200 güne tanıklık etti

BERİTAN CANÖZER / JINNEWS/AMED

Leyla Güven’e açlık grevi eylemi süresince refakat edenlerden TJA aktivisti Zelal Bilgin, bu süreç boyunca hem çok etkilendikleri hem de güç aldıkları anlar yaşadıklarını söyledi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, 7 Kasım 2018’de görülen duruşmasına Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılarak, devleti kendi hukukuna uymaya çağırdı ve Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevi eylemine başladığını duyurdu. 8 Kasım’da başlayan eylemi 200 gün sürdü. Görüşmelerin başlamasıyla birlikte Öcalan’ın çağrısı üzerine açlık grevini bitiren Güven, 26 Mayıs’ta tedavi altına alındı. Tedavi süreci önceki gün tamamlandı ve hastaneden taburcu edildi. Ancak doktorlarının da tavsiyesi ile 200 gün süren açlık grevinin etkilerinin tamamen giderilmesi için bir müddet daha sağlık kontrollerinin sürdürülmesi gerekiyor. DTK, yaptığı açıklamada, ”Bu nedenle Eşbaşkanımız Sayın Leyla Güven’in sağlık kontrolleri bir müddet il dışında devam edecektir. Bu sürecin tamamlanmasını müteakip,  Demokratik Toplum Kongresi çalışmalarına ve ziyaretçi kabulüne başlayacaktır” dedi.

Taburcu edilmeden önce HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli tarafından ziyaret edildi. Temelli’ye HDP Milletvekilleri Feleknas Uca, Musa Farisoğulları, Saliha Aydeniz, Meral Danış Beştaş, Hişyar Özsoy, Pero Dündar, DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk ile partinin Eşbaşkanları Zeyyat Ceylan ve Hülya Uyanık eşlik etti. Güven ziyaretçilerini sevinçle karşıladı. Fotoğraf çekiminin ardından ziyaret sona erdi.

Uzun bir direniş oldu

Cezaevinden 25 Ocak’ta tahliye edilen Güven’in eyleminin büyük bölümüne tanıklık eden Tevgerê Jinên Azad (TJA) aktivisti Zelal Bilgin, kendisini etkileyen anıları ve kadın direnişini anlattı. Güven’in siyaseti derinlemesine okuyup, gündemin ayrıntısını çok iyi yaparak yeni döneme denk düşecek bir direnişe öncülük ettiğini ve bunu 200 gün sürdürdüğünü hatırlatan Bilgin, ”Hiç birimizin, hiç kimsenin beklemediği kadar uzun bir direnişti. Bu direniş yıllardır süren tecridin bir ayağını kırmış oldu açıkçası. Sonuç itibarıyla bir devletin kendi hukukunu uygulamasının önü açıldı. Demokratikleşmesi sağlanmaya çalışıldı. Devlet kendi hukukuna uysun diye insanlar bedenini ölüme yatırdı. Biz de buna tanıklık ettik” dedi.

Birçok şeyin öğreticisi oldu

 Gösterdiği direnişe saygı duymamanın mümkün olmadığını kaydeden Bilgin, dönemin ruhuna denk bir öncülük misyonu üstlendiğini söyledi. Bilgin, şöyle devam etti: “Bu misyonu yerine getirirken hepimize duruşun, iradenin, ortak direniş hattının nasıl oluşturulacağının temel öğretisini sundu. Leyla Güven ile beraber kaldığınızda, eksik ve yarım kalmış birçok yönünüzü öğreniyorsunuz. Biz de bunları öğrendik, birçok şeyin adresini gösterdi bize. Naif kişiliği ve karakteri, süreci doğru okuyabilme yeteneği, geniş düşünmesi, çok yönlü çözüm arayışları ile beraber çok şeyin öğreticisi oldu. Bir eğitim alanındaymışız gibi hissediyorduk. Oturup kalkmasından ses tonuna kadar birçok konudan etkileniyorduk. Sağlam bir irade ile ortaya koymuş olduğu direnişte zorlandığı anları da tahmin edebiliyorsunuz ama Leyla Güven hiçbir zaman ‘başım ağrıdı, midem ağrıdı, başım dönüyor’ demedi. Bununla beraber bize güç katmaya çalıştı.”

Annelere mesajı ulaştı

 Güven’in mahkeme salonunda Barış Anneleri’ne ithafen “Barışı getiremediğimiz için sizlerden özür diliyoruz” dediğini hatırlatan Bilgin, bu özrü pratiğe döken bir eylem gerçekleştirdiğini vurguladı. Bilgin, şöyle konuştu: ”Güven direnişin öncülüğünü yaparak kadınlara bir çağrıda bulundu aslında. Kadınları alanlara davet etti ve bu davete önce anneler karşılık verdi. Anneler muazzam bir iradeyle alanları hiç bırakmadı. Anneler hem kendi direnişlerinin hem de zindan direnişinin meşru olduğunun farkındaydılar. Barışın simgesi olan beyaz tülbentlerinin başlarından sökülüp yerlere atılmasını, coplanmayı, darp edilmeyi, gözaltına alınmayı ve hakaretleri göze alarak bu direnişi yükselttiler. Bu süreçte duygusal anlamda bizi zorlayan çok fazla şey oldu. 8 yoldaşımızın şehadeti bizi en çok etkileyendi. Zülküf arkadaşın annesiyle Leyla hevalin buluşması beni çok etkilemişti. Yine Sakine Ana’nın gelişi çok etkileyiciydi. Sakine Ana da zindan direnişinde evladını yitiren bir anneydi ve tarihin günümüzle buluşmasına tanıklık ettik. Emin olun her ziyaretçiden etkilendiğimiz anlar oluyordu ama en etkileyen bunlardı. Ziyarete gelenler çok büyük bir gururla ayrılıyorlardı. Her yerden ziyaretçileri geldi. Onlarca kadın ziyaret etti, mesaj gönderdi, sesine ses kattı. Bu Leyla hevale ve bize güç veriyordu. Leyla Güven ortaya bir kadın bilinci de oluşturdu. Basından gelenlerde bile önceliği kadın gazetecilere veriyordu. Bu da bizler açısından çok önemliydi.”