Barzani – Erdoğan görüşmesinin gündem maddeleri

22 Şubat günü Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın; “Biz şu anda Suriye’de ve Irak’ta hem sahadayız, hem masadayız. Ulusal güvenliğimiz açısından bu bir mecburiyettir. Suriye ve Irak’ta PKK ve PYD ile mücadelemiz devam etmektedir. Sayın Barzani’nin şahsında Erbil Yönetimi de hem DEAŞ’la, hem PKK’yle mücadele konusunda Türkiye’yle aynı noktada durmaktadır. Ve bu alandaki işbirliğimizi ne kadar kuvvetlendirirsek bu iki ülke için de o kadar faydalı olacaktır" açıklaması yaptı.

Münih’teki Güvenlik Konferansı’na katılan KDP lideri Mesud Barzani de, 23 Şubat tarihli Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung’a verdiği demeçte, “Erdoğan Kürt sorununu çözmek isteyen cesur bir siyasetçidir” diyordu.

"Kürt sorununu çözmek isteyen cesur siyasetçi Tayyip Erdoğan” 6 Şubat 2016 tarihinde, Latin Amerika dönüşünde, uçaktaki gazetecilere şu açıklamayı yapıyordu; “Biz zamanında Irak’ın Kuzeyinde yaptığımız hatayı tekrarlamayacağız.”

Tayyip Erdoğan’ın daha evvel de sıkça dile getirdiği “hata”, Kürtlerin Saddam diktatörlüğünden kurtulması ve Irak’ın kuzeyinde Federal Kürt Yönetimi’ni ilan etmelerinden başka bir şey değildir. Bu gerçeği KDP yönetimi de Mesud Barzani de herkesten daha çok ve daha iyi biliyor.

Sorun ve soru şu: Kürt düşmanı bir diktatör olduğu şüphe götürmeyen Erdoğan ve onun yaveri Hulusi Akar bir yandan Suriye ve Irak’ta Kürt düşmanlığı yaparken, diğer yandan Kürdistan’ın başka bir partisi ve liderliği ile nasıl ve hangi temelde dostluk kurabiliyorlar? 

KDP lideri Mesud Barzani, Nusaybin köyleri yakılır ve siviller katledilirken Ankara ziyareti gerçekleştiriyor. Barzani birlikte sofraya oturduğu Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’yı; ‘kardeşim’ dediği Selahattin Demirtaş’ı, 13 HDP Milletvekilini, 100 BDP Belediye eşbaşkanını tutuklatıp zindana attıran zindancıbaşına hala Kürt sorununu çözmek isteyen “cesur siyasetçi” diyebiliyor. Üstelik bu gözaltı ve tutuklamalar yaşanırken en küçük bir tepki göstermeden ve hiçbir şekilde “kardeşlerini” savunma ihtiyacı hissetmeden. 

Yerel seçimler öncesinde, 16 Kasım 2013 günü, Erdoğan’a destek vermek amacıyla Şivan Perwer’i yanına alarak Amed mitingine katılan da Mesud Barzani’dir. 

Nusaybin’de köyler yakılır, Kandil köyleri bombalanırken sesini çıkarmayan Barzani’ni, Ankara ziyareti öncesinde fısıltıyla söylediği, “milletvekilleri serbest bırakılsın” sözlerinin hiçbir önemi ve değeri yoktur.

CB Sözcüsü İbrahim Kalın, PYD ve PKK’ye karşı mücadelede, Barzani’nin şahsında Erbil yönetimi ile aynı görüşte olmaktan duyduğu memnuniyeti belirtirken bir hakikati itiraf etmektedir. KDP ve Barzani liderliği ile TC devletinin PKK ve PYD düşmanlığı esas tutkaldır. Her ikisi de Kürt gerillalarının Rojava’da, Şengal’de ve Kerkük’te DAİŞ’e ve diğer çetelere karşı başarı kazanmasını istemiyor. Her ikisi de PKK’nin ve PYD’nin dünya halkları nazarında gün geçtikçe artan prestijini ve büyüyen ilgisini engellemek, bunu tersine çevirmek için hem sahada hem masada işbirliği yürütüyor.

Mesud Barzani ve KDP yönetimi ile TC/AKP iktidarı dostluğu sadece çatışma ve gerilimli dönemlerde değil, çatışmasız dönemlerde de sürdürülmüştür. Barzani ve KDP yönetimi, Türk devleti ve Erdoğan diktatörlüğü ile daha samimi, daha açık ve periyodik görüşmeler yaparken Kürt partileri ile mecburiyetten kaynaklanan formel ve zoraki ilişkiler yürütmektedir. 

Hal böyleyken, Barzani ayda iki kez bağımsız devlet ilanından söz etmektedir. Güney Kürdistan partileri ile ilişkileri kopmuş, parlamentosu toplanamayacak derecede işlevsiz hale gelmiş ve toplum nazarında ciddi bir itibar erozyonu yaşayan KDP ve Barzani liderliği, en sıkıntılı ve zor döneminde Türkiye’deki dostlarını ziyaret etmektedir. 

Barzani liderliği, kendi yönetim tarzını ve ilişki durumunu değiştirmeden, derinleşen içerideki krizi kolay ve rahat yollardan aşmanın yollarını aramaktadır. Klasik demokrasinin asgari koşullarını yerine getirmeden; aile ve aşiret ilişkileri ile devlet yönetim işlerini yürütebileceğini ve toplumu yönetebileceğini sanmaktadır.

Mesud Barzani, konjonktürel durum elverir ve eğer partnerlerinin onayını alabilirse “Bağımsız devlet” ilanı ile bir çırpıda PKK’den, PYD’den, YNK’den, Goran’dan, HDP’den kurtulmayı düşlemektedir. Bağımsız devlet ilanı ile birlikte Güney Kürdistan’daki ekonomik krizin; toplumsal adaletsizliklerin, gelir dağılımı ve tüketimdeki eşitsizliklerin unutulacağını düşünmektedir. Barzani’nin Ankara ziyareti, bu amaç için PKK’yi sıkıştırma ve bahar operasyonları için ortak planlama yapmaktır. Açıktan yapılmasa da kapalı kapılar ardında Barzani ile Hulusi Sayın ve Hakan Fidan da görüşeceklerdir.

İşin garip ve tuhaf yanı, “Kuzey Irak’taki Kürt yapılanmasına izin vererek büyük hata yaptık” diyen Erdoğan ve AKP yönetiminin, Barzani’nin “bağımsız devlet” ilanına hiçbir tepki göstermemeleri ve Türk devleti için savaş nedeni sayılabilecek bu girişim sahibi ile her konuda tam fikir birliği içinde olduklarını beyan etmeleridir.

* Bu yazı Barzani’nin Ankara ziyaretinden önce yazılmıştır.