İngiltere’de saldırı

İngiltere Gündemi

Geçtiğimiz Pazartesi günü sadece Britanya’yı değil tüm Avrupa’yı sarsan bir intihar saldırısıyla terör kaygıları tekrar canlandı. İngiltere’nin Manchester şehrinde bir konser esnasında gerçekleşen bir intihar saldırısında 22 kişi hayatını kaybederken 59 kişi de yaralandı. 

2005’te Londra’nın en kalabalık metrolarından birine yapılan saldırının ardından bu Manchester saldırısı en ölümcül saldırı oldu. 2005’te dört farklı noktaya yapılan saldırıda 52 kişi yaşamını yitirirken, 770 kişi de yaralanmıştı. O günden beri de patlayıcıyla bir saldırı gerçekleşmemişti geçtiğimiz haftaya kadar. Manchester saldırısından önce 2005 – 2017 arasında farklı tarihlerde gerçekleşen 81 kişinin ölürken 882 kişi de yaralandı. 

 Manchester saldırısının zanlısı Libya asıllı bir İngiliz vatandaşı. Daha önce şiddet içerikli konuşmalarından ötürü şikayet edilmiş biri. Ama yetersiz kanıttan dolayı hakkında bir işlem yapılmamış. Saldırgan üzerine yerleştirilen el yapımı paylayıcıyı patlatmasıyla gerçekleştirdiği saldırıyı DAİŞ üstlendi. Saldırıya sebep olan patlayıcının, Paris ve Brüksel’de 2015 ve 2016’deki saldırılılarda kullanılanlarla aynı olmasına rağmen İngiliz yetkililer Manchester saldırısını DAİŞ’in yaptığına ikna olmuş değil. Zanlının DAİŞ ile bağlantısı araştırılıyor ve muhtemelen yetkililer bu hafta kesin bir bulguya ulaşacaklardır. 

Manchester, Londra ve ülkenin tüm ulaşım merkezlerinde güvenlik önlemleri artırıldı.

Ancak İngiltere İçişleri Bakanı Amber Rudd, zanlının saldırı öncesinde güvenlik güçlerinin bildiği bir kişi olduğunu ifade ederken Theresa May yeni saldırıların olabileceğini belirtti. Ancak olası saldırı ihtimalinin düştüğü gerekçesiyle Cumartesi günü İngiltere Başbakanı Theresa May, Manchester saldırısının ardından en üst düzey olan ‘kritik’ seviyesine çıkarılan terör tehdidinin ‘ciddi’ seviyesine indirildiğini açıkladı. Pazartesi’den itibaren de kilit noktalarda nöbette olan askerlerin çekileceği açıklandı. 

8 Haziran’daki genel seçimlerde yarışan siyasi partiler Manchester saldırısının ardından ara verdikleri seçim kampanyalarına yeniden başladı. İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in İngiltere’nin Ortadoğu’da yürüttüğü ‘terörle savaş’ politikalarını suçladı. George Bush’un 11 Eylül saldırılarından sonra kullandığı ‘terörle savaş’ kavramına gönderme yaparak açık bir dille ‘terörle savaş işe yaramıyor’ dedi. Bu da Corbyn’in Tonly Blair ile düşmanlığını tekrar canlandırdı. Corbyn’in seçim kampanyalarının tekrar başlamasının ardından yaptığı bu konuşma muhalifleri tarafından eleştirilirken kamuoyu tarafından iyi karşılandı. Yüzde 26 kadar farkla önde başlayan Muhafazakarlar son bir kaç hafta iyice gerilirken İşçi Partisi ile arasındaki fark yüzde 5’e düştü. Bu da Corbyn’in zaferi. 

Yarın canlı yayında Sky News’da Başbakan Theresa May ve Corbyn seçim üzerine karşılıklı atışacaklarken May yan çizerek Corbyn’in karşısına çıkmak istemediğini açıkladı. Bu yüzden aynı akşam teker teker çıkacaklar. Normalde de seyircilerin köşeye sıkıştırıcı sorular sorması bakımından liderlerin epey zorlandığı ve liderlerin günler öncesinden danışmanlarıyla sıkı çalışıp provalar yaptığı bir program tarzı. May bir kaç haftaya kıyasla iyice düşen oy skalasının ve Corbyn’in sağlam çıkışıyla iyice ürkmüş durumda. Bu yüzden de Corbyn’in karşısına canlı yayına çıkma riskini almak istemedi. Keşke May, o cesareti gösterebilseydi. Zira bir yanda güneşin üzerine batmadığı imparatorluğunun mirasçılarından Muhafazakar bir lider ile öte yanda ‘İngiltere zengin ama bir o kadar da eşit olmayan bir ülke diyen’ solcu bir liderin karşılıkla atışması keyifli olabilirdi.

Yazarın diğer yazıları