Suçlusun Makbule Ana!

DTK’yi hedef alan siyasi soykırım operasyonu kapsamında işkence ve hakaretler eşliğinde gözaltına alınanlardan 76 (kimlik kaydı 72) yaşındaki Barış Annesi Makbule Özbek’in de aralarında bulunduğu 23 siyasetçi, sendikacı, avukat, insan hakları savunucusu tutuklandı.

DTK soruşturması kapsamında gözaltına alınan 45 kişiden Barış Annesi Makbule Özbek’le birlikte “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 22 kişi tutuklandı, 22 kişi ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) dönük yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan 45 kişiden önce 16’sı adliyeye sevk edilmiş ve 8’i “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmıştı. Önceki gün de aralarında yerine kayyum atanan Silvan Belediyesi Eşbaşkanı Naşide Toprak ve Barış Annesi Makbule Özbek’in bulunduğu 29 isim adliyeye sevk edildi.

20 kişiye tutuklama talebi

Savcılık, ifade almadan İbrahim Halil Taş, Mehmet Sağlam, Seher Özgen Aytek, Selva Akkoyun, Suphi İzol, Azad Can, Enver Temiz, Ferhat Erkuş ve Gurbet Çakar’ı adli kontrol tedbiriyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti. Savcılık, Emrullah Zümrüt, Fesih Balbey, Gönül Oğur, Mahfuz Karaaslan, Mehmet Güngörmüş, Mehmet Çahit Ay, Naşide Toprak, Enver Çelik, Erdal Bayram, Fedai Akar, Jiyan Taş, Leyla Bağırtır, Makbule Özbek, Mehmet Cahit Şık, Tevfik Kaçar, Yıldız Damla, Adil Ercan, Ayşe Kara, Mehmet Deviren ve Mustafa Alımterin’in ise “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmasını istedi.

15 kişi tutuklandı

Savcılığın “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmaları talebine uyan hakim, Barış Annesi Makbule Özbek, Mehmet Güngörmüş, Fesih Balbey, Mehmet Cahit Ay, Emrullah Zümrüt, Adil Ercan, Mustafa Alımterin, Tevfik kaçar, Yıldız Damla, Enver Çelik, Erdal Bayram, Fedai Akar, Jiyan Taş, Leyla Bağırtır ve Mehmet Cahit Şık’ın tutuklanmasına karar verdi.

14 kışı serbest bırakıldı

Hakim, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmaları istenen, yerine kayyum atanan Silvan Belediyesi Eşbaşkanı Naşide Toprak, SES yöneticisi Mahfuz Karaaslan, Gönül Oğur, gazeteci Ayşe Kara, Mehmet Deviren, İbrahim Halil Taş, Mehmet Sağlam, Seher Özgen Aytek, Selva Akkoyun, Suphi İzol, Azad Can, Enver Temiz, Ferhat Erkuş ve Gurbet Çakar’ın ise yurt dışına çıkış yasağı tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Toplam 23 kişi tutuklandı

Böylece DTK soruşturması kapsamında dün adliyeye sevk edilip tutuklanan 8 kişiyle birlikte bugün “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklananların sayısı 23’e çıktı. Yine dün serbest bırakılan 8 kişiyle birlikte bugün serbest bırakılan 14 kişiyle birlikte 22 kişi yurt dışına çıkış yasağı tedbiriyle serbest bırakıldı.

Barış Annesi hep direndi

Tutuklanan 23 kişiden biri olan Barış Anneleri Meclisi Üyesi Makbule Özbek daha önce de hem gözaltına alınıp hem de yıllarca cezaevinde kaldı.

Amed’in merkez Bağlar ilçesinde oturan 6 çocuk annesi Makbule Özbek’in Nihat ve Nilüfer adlı çocukları 1993 ve 1994 yıllarında gerillaya katıldı. Çocuklarından yıllarca haber alamayan anne Makbule Özbek, 1998’de oğlu ile kızının akibeti için gerillalarla görüştü. Görüştüğü belirlenen Özbek, Eylül 1998’de polis tarafından gözaltına alınıp tutuklandı. Hakkında “yasa dışı örgüt üyesi olmak” suçundan dava açılan Makbule Özbek, 2 yıl 3 ay tutuklu kaldıktan sonra ‘Suç vasfının değişme olasılığı’ bulunduğu göz önüne alınarak tahliye edildi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Özbek’i savcının görüşünün aksine örgüte yardım yataklık suçundan 3 yıl hapis cezasına çarptırarak, cezanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verdi.

Cumhuriyet savcısı suçun örgüt üyeliği kapsamında kaldığını belirterek, kararı temyize gönderdi. 2004’te dosyayı karara bağlayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, savcının temyiz başvurusunu yerinde bularak, yerel mahkemenin verdiği hükmü bozdu. Dosyanın Yargıtay tarafından bozulması ardından Özbek’in yargılanmasına 2004’te yeniden başlandı. 2009’da dosyayı karara bağlayan mahkeme, Özbek’e “örgüt üyeliği” suçundan 7.5 yıl hapis cezası verdi.

Hasta ve yaşlı olduğu için tekrar cezaevine girmek istemeyen Makbule Özbek, zaman zaman akrabalarının yanında kalırken, kalp rahatsızlığı, şeker ve yüksek tansiyondan dolayı resmi ve özel hastanelere defalarca giderek tedavi oldu. Makbule Özbek, son olarak Amed’deki bir özel göz hastanesinde tedavi olup gittikten sonra kendisini bekleyen polisler tarafından gözaltına alınıp tekrar tutuklanarak 2 buçuk yıl cezaevinde kaldı.

Ömrünün yarısını cezaevlerinde ve çocuklarının akıbetini öğrenmekle geçiren Makbule, önceki gece tekrar cezaevine atıldı. Makbule’nin şeker hastası, yüksek tansiyon, kalp, yüksek astım ve daha birçok rahatsızlığının olduğu yakınları tarafından kaydedildi. Ayrıca gözaltından iki gün önce hastaneye gittiği ve doktorunun kendisine kronik rahatsızlıklarından kaynaklı dışarı çıkmaması gerektiği uyarısında bulunulduğu belirtildi.

Yaşamı risk altında

DTK Eşbaşkanları Leyla Güven ve Berdan Öztürk, Makbule Özbek’e ilişkin acil koduyla çağrı yaptı. Çağrıda, önceki gün hukuksuz bir şekilde birçok Kürt siyasetçi ve aktivistin siyasi soykırım operasyonları kapsamımda rehin alındıkları belirtilerek, “Bu siyasetçilerin içinde gencecik insanlarımız olduğu gibi 72 yaşındaki Makbule Ana da vardı. Barış Annesi Makbule Ana yaşına, birçok hastalığına ve salgına rağmen hukuksuzca tutuklandı ve cezaevine gönderildi. Makbule Özbek yaşı cezaevi koşullarını kaldıramayacak düzeyde olup sağlığı ve yaşamı büyük risk altındadır. Avukatlarımız en kısa zamanda alınan bu hukuksuz karara itiraz edeceklerdir. Makbule Ana serbest bırakılmalıdır” denildi.

Azad Zal da tutuklandı

DTK soruşturması kapsamında gözaltına alınan J&J Yayınevi sahibi Azad Zal, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, DTK soruşturması kapsamında 26 Haziran’da J&J Yayınevi’ne yapılan baskının ardından yayınevi sahibi Azad Zal (Mehmet Güngörmüş) gözaltına alındı. Yayınevinde yapılan aramada toplatılması olduğu gerekçesiyle birçok kitaba el konuldu.

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltı işlemleri biten Zal, Diyarbakır Adliyesi’ne çıkarıldı. Zal, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne konuldu.

Amed ve Maraş’ta 15 gözaltı

AKP Bismil ilçe binasına yönelik molotoflu saldırıyla ilgili 6 kişi, Sur’da ilçesinde ise Zorava Mahallesi’ne yapılan baskında 4 kişi gözaltına alındı. Maraş’ta aralarında HDP Pazarcık İlçe Eşbaşkanı Naci Kızıler’in de bulunduğu 5 kişi gözaltına alındı.

Amed’in Bismil ilçesinde AKP ilçe binasına yönelik önceki gün gerçekleştirilen molotoflu saldırının ardından 6 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 6 kişi, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor.

Sur ilçesi Zorava Mahallesi’nde de dün sabah saatlerinde askerlerce bazı evlere baskın düzenlendi. Mahallenin ablukaya alındığı baskında evlerin arandığı ve ev eşyalarının dağıtıldığı belirtildi. Dört ayrı evdeki aramalarda duvarlarda asılı bulunan iki şehidin fotoğraflarına el konuldu. Baskınlarda Tacettin Kardaş (52), R.K. (17), Halil Aslan (25) ve Feyzi Çetiner (51) gözaltına alındı.

Ev baskınları sırasında R.K. ve Halil Aslan’ın darp edildiği ve hakaretlere maruz kaldığı belirtildi. Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen dört kişinin Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’na götürüldüğü öğrenildi.

Pazarcık İlçe Eşbaşkanı da

Maraş’ın Pazarcık ilçesinde dün sabah saatlerin polisler tarafından yapılan ev baskınlarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) İlçe Eşbaşkanı Naci Kızıler, önceki dönem eşbaşkanı Murat Güvenç, parti yöneticileri İbrahim Ganidağlı, Mesut Gözlügöl ve ismi öğrenilemeyen bir kişi gözaltına alındı. “Örgüte finansal destek sağlamak” iddiasıyla gözaltına alınan dört isim İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Buldan: Düşmanlığının geldiği noktayı gösteriyor

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan, DTK’nin demokratik, toplumsal ve meşru bir platform olduğunu hatırlatarak, “DTK’ye operasyon, Kürt düşmanlığının, demokrasi düşmanlığının geldiği noktayı bir kez daha göstermektedir. Yapılan operasyon, Kürtlerin demokratik örgütlenmesini tasfiye etme çabasıdır” dedi.

Buldan, partisinin grup toplantısında konuştu. Kürt halkı örgütlenmesin, bir araya gelmesin, kendi sorunlarını kendi dillerinde konuşmasın diye DTK’nin basılıp kapısına mühür vurulduğunu belirten Buldan, şunları söyledi: “Edirne’den Hakkari’ye, İzmir’den Diyarbakır’a varıncaya kadar ülkenin her bir tarafında demokrasiyi çökertme planı uyguluyorlar. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz Cumartesi Diyarbakır’da DTK’ye operasyon gerçekleşti. DTK demokratik toplumsal ve meşru bir platformdur. Halkın kongresidir. Kongre halkın ta kendisidir. DTK geçmişte bu parlamentonun başkanı tarafından konferanslara resmi düzeyde davet edilmiş bir kurumdur. Kapısını kırdığınız kurum bu ülkede barış için, çözüm için, demokrasi için mücadele yürüten bir kurumdur. Hal böyleyken, DTK’ye kapısı kırılarak yapılan operasyon Kürt düşmanlığının, demokrasi düşmanlığının geldiği noktayı bizlere bir kez daha göstermektedir. Yapılan operasyon, Kürtlerin demokratik örgütlenmesini tasfiye etme çabasıdır.

Peki Kürtleri ne yapacaksınız?

Diyelim ki Kürt halkının bütün demokratik örgütlenmesini ortadan kaldırdınız. Peki Kürt halkını ne yapacaksınız? Milyonları da kapatabilecek misiniz? Milyonlarca Kürt var, bu Kürtleri hiçbir yere kapatamazsanız, buna sizin gücünüz yetmeyecektir. Demokrasi kanallarını, siyaset yollarını Kürt halkına kapatmak acaba hangi akla hizmettir? Yapılan operasyonlar ne kongre çalışmalarını ne de kadınların örgütlü mücadelesini engeller. Halkımızı ve örgütlü kurumlarını daha da güçlendirecektir. Bizler ve halkımız demokrasiden ve demokratik mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Türkiye halkları ortak demokrasi mücadelesinden, demokratik dayanışmadan ve yan yana, omuz omuza duruştan asla vazgeçmeyecektir. Kapıları zorbalıkla kırabilirsiniz ama halkımızın umudunu ve iradesini asla kıramazsınız.

İşkenceden AKP sorumludur

DTK operasyonunda evine girilen TJA aktivisti Rojbin Çetin’e köpekli işkence yapıldı. Çok açık söylüyorum; Diyarbakır’daki bu işkenceden Ankara’daki AKP iktidarı birebir sorumludur. İşkenceye sıfır tolerans diyen AKP iktidarı, işkenceye ve işkenceciye sınırsız tolerans tanıyan bir iktidara dönüşmüştür. Diyarbakır’da yapılan işkence Kürt düşmanlığı, muhalif düşmanlığı, kadın düşmanlığının kamusal düzeydeki örgütlenmesidir. Vali ve savcılık işkencecilerin üzerine gideceğine, işkence yapanlara ne yazık ki bir kez daha sahip çıkmıştır. Diyarbakır Valisi’nin pespaye açıklaması işkencenin resmi politika olduğunun da bir kabulüdür. Bu işkenceyi yapanları, yaptıranları, bunlara sahiplenen iktidarı buradan şiddetle ve bir kez daha kınıyoruz. Bunun peşini asla bırakmayacağız. İşkence bir insanlık suçudur.

Kürt halkı statüsüz kalsın diye

İçeride sürdürülen gözaltı, tutuklama operasyonlarıyla eş zamanlı olarak Kuzey Suriye’de, Kobanêde, sınır ötesinde operasyonlar düzenlenmektedir. Bu operasyonlar, Kürtler Kuzey Suriye’de Suriye halklarıyla demokratik birlik kurmasın diye yapılmaktadır. Bu operasyonlar Kürt halkı hiçbir yerde statü ve kimlik sahibi olmasın diye yapılmaktadır. Kürtlerin statüsüzlüğü üzerine kendi iktidar bekasını inşa etmek isteyenlere şunu hatırlatmak istiyorum: Kürtlerle barış politikası geliştirmeyen devlet ve iktidar aklı kaybetmeye mahkumdur.