Önemli koltuklar kadınların…

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanlığı’na Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen seçildi. Von der Leyen’in aday gösterilme süreci ise oldukça tartışmalıydı. Zira CDU’lu politikacının AB Komisyon başkanlığı için aday olarak gösterilmesinin ardından hem sol, hem aşırı sağ kesim von der Leyen ismine sıcak bakmıyordu, ki kendi partisi içinde de rahatsızlıklar mevcuttu.

Von der Leyen Almanya’nın en zor ve sorunlu Bakanlığı olarak adlandırılan ve skandalları bitmeyen Savunma Bakanlığı görevindeyken birçok tartışmanın da odağında yer almıştı.
Alman ordusunun askeri kapasitesindeki eksiklikler, orduda aşırı sağ örgütlenmenin artması, özel anlaşmalarla danışmanlık şirketlerine milyonlarca euro para aktarılması gibi pek çok konu ile gündeme gelen von der Leyen, geçtiğimiz günlerde yapılan seçimlerde kazanarak Jean-Claude Juncker’dan koltuğu devralacak.

Boşalan Savunma Bakanlığı koltuğuna ise en azından bu görev için, sürpriz bir isim oturdu: CDU Genel Başkanı, ismi zor telaffuz edilen, Annegret Kramp-Karrenbauer. AKK’nin güvenlik ve savunma politikaları konusunda hiçbir deneyimi olmadığı için savunma bakanlığına getirilmesi ise partisi içinde eleştiri konusu.

Fakat bu yeni görevlendirmelerde atlanan önemli bir konu ise Avrupa’da ve de Almanya’da önemli 3 koltuğa 3 kadının oturması. Nitekim von der Leyen AB Komisyon Başkanlığına seçilen ilk kadın, zaten Almanya’nın da ilk kadın Savunma Bakanı idi. Savunma bakanlığı koltuğunu ise bir kadından yine bir kadın devraldı. Merkel de Almanya’nın ilk kadın başbakanı olmuştu.

Merkel’e yakın bu isimlerin yan yana görüntüleri, dünyanın güçlü ülkelerinde kadınların önemli koltuklarda yer alabileceği görüntüsünü vermesi açısından önemli.
Peki bu üç kadının, kadın sorunlarına yaklaşımı açısından bir ayrıcalıkları var mı? Bunu şu ana kadar pek görmedik. Fakat üç güçlü kadın görüntüsü politikanın erkekleştiği bir süreçte farklı bir atmosfer yaratıyor.

Şunu da belirtmekte fayda var: Dünyanın en güçlü ülkelerinden bir olan Almanya’da bu gelişme kadınlar açısından her ne kadar umut verici olsa da, ülkelerin iç ve dış politikalarında izlenen yol ileriki süreçteki değerlendirmelerde baskın rol oynayacak. Öyle ki Merkel bu konuda maalesef başarılı bir profil çizmedi.

Özellikle Türkiye ilişkilerinde, Türkiye’nin savaş politikalarına destek olan adımları kamuoyu tarafından da büyük eleştiri konusu.
Nitekim Türkiye-Almanya ilişkilerinde en fazla tartışılan konuların başında silah ticareti geliyor.

Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkileri sağlamlaştıran temel konular arasında olan silah ihracatında rakamlar bu yıl yine üst sıralarda. Nitekim Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen’in soru önergesine verilen yanıtta; Almanya’dan Türkiye’ye bu yılın ilk dört ayında 184 milyon 100 bin Euro değerinde silah sevkiyatı gerçekleştiği belirtildi.

Verilen rakamlara göre, bu oran ilk dört ayda toplam Alman silah sevkiyatının yüzde 60’ını oluşturdu.
Evet Almanya Türkiye ile ekonomik ve askeri ilişkilerini Türkiye’nin iç ve dış politikalarından bağımsız bir şekilde devam ettiriyor. Zira gelecek yatırımlarını savaşa endeksleyen Türkiye ‘uluslararası hukukla uyumlu olmayan’ politikalarında ısrarcı. Buna rağmen, iki ülke arasındaki politik gerginlikler söz konusu olduğunda bile, yaptırım gibi seçeneklerin ticaret, özellikle silah ticareti alanına yansımadığını görüyoruz.

Almanya’da ve Avrupa’da önemli koltuklar el değiştirdi. Bu değişiklikler Türkiye ile politikalara nasıl yansıyacak ilerleyen süreçte göreceğiz/gözlemleyeceğiz.

Yazarın diğer yazıları