Şeriatın olduğu Sudan’dan, Çin’den bile daha alt sırada yer alıyor. 

Kadınlar işgücünün yüzde 47’sini oluşturuyor ama erkeklerden yüzde 20 daha az kazanıyorlar. Yani bir kadın erkekten ortalama yaklaşık her saat için 3 Sterlin daha az kazanıyor. 

İngiltere’de birçok hak çok değil daha 1960’larda elde edildi. Doğum kontrol hapı kullanımı ve kürtajın legal olması, eşit mülk paylaşımı hep 1960’lara tekabül ediyor. Hepsi mücadeleyle direnişle elde edildi bu haklar. 1968’te Dagenham’da Ford fabrikasında çalışan 850 kadın eşit gelir için grev yaptı ve bu grev tarihe damgasını vurdu. İlk kadın bakanın göreve gelmesi de yine 1968 yılında oldu. İlk kadın siyah vekil Diane Abbot İşçi Partisinden 1987’de seçildi ki kendisi hala en aktif çalışan kadın vekil unvanını koruyor. 

Son 50 yılda kadınların elde ettiği haklar paha biçilmez ama yanlış liderlerle yanlış parti politikalarla bu kazanımlar değersizleştiriliyor. 

Hak arayışı uzun ve meşakkatli ama bir hakkın kazanımı milyonların hayatını değiştireceği için bir o kadar da anlamlı.  

Yazarın diğer yazıları