İstihbarat yasası meclisten geçti

Fransa Gündemi

Fransa Ulusal Meclisi, terörle mücadele için istihbarat tedbirlerinin sıkılaştırılmasını öngören yeni istihbarat yasa tasarısını kabul ederken, Ulusal İstihbarat Kontrol Komisyonu adlı yeni bir idari mekanizmanın kurulmasına karar verdi. Yasa tasarısının bütünüyle yürürlüğe girmesi için ikinci bir etabı ise Senato yapılacak oylama. Mayıs ayı sonunda Senato’da oylamaya sunulacak yasa tasarısı, Senato’nun onayı ve daha sonra anayasa mahkemesinin itiraz etmemesi sonucu ancak yasa olarak yürürlüğe girecek.

Yeni yasa, "terör"e karşı internet güvenliğinin artırılmasını ve Fransız istihbarat servisinin "daha verimli çalışması" için her türlü teknolojik imkanın sunulmasını öngörüyor. Bu kapsamda internet ve telefon ağlarının analiziyle tespit edilen "terör" şüphelilerini izlemek için gelişmiş coğrafi konumlandırma sistemleri kullanılacağı belirtiliyor. Yasa sürecinin zemini Fransa’da yaşanan terör olaylarına dayandırılsa da söz konusu yasa, Avrupa terör örgütleri listesinde bulunan bütün örgütleri bağlıyor. İstihbarat servisleri, sadece radikal islamcı örgütleri değil, aynı zamanda bütün oluşumları yakından izleyebilecek.

İstihbaratın yetki ve çalışma olanaklarının bütün sınırları açılırken ülkede duruma sınırlı sayıda kitle örgütü tepki gösterdi. Bu kurumlar arasında meclis içerisinde Fransız Komünist Partisi, dışarda ise insan hakları örgütleri, MRAP vb örgütler en önde duruyordu. Fransa’da özellikle istihbaratın yakından izlediği göçmen kurumları, dini oluşumlar, siyasi partiler ise duruma sessiz kaldı. Bu sessizliğin en önemli aktörlerinden biri de Kürtlerdi. Uzun yıllardır istihbarat birimlerinin kirli oyunları, yasadışı komplo ve yöntemlerine maruz kalan Kürdistani kurumlar, PKK’nin ‘terör örgütleri listesi’nde olması gerekçe gösterilerek Fransız istihbarat birimleri tarafından yakından izleniyor.

Söz konusu izleme, dinleme ve fişleme durumları kimi zaman açılan soruşturma dosyaları kapsamında yapılırken, kimi zaman ise yasadışı istihbarat yöntemleri devreye sokularak komplolar tezgahlanıyordu. Kürdistanlılar bunun en uç örneğini KNK üyesi Adem Uzun’a Fransız istihbarat birimlerinin hazırlamış olduğu komplo sürecinden gördü. 2007-2013 yılları arasında sistematik olarak Kürtleri kriminalize eden Fransa’nın söz konusu yeni yasayı hazırlarken gerekçesi radikal islamcılar olsada yasadan herkes nasibini alacak.

İstihbarat; fişleme ve izleme için sınırsız yetkiyi meclisten geçirirken Fransa’da başka bir skandal patlak verdi. Aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin (FN) desteğiyle Béziers kenti belediye başkanlığına seçilen Robert Ménard’ın konuşmalarında açığa çıkan bilgiye göre Fransa’da yabancı ve Müslüman kökenli okul çocuklarının fişlendiği ortaya çıktı. Ménard’ın kentteki okullarda öğrencilerin dini ve etnik aidiyetlerine göre kayıt altına alındığını söylemesiyle açığa çıkan gerçek üzerinde tartışmalar sürüyor.

Ménard’ın söylemleriyle gündeme oturan öğrencileri etnik yada dini kimliklerine göre kaydetme Fransa kanunlarına göre suç sayılıyor. Fransa’da, etnik veya dini aidiyete dayalı istatistikler yasak ve Ménard’ın yaptıkları ‘fişleme’ olarak kabul görüyor. Bu nedenle belediye binasına baskın düzenlenirken, Fransa hükümeti söz konusu durumun kabul edilemezliğinden dem vuruyor. Peki 5 Mayıs günü Fransa Ulusal Meclisi tarafından onaylanan istihbarat yasası daha önce illegal yapılan bu fişlemelerin yasal kılıfını oluşturma girişimi değil mi?

Yazarın diğer yazıları