Barış yolu

Dünyanın Sokakları

Herkes barış rehaveti içindeyken gamlı ve karamsar yazıyordum. Şimdi barış adına her şey en kötü durumdayken, yeisi elimizle savurup, ne yapsak ki yazmak istiyorum.

El Salvador gerilla kumandanı Ruben Rojas ya da gerçek adıyla Roberto Cañas ile konuşuyordum. Cañas, El Salvador hükümeti ile FMLN (Farabundo Marti Ulusal Kurtuluş Cephesi) gerillaları arasındaki müzakere sürecinin başından itibaren yürütücülerinden ve gerilla ile hükümet arasındaki barış anlaşmasının imzacılarından biriydi. Kumandan Rubén ile tanışıklığımız uzun yıllara dayanıyor. Daha doğrusu onu ilk tanıdığımda daha çok Rubén’di adı ve yıllar geçtikçe, eski adına, Roberto’ya döndü. Gariptir bu da barışın ve barış sürecinin gelişmesi gibiydi aslında. 

Ülkede savaş korkunçtu. 5 milyonluk El Salvador’da 150.000 kişi öldürüldü, kaybedildi, 1.5 milyon kişi, başka ülkelere göç etti. Böyle bir savaşın sonunu getiren barış anlaşmasının imzacılarından Kumandan Rubén yani Roberto Cañas da o günlerde çok umutluydu. Benimse aklım fikrim devrimdeydi hala. 1980’de cezaevindeyken El Salvador devrimini oldu olacak diye bekliyorduk ve hatta Nikaragua devrimi ondan önce olunca şaşırmıştık. Bu yüzden Nikaragua 1990’da barış anlaşması imzaladığında aldatılmış hissetmiştik doğrusu. Ardından El Salvador’da barış imzaladığında yine kırılmıştık ama biraz daha alışmıştık galiba ama o günler konuşurken yine de, sorularım daha çok, ‘Neden masaya oturdukları?’ üzerineydi. O zamanki adıyla kumandan Rubén bunu basit bir şekilde cevapladı:

“Biz devrim için mücadele ediyorduk ama şimdi mümkün olan bir başka biçimde mücadele etmeye devam edeceğiz. Bununla ilgili aramızda çok tartıştık. Dışarıda dostlarımızla çok tartıştık, bu anlaşma için neden masaya oturduğumuzu ama bir savaş ne kadar devam edebilir? Bir halk yüzyıl savaşı sürdürebilir mi? Burada hem devlet, öldürmekle gerillanın bitmeyeceğini anladı hem biz bu pata durumu aşamadığımızı anladık.”

“Peki barış müzakeresinin tekrar başlaması için ne yapılmalı sizce?” diye sordum; işte yanıtı:

“Barışı ülke içine hapsetmeyin. Oradan barışın çıkması zordur. Birleşmiş Milletlerin barış için devreye sokulmasına çalışmalı. Diaspoara’daki barış yanlılarının harekete geçmesi, dünyanın her ülkesindeki sol, sosyalist parlamenterlerle ilişkiye geçilmesi gerekir. Uluslararası platformlarda barışın gerekliliğin anlatılması gerekir. Mesela biz savaş sırasında El Salvador’da sosyal demokrat Guillermo Manuel Ungo ile yaptığımız eylem birliği ile silahlı mücadele yürüten bir grubun bu gibi geniş kesimlerle birlikte hareket etmesiyle önemli bir tabuyu yıktık. Bu şekilde bütün dünyanın bizi daha rahat anlamasını ve güvenmesini sağladık. Bizim neden mücadele ettiğimizi anlamalarını sağladık. Bütün dünya El Salvador’da ne olduğunu biliyordu. Bunu anlatabilmek için dünyada entellektüellerle, Nobel ödüllü yazarlarla barış için temasa geçilmeli. Her iki tarafta ancak müzakereye bu şekilde ikna edilebilir.”

FARC-EP genel sekreterlerinden biri olan ve “FARC’ın dışişleri bakanı” olarak adlandırılan Ricardo Tellez ile konuşuyordum. FARC-EP ile Kolombiya devleti arasında Havana’da sürdürülen barış müzakerelerinin sürekli delegelerinden biriydi aynı zamanda. 1949 doğumlu Tellez ulusal gerilla konferansında basına, “1970’den beri devrimci hareketin içinde biri” olarak tanıtılmıştı. Bu konferans kararıyla da yeni başlayacak barış sürecinin ‘bütünleşme’den sorumlu kişisi oldu aynı zamanda. 4 yıl önce müzakerelerin başlangıcında da Ricardo Tellez ve diğer FARC-EP komutanlarıyla görüşmüştük. İşte Tellez’in ‘barış’ için söyledikleri ve bizim oralara mesajı şuydu:

“Burada soru öncelikle, ‘Savaşın nasıl sona erdiğidir?’ Bunun nedeni, bir gücün, diğer güç üstünde askeri olarak üstünlük kuramamasıdır. Bir ‘pat’ durumu vardı. Mümkün olan tek şey ise, karşılıklı bir diyalog oluşturmaktı. Bu durum karşısında uluslararası dostlarla birlikte harekete geçtik. Silahlı güçlerimizle de birleşik koordinasyonla hareket ettik. Çünkü FARC’la diyalog sırasında, hükümet ateşkesi kabul etmedi. Biz görüşmeleri, bombalar, askeri saldırılar, baskılar altında yaptık ama bu durumda biz 5-6 kez ateşkes ilan ederek, bir anda Kolombiya hükümetinin elinden politik inisiyatifi aldık. Böylece hükümetin bizim politikamızı bozmasına, savaşın devamına engel olduk. Birçok zaman ateşkes ilan ederek, silahsız güçlerle toplantılar yaparak, uluslararası diplomasiyi kullanarak, büyük bir etki yarattık. Bu birçok uluslararası platformda, parlamentolarda etki yarattı. Avrupa Birliği Parlamentosu, Vatikan, Başkan Obama, Latin Amerika ülkelerinin hepsi, halkları, medya bütün bunların hepsi bu sosyal adalet mücadelesinin haberlerini paylaştılar. Bu hükümetin politikasını değiştirmesini etkiledi. Ne zaman ki hükümet savaşa devam etmek istedi. O zaman biz politikayı elimize alarak, ateşkes ilan ettik, silahsız güçlerle toplantılar düzenledik, uluslararası diplomasiyi harekete geçirdik ve savaşmak isteyenin kim olduğunu teşhir ettik.”

Barış yolu yürüyenler böyle diyordu. Ya biz ne yapıyoruz?