‘Zafer sarhoşuyla’ ayıltıcı bir hasbihal

‘Seçim zaferi” keyif verir. Sevinirsin. Hoplarsın, zıplarsın. Halaya durursun, horon tepersin. İstersen göbek at.

Devlet iktidarı yerli yerindedir.

Devlet iktidarı sana bakar. Gözlerini diker. Devlet iktidarı dediğin üzülen, sevinen, büzülen, dürülen bir şey değildir. Bir makinadır. Leviathandır. Ejderhadır. Ruhu yoktur. Özetle insan değildir. Adı üstünde “devlet iktidarıdır.”

Seçim sonrasında Binali Yıldırım’ın ağlamasına bakmayın. O devlet iktidarı değildir. Makinanın kullandığı bir Adem oğludur. O ağlar. Erdoğan’ın somurtmasına da bakmayın. O da makinanın emrinde bir başka ben-i ademdir.

Siz devlet aygıtına bakın.

Çünkü o metal bedeninin üstündeki metal kafasının içine yerleştirilmiş donuk cam gözleriyle size bakıyor.

O nedenle “seçim zaferinden” bir kaç yudum içip keyiflendikten sonra daha öte gitmeyin. Bir kaç yudumu bir kaç kadehe, derken şişeye ve sonrasında bir kaç uyuşturucu hapa, aman sakın afyona tırmandırmayın. “Seçim zaferi” dediğimiz “keyif vericinin” fazlası sizi uyuşturur.

Ne dedik?

Devlet iktidarı yerli yerinde duruyor.

Bu arada bu devlet iktidarın metalik kolları, duyargaları CHP’nin içinde de yaşıyor. CHP’li seçmen alanlarda HDP’lilerle birlikte halay çekerken, devlet iktidarının CHP içindeki “mekaniği” çalışmaya devam ediyor.

AKP amansızca vurup kıran bu devlet iktidarının üstüne geçirilmiş bir kılıftır. O kılıf senin devlet iktidarını görmeni önler. Bakarsın Erdoğan’ı görürsün. Kıpraşmaktadır, sağa sola kaykılmaktadır. Sen onu Erdoğan’ın “iç dinamiğinin” sonucu sanırsın. Oysa “kılıfı” kıpraştıran, sağa sola kaykılmasına neden olan kılıfın altında işleyen “mekaniktir.”

Devlet iktidarını örten, gözlerden gizleyen kılıf şu sıralar  dikiş yerlerinden söküldü. Gören göz, yırtık kılıfın altında, bir türlü ne olduğu anlaşılamayan garip zincirlerin çarkların, dişlilerin, volan kayışlarının ilk belirtilerini görüyor. Bir de şunu görüyor:

“Terziler” harekete geçti. Savunma Bakanı Akar devlet iktidarını örten kılıfı yamalama yolunda MHP’yi, İyi Parti’yi, CHP’yi yokladı. S-400 krizinin yaratacığı çok daha vahim yırtılmayı, patlamayı, “caaaart diye” paralanmayı önlemek için “Cumhur İttifakı” markalı kılıf yerine “Türkiye İttifakı” kılıfını ölçüp, biçme, ardıntan takıp takıştırma adımını attı.

“Birinci kılıf” AKP-MHP ise, “İkinci Kılıf” CHP-İyi Parti’dir. Şimdi devlet iktidarı, artık ayıp yerini örtmeye yetmeyen “Birinci kılıfla”, “İkinci Kılıfı” birbirine teyellemeye çalışmakta.

Yani sen “seçim zaferiyle” kendinden geçmişken, devlet iktidar makinası tıkır tıkır çalışıyor.

Şeffaf kumaştan kılıf olmaz. HDP şeffaf kumaştır. O nedenle Akar onun kapısının önünden bile geçmedi.

Şimdi temel soru CHP bu devlet iktidarının ayıp yerlerini açıkta bırakan yırtık kılıfa “yama” olacak mı, olmayacak mı sorusu.

Eğer CHP’li kardeşim sokaklarda HDP’li kardeşleriyle “seçim zaferi” şerbetini fazla kaçırır, ardından evinin yolunu tutarsa, bilsin ki, partisinin içindeki “mekanik devlet makinasının kolları” gereğini yapar. Keyiften dört köşe olmuş olan seni kaptığı gibi, tam da devlet makinasının açıkta kalan kısmına yama olarak iliştirir. Razı mısın?

“Ne S-400, ne Patriot” diyebilecek misin?

CHP’li kardeşim, mahmur gözleriyle bana şaşkın şaşkın bakıyor: “Vatanımızı soba borusuyla mı savunacağız” diye zar zor mırıldanıyor.

Ne diyeyim? Vatanını S-400’le de, Patriot’la da savunamazsın sevgili kardeşim. Sen on S-400 alsan da, on Patriot alsan da onları aldıklarının elinde on bin S-400, bir o kadar Patriot var. Aldığın füzeler onların yanında soba borusundan farksız kalır.”

Seçim zaferiyle mayışmış kardeşim mırıldanıyor: “Şey, diyor, Apocular ne olacak?”

Ayıp olmasın diye gülmüyorum: “Onlarda füze yok, uçak yok kardeşim, meraklanma…”

Sonra anlatıyorum: Partine şunları söyle muhterem biraderim, hemşirem:

Türkiye bugün tek adam rejiminden dönsün… Çözüm yoluna girsin… PKK terörüydü, Cemaat bilmem nesiydi laflarını unutsun… Rojava Kürtleriyle barışsın… Güney Kürtlerinin topraklarını işgal etmekten vaz geçsin. İran’la Doğu Kürtlerine karşı işbirliğine son versin. Kuzey’deki savaşı sonlandırsın. Akdeniz’den başlayıp, tüm Suriye sınırından İran sınırına, İran sınırından teee Ermenistan sınırına kadar, duvar öreceğini sınırları açsın, bütün komşularıyla barışsın… İşte o zaman ‘her şey çok güzel olur’, evindeki soba borusunu S-400 ya da Patriot borusu haline getirme zahmetinden kurtulursun, sobanda odunlar çıtır çıtır yanar, kestane kebap yaparsın, evinde çoluğun çocuğunla barış içinde, müreffeh bir hayata kavuşursun…

Vatan böyle savunulur sevgili CHP’li kardeşim.

Sana partinden ayrıl da HDP’ye aza ol demem.

Üçüncü Yol’da birlikte yürüyelim, tıpkı İstanbul seçiminde olduğu gibi derim.

Gözlerinden öperim…

Yazarın diğer yazıları