8 Mart’ın ardından

8 Mart 1857’den bugüne kadar tam 163 yıl geçti. Fakat erkek egemen sisteme, şiddete, kadın kırımına karşı sosyal, siyasal, ekonomik, toplumsal her alanda kadınların direnişi bitmedi, isyanı sürdü! O gün kadın işçileri diri diri yakan erkek egemen iktidar sahipleri, bugün dünyanın hemen her coğrafyasında kadınları ve yaşamı öldürmeye ve sömürmeye devam ediyor. Kadınlar hala fabrikalarda, cezaevlerinde yakılıyor, katlediliyor. Haklarını aradıkları için tutuklanıyor, zindanlara atılıyor. Emperyalist işgallerle üzerlerine bombalar yağdırılıyor, mültecileştiriliyor, emekleri daha fazla sömürülüyor! İstediler ki kadınların gözleri kör, dilleri lal, kulakları sağır olsun! İstediler ki erkekler için dizayn edilmiş bu dünyada biat kültürü daim olsun! İstediler ki kurtla kuzu yer değiştirsin, katillik masumiyet kılıfına bürünsün!

2020’nin 8 Mart’ı bu isteğin öyle kolaylıkla  gerçekleşmeyeceğini bir kez daha oldukça çarpıcı direniş manzaraları ile gösterdi! Kadınlar erkek egemen sistemin en ağır krizlerinin yaşandığı, şiddetin, baskının, militarizmin karanlık atmosferi içinde susmayarak, giderek radikalleşen sistem karşıtı duruşu ile direniş üretti. Nitekim bu yıl dünyanın her karışında kadınlar özgürlük haykırdı, kendi renkleri, talepleri ve sloganları ile devrimci sinerjilerini sokaklara taşıdı.

Dünya kadın hareketinin giderek yükselen sistem karşıtı konumu 8 Mart alanlarında en üst seviyesine ulaştı. Gelinen aşamada kapitalist sistem yaşadığı büyük küresel krizlerin faturasını emekçilerin, yoksulların sırtına yıkmaya çalışırken buna karşı yükselen itiraz dalgasına kadınlar öncülük etti. Asya’da kadın emeğinin sömürülmesine karşı, Güney Amerika’da ulus aşırı kapitalist şirketlerin, yerel kaynakları ve doğayı talan etmesine karşı kadınlar ekoloji hareketine öncülük etti. Ortadoğu’da Kürt kadınların öncülüğünde savaş, işgal, mültecileştirme saldırılarına ve bölgesel otoriter rejimlere karşı yürütülen mücadelelerin temel dinamiği oldu. Öyleki Rojava’da demokratik, çoğulcu, cinsiyet özgürlükçü yeni bir toplumsallık inşa etme mücadelesine yön veren temel güç kadınlar oldu ve bu gelişmeler tüm dünyada “kadın devrimi” olarak kodlandı.

Direniş üreterek, örgütlenerek, mücadeleyi adım adım büyüten kadın hareketi bugün milyonlarca yüzbinlerce kadını meydanlara toplayacak kitleselliğe, iktidarlara geri adım attıracak güce ulaştı. Neredeyse her 10 yılda bir darbelerin yaşandığı, temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, olağanüstü yönetim süreçlerinin sık sık tekrarlandığı bir ülke olarak Türkiye’de, hiçbir zaman bu kadar uzun, kesintisiz ve yoğun bir baskı süreci yaşamamışken kadınlar tüm bu faşist uygulamalara karşı en önde sesini yükselten dinamik oldu. Geçen yılki gibi biber gazı, plastik mermi ve coplarla saldıran iktidar güçleri kadınları durduramamış, Türkiye’nin her yerinde on binlerce kadın alanları doldurmuş, bunun en çarpıcı örneklerinden birini Taksim Feminist Gece Yürüyüşünde sergilemişlerdir.

Her 8 Mart gibi bu yılda kadınlar sadece kendi sorunları için değil, insanlığın önündeki temel sorunlara karşı da mücadele ettiler, seslerini yükselttiler. Kadınlar savaşlara, sömürgeciliğe karşı çıktılar, halklara barış istediler, devlet ve iktidar merkezli taciz ve tecavüze karşı dünya çapında ses çıkardılar. Kadınlar; emek, beden, kimlik üçgeninde erk ve erkeklik sömürüsüne karşı direnişlerini ortak paydalarda buluşturdular, evrenselleştirdiler. Kadınlar birlikte dayanışmada ve mücadelede oldular.

Diyebiliriz ki kadınlar, egemen tüm paradigmalara meydan okuyarak, yarattıkları ideoloji ve ilkelerle en ağır koşullarda, dünyanın en ücra köşesine uzanmayı başardılar, çünkü bütün farklılıkları aynı demokratik ve özgürlükçü taleplerde buluşturabilmeyi başardılar. Kadınlar bir kez daha gösterdiler ki her nerede olursa olsun muhalefetin ve muhalif güçlerin kadın hareketinden öğrenecek çok şeyi var. Kadınlar, makbul ve mağdur kadınlar olmayı kabul etmediler. Mücadele hatlarını sistem dışında kurarak devrimci, dinamik bir iradeye dönüştüler. Zira 8 Mart bir direniş simgesidir! Zorbalığa ve sömürüye karşı başkaldırının adıdır!