Yolsuz ile yola devam…

Almanya Gündemi

Baştan hemen söyleyelim: Almanya Türkiye’deki referandum sonrası oluşan belirsiz havayı, dolayısıyla kafa karışıklığını çok çabuk atlattı. Türkiye ile olası krize yönelik hangi istikamette yol alacağını hiç zamana yaymadan belirledi. Zira AGİT gözlemcilerinin referandum açıklamalarının ardından, Merkel ve Dışişleri Bakanı Gabriel‚ "ülkenin tüm kesimleriyle saygıya dayalı diyalog" çağrısı, ardından Merkel’in‚ "federal hükümetin referandum kampanyasının adil koşullar altında yapılmadığına dair ciddi endişeleri bulunduğu’’ açıklamaları Almanya’nın belirleyeceği Türkiye rotası açısından küçükte olsa bir umut yaratmıştı. Bu belirsiz havadan hemen silkelenerek çıkan Almanya, kendini toparlayarak belirsiz gibi görünen istikameti netleştirdi ve Türkiye ile ilişkilerine kaldığı yerden devam kararı aldı. Haliyle bu durum denge politikalarının da devam edeceği anlamına geliyor. 

Denge politikalarının temel argümanı olan Kürtler, Türkiye’nin  koltuğunun altına aldığı dosyalar ile yeni yasakları uygulamaya soktu bile. Ortadoğu’da müttefik, kendi topraklarında yasak ilan edilen PYD, YPG, YPJ bayraklarının izahatı çok vahim. Netleşen atmosferin kararları bununla da bitmiyor. Alman Federal Aile Bakanlığı, DİTİB projelerine finansal destek sağlamaya devam etme kararı aldı. DİTİB’in projelerinden biri "Demokrasiyi yaşamak! Aşırı sağcılığa, şiddete ve insan düşmanlığına karşı harekete geçmek", diğeri ise mültecilere yardım. Evet, yanlış okumadınız, projelerin konuları aynen böyle. Zaten demokrasiden en çok bahseden de Erdoğan değil mi? 

Bu yılın sonuna kadar DİTİB’e yaklaşık 1 milyon Euro yardım planlanıyor. 2012 yılından bu yana DİTİB projelerine yaklaşık 6 milyon Euro finansal destek sağlanmış. Oysa Almanya topraklarında yabancı makamların casusluk faaliyetleri suç olarak görülüyor ve bu aşamada süren bir soruşturma söz konusu. Hatta söz konusu imamların kaldıkları yerlere baskınlar düzenlenmişti. Alman hükümeti akabinde DİTİB’e mali yardımların kesilmesine karar vermişti. Üstelik istihbarat ağının sadece imamlarla sınırlı olmadığı, AKP’nin diğer kurumlarında, hatta okullarda bile bir istihbarat ağı oluşturulduğu basına yansımıştı. Yine DİTİB’e bağlı imamların NRW eyaletinde güvenlik incelemelerine girmek istemediği için, cezaevlerinde görev yapan imamların sayısı düşmüştü. Zira artık imamlar hakkında güvenlik soruşturması isteniyordu. Kaldı ki soruşturma sürecinin yankısı diğer ülkelere de sıçramış, benzer hareketlilikler gözlenmişti. Gelinen aşamada hakkında soruşturma açılan 16 imamdan, 10’u kayıplarda, diğerleri için ise tutuklama talebi red edildi. Kayıplar kayıp, kalanlar görevlerine devam ediyor. 

Yaratılan kafa karışıklığını gidermek için kolları sıvayan Almanya, yarattığı en büyük skandalı telafi (!) etmek için kesilen mali yardımların devamına karar verdi. Haliyle insanın "madem aleni bir şekilde böyle sonuçlandıracaktınız, bu kadar tantanaya ne gerek vardı" diyesi geliyor. 

Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, "Türkiye’nin AB üyeliği şu an için neredeyse imkansız" dedi. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Avrupa üyeliği süreciyle ilgili Türkiye’yi denetim altına almaya karar verdi. Fakat bu kararlar AB ülkelerinin Türkiye ile ilişkilerini doğrudan etkilemiyor. Almanya bu noktada en kararlı ülke konumunda. Merkel’in hız verdiği dış politikada Türkiye yine pozisyonunu koruyor. Ülke sınırlarını aşan ajanlık skandalının ardından, DİTİB’e kesilen mali yardımların tekrar başlatılması ilişkilerin akıbeti açısından şu mesajı veriyor: Almanya demokrasi, insan hakları, adalet, hukuk devleti gibi ilkeleri çiğneyenlerle yola devam etmek istiyor, hak arayışında olanları ise yoldan iteliyor.

Yazarın diğer yazıları