Yüksekdağ yüreğimizde Erdoğan tarihin çöplüğüne atılacak

Erdoğan’ın emireri yargıçlar, HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ hakkında bir devrimcinin anmasına katıldığı için 10 ay ceza verdi. Yargıtay onayladı. Diktatörün parlamentosu kararı okuyarak sayın Yüksekdağ’ın vekilliğine son verdi. 

Bu sonuç HDP’li vekillerin dokunulmazlığını kaldıran anayasa değişikliğini AKP parlamentoya getirdiğinde, AKP ve MHP’nin faşist darbeciliği, CHP’nin sonucun referanduma kalması için 330’u tamamlamasıyla başladı. Bu, eğer önlenmezse, diğer HDP vekillerine diktatör Erdoğan’ın tasfiye uygulayacağını gösteriyor. 

Sandığı herşey göstererek haklı görünmek Erdoğan/AKP’nin başlıca argümanı oldu. Fakat demokratik güçlerin sandıkla kazandığını tanımayıp gaspetmek de diktatör Erdoğan’ın başlıca pratiği, acımasız gerçeği. Erdoğan faşizmi, arsız riyakarlığı ile 2012’de Erdoğan için “demokrasi” adına özel olarak seçim yapılması için çıkarılan kanunu kullanarak Yüksekdağ’ın vekilliğini oylamaksızın gaspetti. 

Hitler ve Mussolini, komünist ve demokratik parti ile kitle örgütlerinin vekilleri ve yöneticilerini tasfiye edip hapse atıyorlardı. Erdoğan da Hitler ve Mussolini’nin, İran mollalarının yaptığını yapıyor. 

Erdoğan, panislamcı-pantürkçü yeni faşizminin inşasını kan dökerek, gaspla, zindanla, işgalle gerçekleştiriyor. Yalan imparatorluğuyla suçlarının üzerini örtmeye ve güçsüz düştüğünde kitle desteğini genişletmeye çalışıyor. 

Erdoğan’ın bütün amacı talancı emek sömürüsüyle sermayeyi büyütmek, iktidarın korumak için faşizmi tırmandırmak ve kalıcılaştırmak.

Sayın Yüksekdağ, kürsüde ve halk içinde özgürlük ve kurtuluş için mücadele etti. Vekillik de bu onurlu görevin bileşeni. O vekilliği halkımızın demokratik güçleri verdi, Erdoğan faşizmi alamaz. 

Demokratik ve sosyalist güçler, bu değerli davanın emekçileri olarak, ağır bedeller ödeyerek mücadele ediyorlar. 

Bu mücadelede Erdoğan faşizminin yalan imparatorluğuna kapılmak da, uzlaşmak da, ölü taklidi yaparak kurtulmayı sanmak da, faşizmin kanlı ve geri dönüşsüz yolunda işini kolaylaştırmaktan başka bir rol oynamaz. 

İşçi sınıfı ve halkların faşizme karşı mücadelesi zengin çeşitliliğiyle sürecek ve sürdürülmeli.

Önümüz 8 Mart. Kadın devriminin hazırlık mücadelelerinin simge günü. Devrimci cins bilinciyle alanlara çıkacak kadınlar, Erdoğan faşizmine karşı Yüksekdağ’la yürek yüreğe olacak. Onbinlerce kadın hayatın her alanında Erdoğan faşizmine karşı ayağa kalkarken yoldaşı Yüksekdağ’la kolkola olacak.

Önümüz Newroz. Kürt halkımız, Erdoğan’ın kendisine reva gördüğü soykırımcı katliamların hesabını sormak için alanlara akacak. Cizre’de yanına koşan Yüksekdağ’ı yüreğinde taşıyacak.

Önümüz 1 Mayıs. İşçi sınıfı ve ezilenler, Erdoğan faşizmine karşı, iş ve özgürlük için, sosyalizm yolunda güçünü büyütmek için alanlara çıkacak. Yoldaşı Yüksekdağ’la omuz omuza Erdoğan faşizmine karşı mücadele edecek.

Önümüz referandum, Erdoğan faşizmine hayır mücadelesi. Bu mücadelede halklarımızı hayır hareketine seferber etmek Erdoğan’ı halklarımızın yumruklarıyla sarsmak anlamına gelecek. Barikatta, kürsüde, alanlarda, dağda, fabrika ve okulda, akademide yürüttüğümüz mücadelede biriken demokratik güçlerin genişliğini ve güçlülüğünü halklarımızın yeniden görmesine, devrimci iyimserliği kuşanmasına yol açacak. 

Halklarımızın demokratik güçleri, Hayır hareketiyle özgüveni yeniden kuşanacak, mücadele basamağını yükseltmek için Hayır hareketinden hız alırken, Erdoğan’a, Bahçeli’ye, polislerine ve emireri savcı/yargıçlarına “haydutlar” diye haykıran Yüksekdağ’ın sesiyle birlikte öfke ve şiarlarını haykıracak. Erdoğan-Bahçeli faşizminin yenilgisini yakınlaştıracak. 

Yüksekdağ her zaman yüreğimizde olacak, diktatör Erdoğan da mutlaka tarihin çöplüğüne atılacak. 

Yazarın diğer yazıları