Artı Gerçek’çiler has gazeteci ben ‘gecikmiş’ yorumcu!

Salı günü Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nde çıkan yazım, o yetmedi Yeni Özgür Politika Gazetesi’nde çıkan yazım gösterdi ki, ben iyi bir gazeteci değilim. Anlatayım:

Geçtiğimiz Salı günü, yani 28 Mart’ta Özgürlükçü Demokrasi’de yayınlanan yazımın başlığı “Onlar terörist değilse, bunlar neden terörist” başlıklı yazımda şöyle bir öngörüde bulundum:

“Taşımadığı için ve bu açıklamalardan sonra, Cemaate yönelik atılan bütün adımlar, göreceksiniz bu devletler tarafından her geçen gün daha açık bir şekilde suçlanacak, sonunda Saray’ın başına akla hayale gelmedik çoraplar örülecek.

Sonra ne olacak?

Sonra Batılı devletlerin “zaman hatası” sonucu “terör örgütü” dedikleri PKK-KCK hakkında “zamanı geriye sarma” süreci başlayacak. En başa dönecekler ve diyecekler ki, “Cemaatçiler terörist değil, PYD’liler de, YPG’liler de, YPJ’liler de terörist değil. Eeee… Bu PKK’lilerin KCK’lilerin, HPG’lilerin başı kel mi ki, bunlara terörist diyoruz”.

İşte şuraya duvara yazıyorum, işler böyle olacak…

Ertesi gün Yeni Özgür Politika’da konuyu devam ettirdim. Yazının başlığı şöyleydi: “Dünya “Reisi” mahkum ediyor, gözler “Apo”ya çevriliyor”. Yazıda şöyle diyordum:

“Şu hale bakın: Sol Parti (Die Linke) Meclis Grup Başkanı Sahra Wagenknecht, Erdoğan’ı “terörist” ilan etti bile…

Ve yakında tüm dünya Erdoğan’ı değil, Öcalan’ı muhatap alacak.”

Bunları yazdıktan sonra, etrafıma bakındım. Eh, ne de olsa gazetecilik dediğin meslek de “yaratıcı meslekler” familyasında zikrediliyor. Ben “alkış” bekliyorum, lakin “tık” yok. Yaşıma başıma bakarak beni “üzmek” istemeyen genç gazeteci arkadaşım, kulağıma eğilip, “hocam senin ‘haber yorumların’ sanırım 23 Mart öncesinde yazılmış, o nedenle arkadaşlar ‘bayat’ sandılar, oysa senin yazıların muhtemelen 22 Mart’ta yazıldı, teknik nedenlerle gecikerek baskıya girdi.”

Şaşırdım kaldım. Yazılarımı zamanında yazmıştım. “Nedir bu 23 Mart meselesi” diye sordum. Genç gazeteci arkadaşım, masama aşağıdaki metni koydu ve:

“Türkiye Cumhurbaşkanı ve taraftarları, Almanya’da yaşayan on binlerce Kürt’ün barış içinde kendi hakları için gösteri yapmalarına ve içlerinden bir kısmının PKK lideri Öcalan resimlerini taşımalarından dolayı çok kızgınlar. Federal Almanya hükümetince “terör örgütünü destekleme” iddiasıyla suçlanıyor bu insanlar. Şimdi burada bu soruyu sormak gerekiyor: Kim burada aslında terörist? 18 yıldır katı ve sert koşullar altında Türkiye’de hapishanede bulunan PKK lideri mi, yoksa on binlerce muhalifi, Kürtlerin hakları için mücadele eden yasal siyasi parti HDP’lileri tutuklayıp ceza evine koyan Türkiye Cumhurbaşkanı mı? Kim gerçekten terörist, yıllar önce ateşkes ilan edip PKK’nin bitirileceğini duyuran adam mı, yoksa Kürtlerin yaşadığı bölgelerde sivillere zarar gelip gelmediğini umursamadan ölümcül bir savaşın sürdürülmesine izin veren bir Cumhurbaşkanı mı? 

BM’in raporuna göre 2015 Temmuz’undan bu yana 350 bin insan Türk ordusu tarafından göç etmek zorunda bırakıldı, evleri sistematik olarak yıkıldı. Binlercesi öldürüldü, kadınlar işkence gördü ve tecavüze uğradılar. Kim şimdi burada gerçek terörist? Hayır, elbette PKK’yi de kimse tamamen barışçıl bir örgüt olarak nitelendiremez. Onlarında elinde kan izi olduğunu söylemek zorundayız. Ama çok uzun zamandır sadece PKK ile mücadele etmekten çıktı bu konu, tersine tüm muhalefetle mücadeleye dönüştü. Öğretmen, politikacı, gazeteci önemli değil Deniz Yücel gibi hepsi terörist oldukları iddiası ile tutuklandı. Bu insanların tek suçu Türkiye’de her geçen gün biraz daha yok edilen demokrasiye karşı durmaları. Bu yüzden Federal Almanya hükümeti artık Türkiye tarafından Almanya’da kimin terörist olduğunun dikta edilmesine izin vermeye bir son vermeli. Yoksa cesetler üzerinden bir diktatörlük rejimi kurulmaya çalışılan sistemin manevi destekçisi olmuş olur.” (Artı Gerçek)

Yukarıdaki metin meğer Alman devlet televizyonu ARD’nin “Tagesthemen” programında gazeteci Georg Restle tarafından okunmuş. Bunu da çiçeği burnunda kanalımız Artı Gerçek 23 Mart günü yayınlamış. Ben de “nal toplamışım”.

Gazetecilik iddiamdan bir kere daha vazgeçtim. “Yorumculuk” neyime yetmiyor: Yukarıdaki metin, Tayyip Erdoğan ve onun oligarşik ekibi hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde okunacak olan “iddianamenin” medya varyantıdır.

“Hayırları” “Evete” dönüştürmek için “sihirbazlık” yapacak olanlar dikkatle okumalıdır.