24 Haziran Erdoğan’ın son seçimi olabilir!

CAFER TAR

Ömür boyu iktidar hayalleri kuran AKP Genelbaşkanı Erdoğan’ın kendisinden beklenen performansı bir türlü ortaya koyamaması, kimi zaman B ve C planından bahsetmesi kamuoyunda zaten var olan seçim güvenliği kaygılarını büsbütün arttırıyor. Hatta kimi insanlar Erdoğan’ın seçilmese de iktidarı bırakmayacağını düşünüyorlar.

Erdoğan ve çevresi iktidarda kalabilmek için her şeyi yaptılar. Uluslararası hukuku ayaklar altına alarak “Efrîn’e saldırdılar”, “Uyduruk 15 Temmuz bahanesi ile kamuoyunu sürekli manipüle ediyorlar”, içerde dışarıda olur olmaz herkese sözüm ona posta koydular; fakat bütün bunlara rağmen toplumdan istedikleri desteği bir türlü alamıyorlar. İktidarda kalabilmek için siyasi mefta haline gelmiş Devlet Bahçeli’nin kapısını çalmak zorunda kaldılar.

16 yıllık iktidarına ve elinde bulundurduğu devasa medya gücüne rağmen; Erdoğan toplumu artık; ne korkutabiliyor, ne de etkileyebiliyor. İnsanlar artık yavaş yavaş Erdoğan’a kayıtsız kalmaya başladılar.

Erdoğan ve çevresinin “metal yorgunluğu” dediği şey sadece Erdoğan’ın partisinde yaşanmıyor; aynı zamanda bütün toplumda yaşanıyor.
Yıllardır bütün topluma; yalan, dolan, hırsızlık, riyakarlık, sahtekarlık boca edildi. İşgal, cinayet, barbarlık kahramanlık diye yutturulmaya çalışıldı. Bütün bunların üstüne bir de hızla yoksullaşma telaşı da eklenince insanların Erdoğan’a olan ilgisi zamanla kayıtsızlığa dönüştü.

Muhtemellen söz konusu kayıtsızlık bir süre sonra hızla nefrete dönüşecek; nitekim bunun emareleri şimdiden görünmeye başlandı bile. Sorun sadece Erdoğan’da değil, onun şahsında bu ülkenin yıllardır kurtulamadığı bir politikacı tipi de mahkum edilecek…

Türkiye toplumu Erdoğan ve partisinden yoruldu. İktidar ve maddi menfaat için toplumca kutsal sayılan değerleri bu kadar pervasızca kullanan ve bunu yaparken hiç utanıp sıkılmayan bu adamları bu ülke halkları hiç unutmayacaklar.
Belki 16 yıllık Erdoğan iktidarının en hayırlı tarafı Türkiye toplumunun bu tarz siyasetle yüzleşmesine neden olması olmuştur. Sovyetik yıkıntıdan sadece adı komünist olan bir partinin üyesi olarak komünist olunamayacağını, son yıllarda yaşadığımız AKP ve IŞİD tecrübesi ile de beş vakit namaz kılınarak inançlı ve ahlaklı olunamayacağını anlamış olduk.
Erdoğan bütün iktidarı boyunca oyunu; ya hep ya da hiç üzerine kurdu. Hakkını vermek lazım; bu zamana kadar kendisi açısından fena da götürmedi; ama her şeyin bir sonu var. Termodinamiğin ikinci yasası Erdoğan dahil herkes için işliyor.

Zaman oku Erdoğan ve partisini de vurdu. Yandaş medyanın metal yorgunluğu dediği şey bu aslında. Zaman okunun Erdoğan ve partisinin kalbine saplandığının ve artık iktidarlarının sonuna geldiklerini herkesten çok kendileri biliyorlar.
Yaşamı boyunca iktidarda kalmak isteyen Erdoğan bunun için kendi etrafını da kırıp dökmekte hiç bir sakınca görmedi. Aslında yapıyor gözüküyorken bozan, kazanıyor gözüküyorken hızla büyük kaybedişe koşan bir lider ve her geçen gün içeriksizleşen, inandırıcılığını yitiren bir partiyle karşı karşıyayız.
“İktidarda kalmak sadece politik güç biriktirerek olmaz; aynı zamanda ekonomik bir odak da olmak gerekir!” şiarı ile hem kendisi hem de bütün çevresi ile yolsuzluğa bulaşan Erdoğan için muhalefete düşmek sonu cezaevi ile biteceği kesin olan bir süreç demek!

Kamuoyunun asıl bilmek istediği şey şu; Erdoğan seçilmezse ne olur, 7 Haziran sonrasında olduğu gibi yeni bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kalır mıyız? Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilir, fakat AKP meclis çoğunluğunu yitirirse, muhtemelen çok kaotik bir sürece girmiş olacağız.
Fakat hem Erdoğan seçilmez; hem de AKP meclis çoğunuluğunu kaybederse o zaman çil yavrusu gibi dağılacaklar. Bu adamlar devlete dayanarak topluma kabadayılık yapmaya alışmışlar, iktidarı kaybettikleri an arkalarına bakmadan kaçacaklar.

Bir anda hepsi yok hükmünde olacak; ne Erdoğan birey olarak, ne de AKP parti olarak varlığını sürdüremeyecek!