30 Haziran’ın önemi / Hasan ÇARÇELLA

6 Mayıs 1996’da halkların önderi Abdullah Öcalan’a yönelik dönemin TC yönetimi tarafından yapılan bomba yüklü araba ile suikastın başarısız olduğu gün oluyor.

TC’yi yöneten Özel Savaş ekibi Doğan Güreş, Tansu Çiller ve Mehmet Ağar’lardan oluşuyordu. Bu ekip Gladio’nun TC’deki derin yüzünü temsil ediyordu.

Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkına karşı tarihin en kirli ve insanlık dışı yöntemleriyle saldırılar düzenliyor, bu saldırılarda çocuk, kadın, ihtiyar, sivil ayrımı yapmaksızın her kesi içine alan bir soykırım tarzında yürütülüyordu.

Binlerce yakılıp yıkılan köy, on binlerce suçlu -suçsuz ayrımı yapmadan Kürt ve yurtsever oldukları için işkenceye alınan, zindanlarda esir tutulanlar, milyonlarca Kürt insanının yurt içi ve yurt dışına göçü, 17 bini aşan devletin fail olduğu cinayetler ve her türlü baskı, zulüm, sindirme ve teslim alma yöntemleriyle geriletemediği Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkına dönük saldırının ve soykırımın zirvesi olan özgürlük, sosyalizmin ve devrim değerlerinin birleştiği halkların önderi Abdullah Öcalan’a yönelik suikaste varan fiziki imhasını planlayıp uygulamaya koyan bu saldırı 6 Mayıs 1996’da Şam’da gerçekleşmiştir. Türk devlet yöneticileri ve işbirlikçi güruhlarının planladığı bu katliam başarısız sonuçlanınca TC’nin tüm kirli yapısı adeta bir çorap söküğü gibi tek tek ortaya döküldü.

Halkların önderi Abdullah Öcalan’a dönük yapılan bu vahşi saldırıyı en derin duygu ve bilinçle hisseden, düşmana, özel savaş ekibine korku salan, yüksek bir yaşama bilinci ve derin sorumluluklarla harekete geçip tarihi eylemini gerçekleştiren Zîlan (Zeynep Kınacı) yoldaş olmuştur.

30 Haziran 1996 günü halkların önderi Abdullah Öcalan’ı sahiplenen ve gerilla mücadelesi açısından yeni bir taktik aşamayı emreden tutumu ile Dersim’de düşmanın askeri taburuna sızarak, önemli bir eyleme imza atan Zîlan yoldaş olmuştur.

Kürdistan Özgürlük Mücadelesinde nasıl ki Haki Karer’in şehadetine halkların önderi ve yoldaşlarının üstün çabaları ile PKK’nin kuruluşu gerçekleşip şehide sahiplenme olarak anlam buluyorsa, Kürdistan gerillasının büyük komutanı Egit’in (Mahsum Korkmaz) şehadetiyle ARGK’nin kuruluşla cevap verilmişse, Zîlan yoldaşın şehadetine karşı da “Nasıl Yaşamalı?” Sorusuyla cevap verilerek kadının büyük partileşmesi ile özgürlük mücadelesine anlamlı değerler katılmıştır. Nitekim halkların önderi Abdullah Öcalan, Zîlan yoldaşı anarken Zîlan’ın kendisi ve özgürlük savaşçıları için bir emir, nasıl yaşamalıya bir perspektif, kadınlar, haklar ve özgürlük değerleri için bir Tanrıça olduğunu belirtmiştir.

30 Haziran günü Kürt Özgürlük Mücadelesi tarihinde stratejik önemde bir anlam ifade etmektedir. Özellikle gerilla mücadelesinin askeri taktikler açısından tekrarı yaşayan, yenilik yaratmayan savaş tarz ve taktiği Zîlan yoldaşın eylemi ile yeni bir aşamaya taşımış, savaş tarzında düşmanı şok eden, psikolojik üstünlüğü sağlayan, düşmanın silah, teknik ve güç üstünlüğünü eylem taktiği ile boşa çıkarıp yerle bir eden bir taktik duruş yaratmıştır. Zîlan yoldaşın fedai eyleminden hemen sonra TC düşman gücü neredeyse günün her anını korku ve panik içinde yaşamıştır. Zîlan’ın tarihsel duruşu, dosta ve düşmana tarihin emredici gücü olmuştur. 

Nitekim Zîlan yoldaşın ardılları sonraki yıllarda Sema Yüce’ler, Rojbinler, Berwarlar, Ferhatlar, Zınarlar, Doğalar, Arin Mikanlar, Sılavalar, Avesta Xaburlar, Semalar ve daha niceleri olarak düşmana tüm Kürdistan’da ve düşmanın olduğu her yerde on binler ve yüz binler olarak özgürlük ve sosyalizm bayrağını dalgalandırarak düşmana korku salmaya devam etmişlerdir. Büyük direnme savaşı ile ilk önderleri Mazlum Doğan’ın “Direnmek Yaşamaktır” sözünün gereklerine bağlı kalarak Zîlanlaşmayı her alanda yaşayarak “Jin Jiyan Azadî” şiarı ile adım adım ve kararlıca Tanrıça Zîlan’ın emirlerinin gereklerini yerine getirmektedirler.

Partileşme, ordulaşma, sistemleşme ve “Nasıl Yaşamlı”ya cevap olma anlamında büyük komünleşmelerle Kürdistan, Ortadoğu ve dünyanın hemen hemen her coğrafyasında insanlık için, özgürlük için, sosyalizm için direnmeye ve savaşmaya devam ediyor.

Gelecek mutlaka ama mutlaka direnerek yaşayanların, “Jin Jiyan Azadî” diyerek yaşama sevincinde özgürleşenlerin olacaktır.

Büyük komutan, özgürlük sembolü Zîlan’ı bir daha saygı ve minnetle anarak, 30 Haziran’da herkesi Zîlan çizgisinde yaşamaya, yapılacak her türlü eylem ve etkinlikte yer almaya, duyguda, bilinçte, ruhta ve pratikte Zîlan’ı bir kere daha yaşamaya çağırıyoruz.