Anti Amerikancı görünen münafıklar

Rojava Kürdistan’ında milletin birliği için devam eden görüşmeler, Kürtlerin genel birlik ve beraberlik çalışmaları, Kürtlerin kanından beslenenlere kabus yaşatmaktadır. Yıllardır gariban Kürt’ü ekonomik yardımlar ve ulufelerle aldatanlar, sahte İslam inancı ile iğdiş ederek, yanında tutmaya çalışanlar Kürt’ü kendi milletine düşman yetiştiren, Türk İslam sentezcilerinin bu günlerde dizlerinin bağları çözülmektedir. Bu gelişme Türk İslam fideliğinde yetişen, kabuğu Kürt ama zihniyeti, inancı ve ameli Türk işbirlikçiliği olan, kendi milletinin katili, hırsızı ve talancısı, devletin kapı kullarını da ürkütmüş durumdadır.

Kürtlerden nefret eden, her durumda Kürt’ü hedef alan, Türk Turan devletinin sözcüsü mankurt ve hain Çavuşoğlu, gözünü açabilecek olan her Kürt bizim direkt hedefimizdir diyerek Rojava’ya yeniden saldırı için start vermişti. Bundan sonra tek sıra halinde sözde birbirlerine muhalif ve karşıt duran, ne kadar Kürt kanı emicisi varsa hepsi homurdanmaya başladılar. Efendim ABD ve dış güçler (kafirler) Kürtleri bir araya getirmek istiyorlar. Kabuğu Kürt ameli ve imanı Türk olan hizbiler; kendi milletinin alimlerini, aydınlarını ve esnafını sokak ortasında namertçe kurşunlayarak katl eden, bir kısmını da işkence ederek evlerin altına gömenlerin partisine de talimatla açıklama yaptırdılar. Bunlardan bazıları da şimdi bizlere Kürtlük ve Kürdistanîlik satmaya çalışmaktalar.

Türk Turan devletinin desteği ile parti kuran, kendisine özel Tv kanalı açılan, sadece kendi dindaş ve milletini biyolojik, inançsal ve siyasal olarak ortadan kaldırılmasına odaklananlar da, alel acele Kürt barışırsa din elden gidiyor yaygarasını koparmaya başladılar. Yıllardır Türk İslam sentezinin kuluçkası olarak derin çalışmalar yapan ve derin devletin kadrolarının yetiştirildiği parti ve cemaat olarak bilinen ‘Milli Görüş’ anarahminin Genelbaşkanı Karamollaoğlu da parkinson hastalığına yakalanmışçasına titreyerek mikrofonlara bu kabul edilemez demektedir. Bir bilgi olarak okurlarla paylaşmak isterim ki, kontra örgütlenmesinin başı olan Velioğlu, Erdoğan ve Kürtlerin acımasız katillerinin hemen hepsi ‘Milli Görüş’ fideliğinde yetiştirilmişlerdir. Kürt’ü katleden, siyasi olarak onun gücünü arkasına alan, din satıcılığı ile kendisine bu devletin içinde yer alanlar, Milli Görüş çizgisi ve Türk İslam sentezinin yetişmeleridirler. Bu çizgide yetişenlerin bir çoğu azılı Kürt katileri ise bu durum bir tesadüf olamaz.

Bu çizgi Kürt’ün dini ve İslami hassasiyetlerini tanıdığı ve onu kullandığı için Kürt’ün ve dürüst Müslümanın uyanışı panik oluşturmaktadır. Şuurlanmamış, imanı Kur’an’dan öğrenememiş, İslamı İslam gibi değil, devletin istediği gibi öğrenip yaşamış bu yapıların hakkı öğrenmelerinden korkmaktalar. Din ve İslam adına aldatılmış bu kesimlerele, Türk İslam sentezcileri Turan devletinin iktidarından da payın büyüğünü almaktadırlar. Bu devletin içerisinde kendine yer bulan siyaset yapan, para ve maddi güç toplayanların hemen hepsi Müslüman Kürt’ü din adına kendi karşıtları durumuna getirenlerdir. Erbakan‘ın Milli Nizam Partisini devletin ve generallerinin istemi ve planlamaları ile kurduğu herkesin malumudur. Hedef kitle olarak da yurt dışı ve yurt içinde Kürt birey ve aileler olarak belirlenmiştir.

Başta Milli Görüş olmak üzere, devletin kurduğu ya da desteklediği dini yapılanmaların hemen hepsi maddi yardımlarını kendine ve dinine düşman yapılmış Kürt’ten tedarik etmektedirler. Bu tuzak hem Kürt’ü, hem de dürüst Müslümanı, direkt ya da dolaylı Turan devletinin hizmetine sokmuştur. Türk ırkçılığı, asimilasyon laboratuvarı gibi çalışan bu cemaat parti ve tarikatlar Kürt’ün ve dürüst Müslümanın uyanmasından korkuya kapılmaktadırlar. Bütün güçlerini kandırılmış Kürt ve samimi Müslümanlardan alan bu çevrelerin, korkuları sıtmaya tutulmalarına sebep olmaktadır.

Amerika’nın, Rusya‘nın ve dış mihrakların her dediğine baş üstüne efendim diyen bu münafıklar, ABD’nin ve uluslararası güçlerin Kürtlere selam vermeleri ile ‘Kürtlerin emperyalistlerin dış mihrakların oyuncağı olmalarından’ söz etmekteler. Yıllardır dış mihrakların bütün örgütlerine üye olmuş, politikasını, yaşam biçimini onlara göre ayarlamış, silah tedarikini onlardan karşılamış, onların tetikçisi olarak milyonların kanına ve acı çekmelerine sebep olmuş bu münafıklar, Kürt’ün birliğinden ve uluslararası güçlerle ilişkilenmelerini tehdit etmekteler.

Müslüman Kürtler ve dürüst Müslümanlar, başta Milli Görüş (Avrupa’da ise başta DİTİB) olmak üzere Turan devletinin oluşturmuş oldukları bütün cemaat ve cemiyetleri imanları gereği terk etmelidirler. Bizler samimi Müslüman kardeşlerimizi bu adice tuzaklardan kurtarmalıyız. Bu bizim İslami insani ve vicdani sorumluluğumuzdur. Şekilleri İslami, fakat amelleri ırkçılık ve münafıklık olan cemaatlerin kapısına kilit vurdurduğumuzda, İslam, dürüst ve samimi Müslümanlar da rahat nefes alacaklardır.

Sözkonusu cemaatlere gidişleri ve onlarla beraber olanlara hakikatleri tebliğ etmek bizim en acil vazifemizdir. Bu kadar insan vahşice katl edilirken, şehirler, kasabalar, köyler yakılıp yılılırken, mezarlıklar bombalanırken, kadınlar tecavüze uğrarken, çocuklar istismar edilirken, hırsızlık, rüşvet, işkence ve soygun yaşanırken açıklama yaptılar mı? Kürt’ün dili, kimliği ve iradesi derdest edilirken bunlardan açıklama duydunuz mu? Kürt’ün kadınına polis, jandarma ve onların köpekleri ile işkence yapılırken, bunlardan açıklama geldi mi? Gelemez, çünkü bu sistemi besleyen, büyüten ve koruyan bu münafıklardır.

Allah’ın gavuru;

Bolton kendini Müslüman olarak gösteren bu münafıkların Kürtlerden nefret ettiğini bize ‘Bilal’e anlatır gibi’ anlatırken, kendine Müslümanım diyen, birde kabuğu Kürt içine Türkçülük kaçmış olan Kürt’ün, bu münafıkları mümin kardeş olarak görmesi de ayrı bir faciadır.