30 yıllık dayanışmacı

  •  Yıllardır şiddete uğrayan kadınların savunmasını yapan ve ihtiyaçlarını karşılayan avukat Simonetta Crisci, aynı zamanda Kürt halkıyla dayanışma içinde. Bugün Türkiye’de avukat, akademisyen, gazeteci ve sanatçılara yönelik baskılara karşı hukuk mücadelesi veriyor.

REWŞAN DENİZ

34 yıllık avukat Simonetta Crisci, İtalya’da istismara, taciz ve tecavüze uğrayan, eşlerinden boşanan veya şiddet gören kadınların savunmasını üstleniyor. Fail erkeklerin mahkumiyetlerini sağlıyor, kadın ve çocuklara verilen zararların mali tazminat karşılığını elde etme, acıların üstesinden gelmelerini sağlama, ev veya iş arama yolunda mevcut kadın merkezleri ve hukuk bürosundan meslektaşlarıyla ortaklaşa kadınları destekliyor. Yaklaşık 30 yıldır Kürt halkıyla da dayanışma içinde olan Crisci, halen bu kapsamda çalışmalar yürütüyor.
Crisci ile İtalya’da koronavirüsü salgını nedeniyle artan kadına şiddeti ve çalışmalarını konuştuk.

Savaş, göç, deprem, salgın gibi kriz durumlarından en çok kadınların etkilendiği bir gerçek. Koronavirüsü süreci kadınlar açısından nasıl bir dezavantaj yarattı?
İtalya’da koronavirüsü salgını nedeniyle Mart-Mayıs ayları arasında yaşanan karantina süreci, aileler açısından tecridi, birlikte yaşama zorunluluğunu ve virüse yakalanma korkusunu getirdi. Özellikle erkekler tarafından kadınlara ve çocuklara karşı saldırganlık gelişti. 2019 yılının aynı aylarına göre şiddet yüzde 73 oranında arttı. Birçok kadın derneği bu olguyu doğruladı. Kadınların aile bakım yükü arttı, aynı zamanda çocuklarının internet üzerinden çalışmasını takip etmek zorunda kaldı. Eşit olmayan ekonomik muamele gördü, ayrımcılığa uğradı. 2008’den bu yana uzun süren kriz döneminde olduğu gibi salgın sürecinde de işinden ilk kovulan kadınlar oldu ve toplumdan dışlandı.

Kadın liderlerin koronavirüs salgını konusunda daha iyi sınav verdiği yönünde haberler sıkça işlendi. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kapitalist inşa tarafından dayatılan sosyal yaşam yönetimine karşı kadınların sezgisel yeteneği ve rasyonalitesi, erkek liderler tarafından yönetilen ülkelere nazaran koronavirüs acil durumunun yönetiminde önemli bir fark yarattı. Dünya çapında sadece yüzde 4’lük bir temsil olmasına rağmen lider kadınlar, (özellikle Tayvan, İzlanda, Danimarka, Norveç’te) enfekte olan vatandaşlarını anında takip ederek, zamanında ve mantıklı kararlar almasını bildiklerini gösterdiler.
Halklar ve cinsiyetler açısından eşit temsiliyetin esas alındığı Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında tecrübe edildiği gibi cinsiyet ayrımcılığı engellerini yıkmak kesinlikle mümkündür.

Sizin Kürt halkı ile dayanışma temelinde de çalışmalarınız mevcut. Şu anda devam eden girişimleriniz var mı?
Son yıllarda Kürt halkıyla dayanışma faaliyetleri nedeniyle geri çevrilen birçok meslektaşım ve arkadaşımın hikayesini takip ettim. Türk idare mahkemelerinin görevden aldığı veya Türkiye’yi terketmek zorunda kalan insan hakları savunucularının izini sürmek ve itirazlarına destek olmak için ait olduğum Demokratik Hukukçular Derneği ve İtalya Hukuk Ekibi ile birlikte mücadelelerini takip ediyorum, konferans ve toplantılarının hazırlanmasına katkıda bulunuyorum. Türkiyeli avukatlarla birlikte daha fazla medeni ve siyasi özgürlük isteyen çevrelere yönelik baskılara karşı hukuk mücadelesi yürütüyoruz.
Bu dönemde özel olarak adil yargılanma talebiyle direnişte olan Grup Yorum’u savunan avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın serbest bırakılması kampanyasını destekliyoruz. İtalyan Barolar Birliği’den çok sayıda üyesinin dayanışma içinde olmasını sağladık. Aktivistlerin serbest bırakılması için Türk hükümetine itirazımızı bildirdik.

Kürt kadınlarıyla nasıl bir ortaklaşma veya dayanışma ağı yarattınız?
1992 yılında Türkiye’ye ilk kez dayanışma gezisine gittim ve İstanbul’da Barış Anneleri ile tanıştım. İnsan Hakları Derneği’nden bir avukat da katıldığım bir gösteri sırasında tutuklanmıştı. Daha sonra hem bu kadınlarla hem de Tutsak Aileleri Derneği’nden kadınlarla bir ilişki kurdum ve birlikte proje çalışmaları yürüttük. Şu anda Rojavalı kadınlara tıbbi yardım desteği sunmak üzere Rete Jin Italia (İtalya Kadın Hattı) girişimiyle işbirliği yapıyorum.