İnsanlığınız batsın

Almanya başbakanı Angela Merkel’in partisi Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) Berlin Eyalet Seçimlerinde yüzde 17.06 oy alarak hezimete uğraması üzerine, yandaş Türk medyası emrinde olduğu şahısların Merkel ile yaptığı işbirlikleri bir çırpıda unutuverdi. 

"Türkiye 3 milyonu aşkın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmasına rağmen AKP’nin oy oranında düşüş yok, aksine artış var“ yazmış Sabah Gazetesi’nin bir yazarı. Bu da Türk halkının ne kadar misafirperver, hayırsever ve kötü gün dostu olduğunu gösteriyor-muş! Merkel’in yürüttüğü mülteci politikaları sonucu oy kaybetmiş olduğu bilinen bir gerçek. Irkçılığın şu anda Almanya’da bu politikalara bağlı olarak tavan yaptığı da doğru.

Türkiye’de 3 milyon Suriyeli ile birlikte yarım milyon da Iraklı sığınmacı var. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 193 ülke temsilcisine seslenen Türk cumhurbaşkanı "uluslararası toplum Suriye’deki insani değerler sınavında sınıfta kaldı. Bu insanlara karşı insani ve vicdani görevimizi yapacağız. Mültecileri alacağız, çünkü biz insanız“ dedi. 

Duyan da sanacak ki babalarının hayrına alıyorlar.

Türkiye’nin bu güne kadar mülteciler için BM’den aldığı yardımlara bakalım: Toplam 525 milyon Dolar. Türk yetkililerine göre 6 milyar Euro’luk yardım sözü veren AB’nin ödediği toplam para ise 180 milyon Euro. 

Peki Türk devleti bu paraları nerelere harcıyor? Mültecilere mi, yoksa yıllardır Kürdistan’da sürdürdüğü kirli savaşa mı?

Sonra insan merak ediyor, bu devlet ya da hükümet bunca para karşılığında mülteciler için neler yapıyor? 

Öncelikle bu sığınmacılar Türk Anayasa’sında yazılı olan gerekleri yerine getirmeden hemen vatandaşlığa alınıyor. Bu “vatandaş”ları yıllardır oy alamadıkları Kürt şehirlerine yerleştirerek hem demografik yapıyı bozuyor hem de oylarını arttırarak iktidarını güçlendiriyorlar. Sonra da bununla övünüyorlar.

Mülteciler için hazırlanan kamplarda Rojava’da insanlık suçu işleyen terörist IŞİD’e askeri üniforma dikilmesinden tutun da, askeri eğitim verilmesine kadar her türlü lojistik destek sunuluyor, bununla da kalmayıp Rojava’daki savaşta yaralanan IŞİD elemanlarını hastahanelerinde milletin vergisiyle tedavi ettiriyorlar.

Suriyeli mülteciler Kürdistan şehirlerinde bohçacı, seyyar satıcı adı altında ajan olarak kullanılıyor.

Cinayet, hırsızlık, tecavüz, silah ve insan kaçakçılığı Türkiye’de zirve yapmış durumda.

Misafirperverlik ve hayırseverlik konusuna gelince: Misafirperverlikten ziyade insanlara soyulacak enayi, her kadına, hele de yabancı uyrukluysa başka bir gözle bakan sapıklarla katillerin yaşadığı bir ülke durumunda Türkiye. Herkesin elinde bir silah ve uçan kuşun bile can güvenliği yok. Örneklere bakalım:

Pippa Bacca adıyla tanınan 33 yaşındaki İtalyan sanatçı ve barış aktivisti kadın, Silvia Moro adındaki sanatçı arkadaşıyla birlikte dünya barışına dikkat çekmek amacıyla bir eylem yapmaya karar verdi. Buna göre beyaz gelinlik giyen her iki kadın 8 Mart 2008 Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde otostop yaparak Milano’dan Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Bulgaristan, Türkiye, Suriye, Lübnan ve Filistin üzerinden Tel-Aviv’de yolculuklarını sonlandıracaklardı. Otostopla İstanbul’a kadar gelen her iki kadın burada yollarına ayrı ayrı devam etme kararı aldılar. Barış gelini Pippa Bacca, 31 Mart günü Kocaeli’nin Gebze ilçesine bağlı Tavşanlı köyü yakınlarında tecavüz edildikten sonra boğularak öldürülmüş olarak bir çalılıkta bulundu.

Serai Sierra isimli Amerikalı kadın 7 Ocak 2013 günü turist olarak geldiği İstanbul’da kendisini zorla öpmek isteyen kişiye direndiği için başı taşla ezilerek öldürüldü ve cesedi haftalar  sonra 8 Şubat 2013’te Fatih’deki surların içindeki bir dehlizde bulundu.

Almanya’da Dünya Yırtıcı Kuşları Araştırma Grubu’nun uydu aracılığıyla 2013 yılından beri takip ettiği Jan adındaki orman kartalı Afrika’dan Avrupa’ya göç ederken Mayıs 2016’da Hatay’ın Samandağ ilçesinde Türk avcılar tarafından vurularak öldürüldü.

Macar ve Slovak kuşbilim uzmanları 2012 yılında göçmen kuşların yol haritasını belirlemek amacıyla bir leyleğe çip taktılar. 2600 kilometre yol kateden bu leylek de Eylül 2016’da Mersin’de yine Türk avcılar tarafından vurularak öldürüldü.

Hakikaten ne "insan“lar(!) ama!

Sait Faik’in "Son Kuşlar“ını okumayacak kadar kitaptan uzak, şiire, öyküye, strana, barışa, kadına, kuşa, kısacası güzel olan her şeye düşman…

İnsanlık buysa… 

İnsanlığınız batsın.

Yazarın diğer yazıları

    None Found