İsviçre sağ’ını göçmenler büyütüyor!

İsviçre Gündemi

İsviçre’de 18 Ekim’de yapılacak olan seçimlerde Federal Parlamento’nun yeni üyeleri belirlenecek. Bu adaylar arasında tanıdık isimler de var. Yıllardır göçmenler ile yabancılara ilişkin konularda aşina olduğumuz bu isimlerin arasında Mustafa Atıcı (SP-Basel), Haşim Sancar (Yeşiller-Bern), Sibel Arslan (Yeşiller Birlik-Basel), Ali Uzdiyen (Piraten Parti-Zürich), Aliye Gül’ü (Turgau-SP) sayabiliriz. Birçoğu yıllardır Ulusal Parlamento’da olan bu adaylar, şimdi Fedaral Parlamento’ya girip, daha etkili olma şansını elde edecekler.

Bilindiği gibi İsviçre sağı hala ülkenin en güçlü partileri konumunda. Başını SVP’nin çektiği İsviçre sağı, hem göçmen ve yabancı karşıtı politikalarla büyüyor, hem de göçmen ve yabancıların "desteğiyle" oylarını arttırıyor. Bu destek İsviçre vatandaşı olan yabancıların sandığa gitmemesinden kaynaklanıyor. Alınan bilgilere göre İsviçre vatandaşı olan yabancıların ancak üçte biri oy kullanıyor. Bu katogoriye giren Türkiyelilerin sayısının ise 50 binleri bulduğu belirtiliyor. Bu da SVP için büyük bir desteğe dönüşüyor. Diğer anlamda oy kullanmayanlar, kendilerine düşman bir partiyi, daha fazla düşmanlık etmesi için adeta iktiidara taşıyorlar. Kamuoyu yoklamaları SVP’nin giderek güçlendiğini söylüyor. Bu göçmen sorunlarının artacağı, yabancı haklarının daha da kısıtlanacağı anlamına geliyor. 

Konunun önemini irdelemenin pek de faydası olmayacaktır.  En kalabalık göçmen gruplarından birini oluşturan Kürt ve Türklerin, siyasetle bu kadar ilgili iken, İsviçre siyasetine sadece 5-6 aday vermeleri bile konuyu ne kadar önemsediklerinin bir göstergesi. Bu adayların bireysel çabalarla siyasette etkili oldukları gerçeği de işin cabası. 

Özetle İsviçre’de siyasal, toplumsal, hukuksal haklarımızın gaspını önlemek, gasp edilen haklarımızı yeniden almak, siyasette etkili olmamızdan geçmektedir. HDP’nin 7 Haziran genel seçimlerinde İsviçre’de birinci parti olması, istenildiğinde neleri başaracağımızın bir göstergesi oldu. Aynı anlayışın Federal Parlamento Seçimlerinde aday olan politikacılara da yansıması önemlidir. Bütün siyasi kurumlar, dernekler, ve sivil toplum örgütleri adaylar etrafında kenetlenmelidir. Bu Türkiye’ye ilişkin yürüttüğümüz siyasi çalışmalarımıza güç katacağı gibi, toplumumuzun İsviçre kaynaklı sorunlarının çözümünün de anahtarı olacaktır. 

Elbette adaylardan beklentilerimizi İsviçre gerçeği üzerinden şekillendirmeliyiz. Siyasal misyonumuzun tıpkısını adaylara yüklemek gerçekçi olmayacaktır. Fakat adaylarımızın da İsviçre siyasal gerçeği esas alındığında beklentilere cevap veremediği de bir gerçektir. Bu tartışma ve eleştiriler her zaman olacaktır. Fakat bu adaylar seçilmezseler bunların hiçbirini de gündeme getiremeyeceğiz. 

Söz konusu adaylarımızın şu ana kadar Türkiye’de Erdoğan (AKP) iktidarının sürdürdüğü kirli savaşa karşı ortak bir çağrı yayınlamaması ve ortak bir basın toplantısıyla barış girişiminde bulunmamasının büyük bir eksiklik olduğunu hatırlatarak, herkesi İsviçre siyasetinde daha etkili olabilmemiz için adayları desteklemeye ve konunun önemini düşünmeye davet ediyorum.

Yazarın diğer yazıları

    None Found