Yüsra’nın ardından Facebook’ta yazılanlar

Almanya Gündemi

Geçen hafta bu köşede, Düsseldorf’ta Mehmet Sukaya’nın işlediği cinayetten yola çıkarak içimizdeki ‘şiddete susma kültürü’nü yazmaya çalışmıştım. Bilmeyenler için hatırlatalım; 31 yaşındaki Muşlu Yüsra Sukaya, 8 Mart günü kendi eşi tarafından boğularak katledildi. Yüsra Sukaya, nişanlandığı andan itibaren sürekli şiddete maruz bırakılmasına, ne zaman ki buna son vermek istediyse yakın çevresi tarafından hep şiddetçi eşine geri gönderildi. Sonunda, üstelik 8 Mart gününde, öldürüldü.
Burada isimler çok da önemli değil. Çünkü bu münferit bir olay değil. Etrafımız bu tarz şiddet vakaları ile doludur. Şimdiye kadar çevremizdeki ‘aile içi şiddet’ olayları çoğunlukla ölümle sonuçlanmamış olabilir. Ama en son Düsseldorf’ta işlenen bu cinayet de, hep hafifletmeye çalıştığımız şiddet ile ölüm arasında adımlık mesafe olduğunu göstermiştir.
Şiddet toplumsal bir realite olduğu için ‘aile içi şiddet’ de ‘özel’e girmiyor. Tersine, şiddeti ‘özel alan’dan çıkarıp tabularımızla yüzleşmeliyiz, yüzleştirmeliyiz. Bunun için de cesurca, ‘resmi görüş’lerimizi bir kenara bırakarak tartışmalıyız.
Geçen haftaki ‘Katiller içimizde!’ başlıklı yazı, facebook gibi paylaşım sitelerinde geniş yankı buldu. Oradaki tartışmayı yansıtmak için, o yorumlardan bazılarını aktarıp bu haftaki makaleye burada nokta koymak istiyorum.
– Erkek müsvettelerini okudukça erkekliğimden utanıyorum (Asibir K.Y.)
– İnsan hangi okulu okursa okusun zihniyet sorunu, erkek egemenlik zihniyetini üstünden atmadıkça kişiliği bozuk tipler her zaman böyle facialar yaşatırlar. Peki bizim kurumlarımız ne yapıyor bu tiplere karşı? (Haki K.)
– Sorunun kaynağını İslamın saçmalıklarında arayın. İnsanı aptallaştıran bu saçma sapan hikayelerdir, bunu deşmediğiniz sürece soruna gerçekçi bir şekilde yaklaşmanızın imkanı yoktur (Mehmet S.B.)
– Kürtleri katliamdan geçiren zihniyet ve kadınları katleden zihniyet arasında fark yoktur. Bu zihniyetin Kürdü Türkü olmaz. Kürt olarak özgürlük isteyen ancak kendi anlayışına ve çıkarlarına ters düşen bir kadını ezen, horlayan ve katleden binlerce kişilik var. Bu zihniyeti kınıyorum. (Sakine D.)
– Eğer biten bir evlilik varsa bu bitmiştir. Hatır için beraberlik olmaz. (Özcan B.)
– Kürt derneklerinde ulusal özgürlük çalışmaları yoğunken, kadına yönelik şiddete sessiz kalınması ve hala kadının ailenin, aşiretin ve giderek ulusun namusu noktasına indirgenmesi büyük bir ikiyüzlülük ve inanılmaz derin bir ihanet insan haklarına karşı. Kadının katledildiği, insan sayılmazığı, birey olmadığı bir Kürdistan’ı istemiyorum ve istemek de çok derin bir kaybediş ve bir o kadar da namussuzluk… (Güler G.)
– 50 milyon Kürt nüfusu hep Türklerin, Arapların ve Perslerin kötü ahlaklarına ortak olmuşlar. Aslında biz Kürtler eşimize hurmet deriz, yani tespiti hazır, en özgür kadın Botan kadını. Kocası ona hurmet diye hitap ediyor. (Botan Z.)
– Burada yorum yazmak hiçbir şey değiştirmez. Keşke burada enerji harcayacağınıza bugün olay yerinde bizlerle beraber olup tavrınızı gösterseydiniz. Kimse sesini çıkarmadıkça bizlere ancak olay yerine bir çiçek koyup mum yakmak kalır. (Canan D.)
– İşte fundamentalizm, işte saf toplumsal ahlak, işte töre, işte sıradanlaşmış toplum, işte gericilik, işte susarak suça ortak olmaktır bu! (Veysel D.)
– Çok iyi, efendi görünüyordu. Nasıl yaptı anlam veremiyorum. (Serdar A.)
– Toplum ve devlet ‘kocası değil mi döver de sever de’ anlayışında. (Umudun A.)
– Belki de ilk başta kadın olarak kendimiz için yaşamasını öğrenmeliyiz… (Devrim P.Ş.)
– Sorun, erkeğin çıkarlarının ön planda olması ve toplumun erkeğe çanak tutmasıdır… (Hêvî H.C.)
– Hepimiz bu suçun ortağıyız… Kınanacak birileri varsa bizleriz… (Halil C.)

Yazarın diğer yazıları