Almanya’nın korona politikası başarılı mı?

Son haftalarda vaka sayısı ve ölüm oranlarının düşüş gösterdiği Almanya’da, sermaye gruplarının da baskısıyla önleyici uygulamaların yumuşatılması kararlaştırıldı. Kamuoyu, uzun süre önlemler konusunda tereddüt eden Alman hükümetinin bu sefer de var olan önlemleri kaldırmada erken davrandığı eleştirisinde bulunuyor.

Fehmi KATAR

Almanya Başbakanı Angela Merkel, eyalet hükümetlerinin temsilcilerinin katılımıyla 6 Mayıs’ta koronavirüs önlemlerinin yumuşatılması ve “yeni normale” gidecek yol haritasının kararlaştırıldığı toplantı ardından “ilk evreyi” geride bıraktıklarını açıkladı. Mart ayı ortalarından itibaren bazı eyaletlerde geçici sokağa çıkma yasağı da olmak üzere bir dizi önlemin alındığı Almanya’da; İtalya, İspanya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerindeki hastanelerde oluşan kriz yaşanmadı. Alman hükümetinin bu süreçteki politikası toplumun çoğunluğa yakını tarafından başarılı bulunurken, hiç azımsanmayacak bir kesim ise özellikle de önlemlere geç başlandığına dair yoğun eleştiriyor.

Robert Koch Enstitüsü’nün (RKI) 24 Mayıs itibarıyla açıkladığı verilere göre Almanya’da şimdiye kadar 178 bin 190 vaka tespit edildi, bunların 159 bin 900’ü iyileşti. Uzun süredir günlük vaka sayısı 1.000’in altında seyrederken, virüsün buluşma değeri olan R de 1’in altına düşerek 0,83’e indi. Almanya’da korona nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 8 bin 229. Bu, toplam vaka sayısının yaklaşık yüzde 4’üne tekabül ediyor.

Ölüm oranları neden düşük?

Almanya’da hem nüfus oranına göre vaka sayısının hem de vakalardaki ölüm oranının İtalya, İspanya, Fransa, İngiltere ve Belçika gibi diğer Avrupa ülkelerine göre oldukça düşük olması hem medyanın hem de bilim dünyasının odak noktası oldu. Bu oranlar Alman politikasının hanesine artı olarak yazılırken, bunda Alman hükümetinin rolünün ne kadar etkili olduğu ise henüz tam ortaya çıkmış değil. Şimdiye kadar konu ile ilgili yapılan araştırma ve teoriler iç içe geçen birden fazla ekonomik, sosyo politik etkenin olduğuna işaret ediyor.

Durum ile ilgili yapılan analizlerden birincisi; ölüm sayıları ile ilgili şüpheler. Farklı ülkelerin vaka kayıtları ve ölçümleri değişebiliyor. Mesela İtalya’da son zamanlarda ölümleri şüpheli olan herkese tekrardan test yapılarak Covid-19 taşıyıp taşımadığına bakılırken, Almanya’da buna benzer bir prosedür yok. Örneğin; farklı ağır hastalık/hastalıkları olan kişiler yaşamlarını yitirdiğinde ölüm nedeni Covid-19 olarak kayıtlara geçirilmiyor olabilir.

Başka bir teoriye göre ise Almanya’da İtalya’ya göre ölüm oranının daha düşük olması nüfus ortalamasıyla ilgili. İtalya’da hem yaşlı oranı yüksek hem de oradaki yaşlıların Almanya’ya göre genç aile bireyleri ile aynı evde yaşama oranı çok daha yüksek. Covid-19 virüsü taşımasına rağmen hiçbir hastalık semptomu göstermeyen genç aile bireyleri virüsü yaşlı aile bireylerine taşıdı, böylece risk grubundaki yaşlılardaki virüs ve buna bağlı ölüm oranı yükseldi. Almanya’da ise yaşlılar daha çok tek başına ya da yaşlı yurtlarında yaşadıkları için virüsün bulaşması daha az oldu.

 Refah düzeyi ve sağlık sistemi

Bazı bilim insanları, Almanya’da vaka oranına göre ölüm oranının düşük çıkmasının sebeplerinden biri olarak sosyo ekonomik koşulları gösteriyor. Almanya’daki insanların İtalya’da yaşayanlara göre daha iyi maddi olanağa sahip oldukları ve daha iyi sağlık hizmeti alabildikleri için daha az hastalık taşıdığı, risk grubunda olsa bile daha iyi sağlık hizmeti aldığı için hastalığını atlatabildiği söylenebilir. Ancak Belçika, Hollanda, İsveç gibi ülkelerdeki ölüm oranlarıyla kıyaslandığında, bunun başka faktörlerle birlikte ele alınması gerektiği aşikar.

Almanya’nın İtalya ve Fransa’nın deneyimlerden ders çıkararak özelikle sağlık sisteminde önleyici tedbirler almasının da ölüm oranlarının düşük olmasında etkili olduğu belirtiliyor.  Almanya’da hastanelerde acil olmayanlar dışındaki ameliyatlar ve tedaviler geçici süreliğine durduruldu, yoğun bakım yatak sayısı arttırıldı, sağlık çalışanlarının eğitimi yapıldı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasından hemen sonra okulların, çocuk yuvalarının, restoran ve alışveriş yerlerinin kapatılmasından kamu hizmetlerinin geçici bir süre durdurulmasına kadar bir dizi önlem aldı. Bu hem vaka sayısının artırmasını, hem de hastanelerin kapasitesini zorlayacak hasta sayısının oluşmasını engelledi.

78 gün sonra harekete geçti!

Almanya’nın neler yaptığı çokça yazıldı, neler yapmadığı ise ancak son zamanlarda konuşulmaya başlandı. Welt am Sonntag ve BR’nin ortak araştırmasına göre; Alman hükümeti  31 Aralık’ta uluslararası erken uyarı sistemi ProMED’den pandemi ile ilgili net olarak uyarı almasına rağmen, ilk önlemleri bu uyarıdan ancak 78 gün sonra aldı. Politikacılar tıpkı ABD Başkanı Trump gibi uzun süre salgını hafife aldılar. Oysa Alman hükümeti daha 2012’de “Halkın sağlığını tehdit edebilecek durumlar için riziko analiz raporu”nda, bu tür durumlarda yapılacakları belirlemişti. Rapor okulların kapatılması, büyük etkinliklerin iptal edilmesini öngörüyordu. Buna rağmen Mart ayının ikinci haftasına kadar da Almanya’da festivaller, yüksek katılımlı etkinlikler devam etti.

Ocak ayında ilk vakaların tespit edildiği Almanya Sağlık Bakanı Jehn Spahn, bunun gripten daha az zararlı hafif bir hastalık olduğunu salık veriyordu. Hükümet, nihayet 26 Şubat’ta işi ciddiyetle ele almaya başladı ve önleyici tedbirlerle birlikte sağlık ürünlerinin ihraç edilmesinin yasaklanması tartışıldı. 18 Mart’ta da Başbakan Merkel’in konuşması ile beraber, merkezi hükümet ve eyaletlerle ortaklaşa kararlar alınmaya başlandı.

Geç kaldı, erken gevşetti

Koronavirüs vakaları ve ölüm oranları son haftalarda düşüş gösteriyor. Özellikle sermaye gruplarının da baskısıyla, 6 Mayıs’ta merkezi ve eyalet hükümetlerinin yaptığı ortak toplantıyla önleyici uygulamaların yumuşatılması kararlaştırıldı. Alman kamuoyu, uzun süre önlemler konusunda tereddüt eden Alman hükümetinin bu sefer de var olan önlemleri kaldırmada erken davrandığı eleştirisinde bulunuyor.

Bu pencereden bakıldığında daha önceden pandemiden haberi olmasına rağmen önlemleri geç alan, geç kaldığı için yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açan Almanya’nın Covid-19 ile mücadelede ne kadar başarılı olduğu muamma.