Yüzleşmek!

Almanya Gündemi

Kamuoyunun bütün eleştirilerine rağmen, mülteci krizini çözmek amacıyla Erdoğan ile "Geri Kabul Anlaşması" imzalayan Merkel, ateş çemberinde. Savaş ve insan hakları politikalarını eleştiren Alman medyasına karşı Türk usulu ayar çekmeye çalışan Erdoğan’ın yarattığı kriz ise bütün sıcaklığı ile hala devam ediyor. Fakat krizler bitmiyor, ikili arasında görüşmeler çıkar çerçevesinde devam ettiği sürece muhtemelen durum benzer verilerle sonuçlanacaktır. Fakat son olarak Merkel oldukça ciddi bir konuda yine yaptırımla karşı karşıya. "101 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere ve diğer Hıristiyan azınlıklara uygulanan soykırımın hatırlanması ve anılması" başlığını taşıyan önerge Alman Federal Meclisi’nde 2 Haziran tarihinde oylanacak. Daha öncede gündeme gelen tasarıda Türkiye ile ilişkilerin hassasiyeti göz önüne alınarak geri adım atan Federal Meclis, 2 Haziran’da oylamaya açacağı yeni tasarıda soykırımı kabul etmeye hazırlanıyor. Fakat Merkel ile Erdoğan görüşmesinin ardından tasarı oylanmasının meclise nasıl yansıyacağı şimdilik muamma. 

Türkiye’nin bugüne kadar red ve inkar politikası ile üstünü örttüğü soykırım, tasarı olarak Federal Meclis’te 2005 yılında tartışıldı, fakat bu yönde karar alınmadı. Geçen yıl da gündeme gelen tasarıda "soykırım" tanımlaması üzerinden uzlaşmaya varılamamıştı. Federal Parlamentoda uzlaşmaya varılamamasının asıl nedeni: Türkiye ile olan ilişkileri zedelememek. Osmanlı döneminden bu yana süregelen ilişkileri tehlikeye atmak istemeyen Almanya, bugüne kadar olan tartışmalarda "soykırım" tanımı üzerinden oldukça çekimser ve dikkatli davrandı. Fakat önceki yıllarda soykırımda Almanların da sorumluluğu olduğu konusunu masaya yatıran tarihçiler dönemi tartışmaya açmıştı. Zira soykırım hayata geçirilirken yapılan yazışmalar Almanların başından bu yana Ermeni Soykırımından haberdar olduğunu belgeliyor. Nihayetinde 2 Haziran’da oylamaya sunulacak önergede Ermenilerin organize bir şekilde sürgün ve imha edildiklerine dair Alman diplomat ve misyonerler tarafından edinilen net bilgilere rağmen bu insanlık suçunu durdurma girişiminde bulunmayan Alman İmparatorluğu’nun utandırıcı rolü karşısında üzüntü duyulduğu belirtiliyor. Bu karardan sonra ders kitaplarında okutulması ise başka bir öneri.

Kısaca hatırlarsak; II. Mahmut döneminde askeri ilişkilenmeler yaşansa da, Almanlar 1879 yılında II. Abdülhamid’e yapılan ziyaretle resmi ilişkilerine start verdi. Osmanlı-Alman askeri ilişkileri de bu tarihten sonra dikkate değer bir şekilde canlandı. Almanların Osmanlı üzerinden Ortadoğu’ya açılma hedefleri, Osmanlı’nın ise ittifak ihtiyacı karşılıklı çıkarlar çerçevesinde iki ülkeyi yakınlaştırdı. (Alman şirketlerine silah siparişleri verildi (Krupp ve Mauser).Yine Bağdat Demiryolları projesi Almanlara geçti. Bu vesile ile Deutsche Bank’a da imtiyazlar verildi.) İlişkiler İttihat ve Terakki döneminde de devam etti. Bu dönemde Enver ve Talat Paşa merkezli gerek askeri, gerekse ekonomik ilişkilerini devam ettiren Almanlar, Ermeni Soykırımının yakın tanıklarıdırlar. Osmanlı ile girdikleri Birinci Dünya Savaşı’nda yenilgiyle çıkmaları Türk- Alman ilişkilerini zedelememiştir. 

Ayrıca unutmamak gerekir ki; Alman komutanlarının fikir babalığını yaptığı, İttihat ve Terakki’nin Türk-İslam çemberinde arındırma politikaları çerçevesinde yaptığı Ermeni Soykırımı (aynı zamanda yöntemsel olarak Dersim Soykırımı), Hitler’in yaptığı Yahudi Soykırımı’nda feyz kaynağı oldu. Öyle ki Hitler, Türkiye’nin milyonu aşan Ermeni’yi benzer yöntemlerle soykırıma uğratıp, uluslararası düzeyde sessiz kalındığını görünce, planlarını daha rahat hayata geçirmiştir. 

Cumhuriyet’in kuruluş aşamasında ve daha sonraki zeminde ‘tek tip’ bir toplum yaratma hedefi, soykırım politikaları ile hayata geçirilmeye çalışıldı. Gelinen aşamada red ve inkar politikalarına devam ediliyor. Erdoğan’ın Merkel üzerinde mülteci kozunu kullanarak 2 Haziran’da yapılacak oylama için baskı uygulaması olası yüzleşmenin önüne geçmek içindir. Fakat Almanya’nın da bu noktada dürüst olduğunu söylemek büyük bir yanılgı. Zira bu meseleyi yıllardır politik bir malzeme olarak kullanma eğiliminde. İki ülkenin tarihinde de yüzleşilmesi gereken soykırım geçmişi var. Almanya meselede kilit ülke konumunda. Bugüne kadar süregelen ilişkiler hesaba katıldığında Almanya’nın 2 Haziran’da oylamaya sunulacak "101 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere ve diğer Hıristiyan azınlıklara uygulanan soykırımın hatırlanması ve anılması" başlığını taşıyan önergeyi kabul etmesi hakikatle yüzleşmek için önemli bir fırsat olabilir. 

Yazarın diğer yazıları