Ağar devrede

Geçenlerde karanlıklar prensi Mehmet Ağar yeniden arzı endam eyledi. Bir kez daha anladık ki; bu ülkede hiç değişmeyen bir devlet dili var. Ve öyle anlaşılıyor ki bu dili en iyi konuşan figürlerden biri olarak Ağar kritik zamanlarda yeniden sahneye çıkıyor.

15 Eylül 2011 günü Ankara Özel Yetkili 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye’nin en karanlık döneminde; Emniyet Genel Müdürlüğü, Valilik, İç İşleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı yapmış Mehmet Ağar’ı suç örgütü yöneticiliğinden 5 yıl hapse mahkum etti.

5 yıllık cezasının sadece bir yılını Aydın’ın Yenipazar ilçe cezaevinde geçiren Ağar, devletin bütün yetkili kişi ve kurumlarının ortak çabasıyla salıverildi. Üzerine atılı suçlar aslında devletin tamamını bağlıyordu, yani aslında mahkum olan sadece Ağar değil, devletin bizzati kendisiydi.

İşte bütün bu suçlara bulaşmış devletin Mehmet Ağar kanadı AKP içinde Süleyman Soylu ile temsil ediliyordu. Her ne kadar Soylu’nun Ağar ve ekibini temsil ettiği kulislerde konuşuluyor olsa da; Ağar’ın kendisi bizzat kamuoyu önünde olmamaya özen gösteriyordu.

Fakat geçenlerde Suriçi Grubu isimli platformun Topkapı Akgün Otel’de düzenlediği bir toplantıda konuşan Mehmet Ağar sadece AKP’ye olan desteğini ifade etmekle kalmadı; yeni parti kurma hazırlığında olan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ı da açıktan tehdit etti.Uzun uzun iktidarın memlekete faydalarını anlattıktan sonra Ağar, “Bu büyük milliyetçi muhafazakar iktidarı parçalamak için siyasi teşebbüsler var, allah göstermesin. Yeni kurulacak partileri mutlaka vazgeçirmek lazım; aksi takdirde bunun sonuçları çok ağır olur!” dedi.

Evet! Mehmet Ağar aynen bunları söylüyor. Yani Ağar diyor ki; “hepimizin nemalandığı bu bezirgan saltanatını her kim ki yıkmaya kalkarsa karşısında bizi bulur!”

Bir önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ün bahçesine helikopter indirerek seçim kazanan Erdoğan öyle anlaşılıyor ki; bundan sonraki seçimlerde el artıracak. Ağar’ın Erdoğan muhalefetini tehdit etmesi buna işaret ediyor.

Erdoğan iktidarı artık toplumdan normal koşullarda rıza alamayacağını biliyor; eskiden topluma bir tür rüşvet dağıtarak oy alıyordu; fakat artık deryayı tükettiler. Kömür/makarna döneminin bittiğini kendileri de biliyorlar.

Dinci/milliyetçi hamaset de bir yere kadar! Bu zamana kadar hem dinci hem de milliyetçi hamaseti sonuna kadar sömürdüler. Gerçi maalesef bu iki şeyin Türkiye toplumunda hala alıcısı var; fakat sadece bu çevrelerin desteğiyle 50+1’i almak Erdoğan için bile artık zor.

İşte bu durum iktidarın bütün dengelerini bozuyor. Topluma yeni hiç bir şey sunamayan Erdoğan iktidarı son çare eski devletin tetikçilerini yardıma çağırıyor. Tehditle, şantajla iktidarda kalmaya devem etmek istiyor.

Mehmet Ağar dönemi sadece rejim muhaliflerince değil; toplumun geri kalan bütün kesimlerince de faili meçhullerle anılır. Hala faili bulunamayan; Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok gibi sistem içi birçok politik cinayet Mehmet Ağar’ın devletin güvenlik bürokrasisinde etkili olduğu dönemde işlenmiştir.

Sadece solcular ve Kürt yurtseverleri değil; dönemin iktidarına muhalefet eden düzen içi aydın çevreler de faili meçhul cinayetlere kurban gitmişlerdir. Ağar’ın tehditleri tam da bu noktada önemli olmaktadır.

Erdoğan Rejimi, Mehmet Ağar’ın ağzından kendi muhalefetini tehdit etmektedir. Onlara eğer ayağınızı denk almazsanız sonunuz 90’lı yıllarda faili meçhul cinayetlerle ortadan kaldırılan insanlar gibi olur demek istemektedir.

“Mesaj yerini bulacak mı, yeni parti kurma hazırlığında olan çevreler bu tehditlere nasıl karşılık verecekler?” bunu yaşayarak göreceğiz.

Ağar gibi sembolik bir ismin açıktan tavır alması hayra alamet değil, faili meçhullerin arttığı bir döneme girebiliriz; hepimiz buna hazırlıklı olmalıyız. Bu rejimden; adalet, merhamet bekleme döneminin çoktan bittiğini yaşayarak öğrendik. Bütün yurtseverler, solcular gecikmeden kendi güvenliklerine önem vermeli, öz savunmalarını güçlendirmelidirler.