Barış rantçıları

Otuz senedir süren savaşın en şiddetli dönemlerinde “savaş rantçıları” sisteme tümüyle egemendi. Ağzını açanı katleden bu rantçı çetesi, medyaya da istedikleri şeyi yazdırıyor, istemediklerini sansürlüyorlardı. Hala bulunmayan, on binlerce insan bu dönemde kaybedildi. Bu arada hala ortaya çıkmayan, büyük miktarlarda silah-uyuşturucu geliri elde ettiler. Her türlü uçak-helikopter ve silah komisyonunu cebe attılar. Bu savaş rantçıları çelik diye teneke yelekleri orduya satıyordu. İlk kurşunda ölen askerlerin cenazesine de en önde katılıp timsah gözyaşları dökerek vatanseverlik taslıyorlardı. Her zamanki gibi “Vatanseverlik alçakların en son sığınağı” oluyordu. 1993’ten beri gündeme gelen her ateşkes ve çözüm ihtimaline, en önde karşı çıkanlar hep bu alçaklar güruhu oldu. Bugün de, bütün farklılıklarına rağmen adeta son 21 yılın özetini seyrediyor gibiyiz. Doğu Perinçek vb. önderliğindeki çözüm ve barış düşmanlarının can havliyle giriştikleri kampanyalar bunu gösteriyor. 17 Aralıkla birlikte bu cepheye “Cemaat” de katılmış bulunuyor.

Bütün bu saldırılar göğüslenebilir. Ama işin daha önemli yanı AKP ve devletin tavrıdır. İktidara geldiği günden beri, AKP hep çözümden söz etti. Ama hep çözümsüzlük ve tıkanmaya yol açtı. Çözüm çabalarının en üst düzeye yükseldiği Oslo sürecinde masaya tekmeyi vurdu. Sri Lanka senaryolarına umut bağladı. KCK operasyonları ve Qandil’in fethi girişimleriyle uğraştı. Bütün bunlar iflas ettikten sonra, son çözüm süreci gündeme geldi.
Sayın Öcalan’ın açık çağrısıyla başlayan bu süreç, halklarımıza bir çözüm umudu-heyecanı verdi. Öcalan, birçok kez AKP ile değil, devletle görüştüğünü söyledi. Şüphesiz ki AKP Hükümet olarak devletin başındadır, ama devlet AKP Hükümetinden ibaret değildir.
AKP, bugüne kadar yapılan çözüm protokollerine bağlı kalmamaktadır. TBMM çatısı altında kolaylıkla yapabileceği yasal değişikliklerden kaçınmaktadır. Ne Roboskî Katliamının ne de faili meçhul denilen devlet cinayetlerinin üstündeki sis perdesi aralanmaktadır. Zindanlardaki -binlercesi çocuk olmak üzere- on binlerce siyasi tutsak hala zulüm altındadır. Birer ikişer ölen hasta tutsaklar bile bırakılmamaktadır. AKP, on senedir barış ve çözüm diyerek halka umut vermekte ama bu doğrultuda ciddi hiçbir adım atmamaktadır. Tersine, halkın örgütlülüğünü tasfiye etmek için sinsi planlar içindedir. Barışçı çözüm deyip de halkın umutlarını sömüren, bu arada kasalarını milyarlarla dolduranların yaptığına barış rantçılığı demek daha doğru olur. Her yerden soygun-yolsuzluk ve hırsızlık fışkırmaktadır. Bu “barış rantçılarının” yaptığı en az savaş rantçıları kadar tehlikeli ve alçakçadır. “Biz gidersek savaş olur” diye halka karşı şantaj yapıyorlar. Böylece barış hayalleri yayarak savaşı ve tasfiyeyi dayatıyorlar. Bazıları da bu şantaja boyun eğerek ya da çıkarı gereği AKP kuyrukçuluğu yapıyor.
Halklarımız “Kırk katır mı kırk satır mı?” tercihine mahkum edilmek isteniyor. Ama bu tercihe mahkum değiliz. Sistemin ağır bir bunalım içinde olduğu, bölgede gerilim ve kargaşanın egemen olduğu bir dönemde, tüm ezilenler de birleşip kendi seçeneğini oluşturmak zorundadır. Bu seçenek her gün sokakta oluşmaktadır. Seçimler de bunun önemli bir aşaması olacaktır. Seçimlerde her partinin alacağı oy elbette önemlidir. HDP-BDP adaylarının alacağı oylar da çok önemlidir. Bu nedenle tüm HDP bileşenlerine, sisteme karşı özgürlük mücadelesi veren tüm ezilenlere büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Ama daha da önemli olan bu süreçte halkın alternatif örgütlenmesinin geliştirilmesidir.
Seçimlere giderken anket savaşları da hızlanıyor. Aynı anda farklı anket kurumları arasında devasa farklar görülüyor. Bu da bilimsel bir anket çalışması yapılmadığını, hepsinin manipülasyon amaçlı saptırılmış algı operasyonları olduğunu gösteriyor. Bu anket şirketleri her şeyi bildiklerini iddia ederler ama hiç biri Gezi Direnişi gibi potansiyelin farkına bile varmamıştır. Bu da bilimsellikten, gerçeklikten ne kadar uzak olduklarını gösteriyor. Yaşadığımız mücadele süreci bu güdümlü anket kurumlarının da maskesini düşürebilir ve halkların gerçek gücünü ortaya çıkarabilir.
Seçimlere fazla bir zaman kalmadı. Bütün kışkırtma ve algı operasyonlarına rağmen herkesin saçı sakalı önüne dökülecek. Soygunculara, savaş rantçılarına, barış rantçılarına, kent rantçılarına ve her türlü rantçı takımına karşı halkların özgürlüğüne, eşitliğine dayanan yeni ve gerçekten demokratik bir düzen için mücadele edenlerin kazanması için şartlar olgunlaşıyor. Bu şartlar değerlendirilebilirse, başarı tüm ezilenlerin olacaktır.