Alternatif Kolombiya

FARC-EP’den hangi gerilla komutanıyla konuşsam, mutlaka yeni bir Kolombiya inşa etmekten bahsetiyordu. Bu sadece artık barışın imzalandığı son zamanlarda değil, henüz müzakerenin başında Havana’da görüştüğümüzde de hedeflerinin barışla birlikte ‘Yeni Kolombiya’yı inşa etmek olduğunu söylüyorlardı. FARC-EP’nin yani silahlı gerillanın son kongresinde, dağlarda da bu söylem, yani ‘Yeni Kolombiya’ yaratmak bütün gerillanın ağzındaydı artık. ‘Barıştan sonra ne yapacaksanız?’ diye sorduğumda neredeyse hepsinin cevabı ‘Yeni bir Kolombiya inşa etmek için mücadeleye devam edeceğiz.’ Oluyordu ve geçen hafta artık eski gerilla örgütü FARC-EP, anlaşmaya uygun olarak, yeni yasal parti kurduğunda bu ‘Yeni Kolombiya’ hedefi ‘Alternatif devrimci bir Kolombiya olarak kendisini ifade etti. Yani artık FARC’ın yeni açılımı, ‘Fuerza Alternativa Revolucionaria del Común- bize göre Türkçe çevirisi ile,  ‘Komünün Alternatif Devrimci Gücü’ oldu tabii ki ‘Común’ü de, Komün diye çevirmeyi özellikle de tercih ettiğimizin de altını da çizerek…

Bir gerilla hareketinin yasal parti olarak seçimlere katıldığı ilk seçimlerde, başarılı olabilmesi oldukça güç. Bu yüzden anlaşmada, FARC ne kadar oy alırsa alsın, en az 10 parlamentere sahip olacak maddesi de var. Bu güçlüğü Guatemala gerilla liderleri ile konuşurken, ‘Düşünün daha önce basketbol oynuyordunuz, sonra futbol oynamaya başlıyorsunuz.’ Diye tanımlıyorlardı. Guatemala’da URNG gerillası, ülkenin yüzde 40’ını elinde tutarken, anlaşmadan hemen sonraki seçimde çok az parlamenter çıkarabildiler ve gittikçe de güç kaybettiler. Çünkü ilk seçimlerde, gerilla bölgesinde yerlilerin çoğunun kimliği bile yoktu, bir sonraki seçimde ise orada neredeyse hiç yerli kalmamıştı çünkü neoliberal politikalar yüzünden hepsi şehirde iş arıyordu. 

El Salvador’da anlaşmadan sonra FMLN oldukça oy aldı ama yeterince değil. Daha sonra toparlayıp önce bir koalisyonla iktidara geldi ve şu anda ise tek başına iktidar. Ancak Arena faşist partisi karşısından FMLN neredeyse tek güç olarak seçime katılıyordu. Yani faşist partiye karşı seçilebilecek tek alternatifti FMLN. Henüz savaş sırasında Sosyal Demokratlarla ittifak yapmıştı ki bu ülkedeki faşist diktatörlüğü doğrudan deşifre eden bir ittifaktı. Bu yüzden barış anlaşmasından hemen sonra, FMLN sadece solun ve devrimci kanadın değil, faşist parti Arena’ya oy vermeyen bütün herkesin tek seçeneği idi. Kolombiya’da böyle bir durumda yok. FARC en iyi olasılıkla, sadece solun oylarının topladığı bir parti olabilir ki bu bile o kadar kolay değil. 

FARC’ın en büyük şansı anlaşmanın en önemli maddesi olan 3 milyon hektar toprağın halka dağıtılması maddesinin yaşama geçirilmesi olacaktır ki bu toprağın dağıtılması, kelimenin tam anlamıyla kısmen de olsa toprağın demokratikleştirilmesi, aynı zamanda ülkenin demokratikleştirilemesine hizmet edebilir. Her dağıtılan toprak parçası, eksik de olsa bir demokratikleşme potansiyeli ortaya çıkarır. Aynı zamanda FARC’ın öne çıkan iki çok dikkat çekici hamlesi geldi parti yasallaşır yasallaşmaz.  Bunlardan birincisi, Kürt siyasal hareketi gibi Kolombiya’da da kadının öne çıkmasıydı. Zaten dünyada ilk defa bir barış anlaşmasında kadınlar için özel maddeler vardı. (Benim bildiğim kadarıyla). Bu, dünyanın iki ucunda ki iki hareketin öne çıkardıklarının, kadınların olması ‘kimlik’ meselesinin sadece etnik bir şey olmadığının açık göstergesidir. Bir ikincisi, hoş ve popüler bir çağrı ile FARC lideri Rodrigo Londano’ın Kolombiya futbol takımı kalecisi, ünlü Higuita’yı FARC’ın devlet başkanı adayı olarak göstermek istemesiydi ki bu FARC’ın geniş kitlelere hitap eden bir politika çizgisi gütmeyi hedeflediğinin de işaretiydi. 

İki şey, toprağın demokratikleşmesi ve kadın kimliğinin savunulmasıyla, ortaya çıkan yeni yasal parti FARC, adaylığı kabul etmese de, barışı hep destekleyerek harika bir gol atan sempatik kaleci Higuita ile ‘Alternatif Devrimci’ bir politikanın barışçıl inşası Kolombiya gibi bir ülkede gerçekleşebilecek mi? 

Ancak şunu mutlaka söylemeliyim ki herkes, bir gerilla hareketinden barış yapması talebinde bulunabilir, savaşanlar ya da savaşmayanlar barışın yanında, barış yanlısı olabilir ama bir gerilla hareketinden, hiç kimse, onlar dışında hiç kimse, savaşa devam etmesini isteyemez. Yani gerillanın bir bölümü belki bunu kabul etmeyebilir ama 53 yıl savaşmış bir hareket barış kararı almışsa, ‘hariçten gazel atanların’ bu barışı geliştirmeye çalışmak dışında bir şey söyleme hakkı var mıdır?