Yükselen sağ ve Irkçlık

İngiltere Gündemi

ABD’nin Virginia Eyaleti’ne bağlı Charlottesville kentinde, beyazların üstünlüğünü savunanların gösterileri tüm dünya gündemini işgal etmişe benziyor. Olaylar Cuma akşamı, ırkçı grupların, Amerikan İç Savaşı dönemindeki ayrılıkçı Konfederasyoncuların komutanı general Robert E. Lee’nin heykelinin kaldırılması planına karşı bir gösteri düzenlemesiyle başladı. Gösteriye katılan ırkçılar ‘sağı birleştirin’ çağrılarında bulundular. Bu gösteri, ırkçılık karşıtları tarafından protesto edildi. İki grup arasında çatışmalar yaşandı. Olaylarda bir kişi ölürken 30 kişi yaralandı. 

Başkan Donald Trump’ın şiddet olaylarının ardından yaptığı açıklama ortalığı dinginleştiren bir üslupla değil, aksine ırkçılara cesaret verecek cinstendi. Zira, konuşmasında beyaz ırkçılardan hiç söz etmedi. Olayların siyasi motivasyonunu dillendirmemeyi tercih değil. Şaşırtıcı değil. Bu olayların kendi başkanlık dönemine denk gelmesi de tesadüfi değil. Zaten Trump’ın kendisi de beyaz ırkların üstünlüğünü savunan ve buna inananların oylarıyla seçilmiş bir başkan. Amerika’daki gelişmeler ve Trump’ın aldığı tavırlar sadece Avrupa’da değil tüm dünyadaki ırkçı grupları ve sempatizanları birebir etkiliyor. Avrupa’da zaten ara ara nükseden ırkçı eylemler yok değil.

Avrupa’da mevcut sağ partiler; neo-faşist kökenli eski partiler ve yeni popülist partiler ya da aşırı sağcı partiler ve sağ popülist partiler biçiminde sınıflandırılıyor ve bu sınıflandırmalar partilerin ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi’ye ilişkin söylemlerine göre belirleniyor. İlk Avusturya ve Fransa’yı saran bu aşırı sağcı parti furyası tüm Avrupa’yı sarmış durumda. 2014 yılında gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu seçimleri ile daha önceki seçimler kıyaslandığında sağ partilerin oy oranlarını arttırdığı gözlenmektedir. 

Savaşların ve çatışmaların yaşandığı coğrafyalarda ortaya çıkan ve radikal İslamcı olarak adlandırılan grupların Avrupa’da gerçekleştirdikleri terör eylemleri İslamofobi’yi körükleyen etmenlerdendir. Bu İslami terör eylemlerinin oluşmasında da Avrupa’nın Ortadoğu dış politikaları ve sömürgeci anlayışları elbette vardır. Avrupa’da yükselen sağın ve ırkçılığın da Yunanistan’daki ekonomik kriz ve Avrupa’ya akın eden mültecilerdeki artış gibi daha birçok sebebi bulunuyor. Avrupalı liderlerin bu sosyal ve siyasal konjonktürleri kullanarak iktidar hırsı, oy kavgası ve siyasi mücadeleler ve politik çıkarlar uğruna İslamofobi ve yabancı düşmanlığını istismar ediyorlar. Kitleleri kendi elleriyle yarattıkları hayali bir ötekiye karşı korkutmaya başlıyorlar. 

İngiltere’de de olup biten olayların yabancıların üzerinden ve onları suçlayıcı bir tavırla okuyan politikacıların sayısı artıyor. Örneğin aşırı sağcı partisi UKIP’in liderlik oylamasında aday adaylar arasında bir Müslüman düşmanı bulunuyor. 1 Eylül’de aday olup olmayacağı belli olacak Anne Maria Waters, Müslüman karşıtlığını hiç saklamamakla birlikte kişisel kampanyasında bu karşıtlığını öne çıkarıyor. İngiltere’de ötekileştirilenlerin sayısı artıyor. Kadınlar, Müslümanlar, göçmenler değil sadece. Brexit ile birlikte AB vatandaşlarının bile artık birer ‘öteki’ olarak görülmeye başlanır olduğu bir dönem geçiriyoruz. 

Yazarın diğer yazıları