Almanya’dan Türk ilticacıya kıyak

Kürdistan’da yıllardır süren savaşa, katliamlara rağmen Almanya’ya sığınma başvurusunda bulunan Kürtlerin yüzde 14,5’nın iltica başvurusu kabül edilirken, iltica başvurusunda bulunan Türklerin kabül oranı ise yüzde 74,6 olduğu ortaya çıktı. Türkiye’den Almanya’ya yapılan iltica başvurularında kabul oranı 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı 2016 yılında yüzde 8,2 iken 2019’da yüzde 47,4’e yükseldi.Die Welt gazetesinin Federal Göç ve Mülteciler Dairesi‘nden (BAMF) edindiği bilgilere göre 2016 öncesinde Türkiye’den Almanya’ya yapılan iltica başvurularının sayısı yılda bin 800 civarındayken bu sayı 2016’da 5 bin 742’ye, 2019’da 11 bin 423’e yükseldi. 2019’da Almanya’ya iltica başvurularında Türkiye, Suriye ve Irak’ın ardından üçüncü sırada yer aldı.

Türkler birinci sırada

Almanya’ya iltica başvurularında 2016 öncesinde Kürtler öne çıkarken Türklerin başvurulardaki oranının yüzde 20’de kaldığına işaret eden gazete, 2019 itibarıyla kendisini “Türk” olarak tanımlayanların iltica başvurularındaki oranının yüzde 50’nin üstüne çıktığına dikkat çekti.

Bu değişimin kabul oranlarına da yansıdığını belirten Die Welt, Türklerin iltica başvurularının yüzde 74,6’sı kabul edilirken kendini “Kürt” olarak tanımlayanların başvurularında kabul oranının yüzde 14,5’te kaldığını kaydetti.

Haberde Türkiye’den iltica başvurularında çok sayıda diplomat ve devlet memurunun bulunduğuna dikkat çekildi.

Raporun Kürde faydası yok

Gazete, Türkiye’den iltica başvurularında kabul oranının yükselmesinde Alman Dışişleri Bakanlığının Türkiye’deki insan hakları durumuyla ilgili hazırladığı rapordaki karamsar tablonun da etkili olduğunu belirtti. Die Welt’in ele geçirdiği 34 sayfalık raporda “devletin terörle mücadele ve milli çıkarların güvenceye alınmasına yönelik eylemlerinin, temel haklar üzerinde olumsuz etki yaratan, şimdiye dek bilinmeyen bir boyuta ulaştığı” ifade ediliyor. Bakanlığın diğer ülkelerle ilgili de çıkardığı ve düzenli olarak güncellenen bu tür raporların BAMF gibi kurumların ya da mahkemelerin iltica başvuruları ve sınır dışı gibi kararlarında etkili olduğuna dikkat çekiliyor.

Dışişleri Bakanlığından gazeteye bazı kısımları karartılmış olarak gönderilen raporda Türkiye’de düşünce ve basın özgürlüğünün ‘temizlik’ operasyonları nedeniyle giderek daha güçlü bir şekilde kısıtlandığı belirtilerek “kişisel iktidar çıkarları nedeniyle yargının suistimal edildiği, bilim ve üniversiteler üzerinde aleni bir şekilde nüfuz kurulduğu” yönünde tespitlere yer veriliyor. Türkiye’de insan hakları durumunda genel bir kötüleşmeden ve demokratik gelişimde gerilemeden bahsedilen raporda kısa vadede önemli ilerlemeler kaydedilmesinin beklenmediği mesajı veriliyor.

BERLİN