Barzani’nin tarihi hatası

Biribirine zıt iki ses duyuyoruz.

Birinci ses, Türk devletinin Güney Kürdistan’daki askeri üslerinin artmasından endişe eden ve halkın direnişinin tüm ülkeye yayılması gerektiğini dile getiren Güney Kürdistan’dan siyasetçi ve yazar Elî Kerîmî’ye;

İkinci ses, “Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için (kastedilen halkın üsleri demonte etme direnişi) çok ciddi bir şekilde üzerinde duracağız” diyen Neçirvan Barzani’ye ait.

Bu sözler, Şêladizê kasabasındanki halkın, Türk işgalci üslerine karşı direnişinden sonrasına rastlıyor.

Nedeni Türk savaş uçaklarının “sınır ötesi“ savaşı.

Son hedef Bahdînan bölgesiydi; Dört sivil öldürüldü.

Türk devletinin Güney Kürdistan’da toplam 13 askeri üssü bulunuyor.

MİT’in hem KDP’nin hem de YNK’nin başkentlerinde şubeleri var.

Son verilere göre MİT’in toplam dört kampı bulunuyor (Beşika, Soran, Kelaçolan, Harir bölgesindeki eski havaalanı).

Kanimasi, Koyê Sipî, Gelîyê Zaxo, gördüğüm stratejik alanlar.

Oralarda KDP peşmergelerinin değil, Türk devletinin üsleri var.

MİT ile Parastin (KDP İstihbarat’ı) ortak faaliyet de yürütüyor.

Çapraz tarihi bir gelişme.

Vekalet savaşı kimler tarafından veriliyor?

Türk Ordusuna ait güçler, KDP’yi korumak için mi orada?

KDP’nin, Türk devleti yararına vekalet savaşı vermesi, kendisinin de sonunu getirecek diyordum.

Belki de öyle olacak.

Çünkü, Şêladizê halkının üzerinde yaşadıkları toprakları Türk askeri işgalinden arındırmak için başlattığı direnişten sonra, Neçirvan Barzani konuştu.

Direnişi destekliyoruz, demesini bekleyenleri yanılttı.

Tersine konuştu: “Komşularımızın güvenliğinin tehdit edilmesi amacıyla topraklarımızın kullanılmasını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” dedi.

Ve kolonyal şapkalı adam Mevlüt Çavuşoğlu, Barzani’nin ne demek istediğini aktardı:

“Dün akşam Neçirvan Barzani ile telefonda görüştüm.”

Bu, kırmızı telefon görüşmesinde neler konuşulduğunu özetlemiyor ama;

Neler olacağını Barzani aktarıyor: “Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için, çok ciddi bir şekilde üzerinde duracağız.”

Bu arada direnişte yaşamını yitiren biri 12 yaşındaki, iki direnişçi için söylenecek sözü kalmayan Barzani, sanki Türk savaş uçakları havadan halka lale atacaklarmış saflıkta, garip bir ifadede bulundu:

“Maalesef Türk savaş uçaklarının bombalaması sonucu bazı vatandaşlarımız şehid oldu”

Musa Anter yaşamda olsaydı: “Oğlum sen bizi mi, onları mı kandırıyorsun?“ demez miydi?

Nereden bakarsanız bakın Barzani tekrardan tarihi bir hata yaptı.

Direnen halkı suçladı.

“Komşularımızın güvenliği…” derken, kendi ülkesinin işgal altında olmasına ve devletsiz bir hükümet olarak, yetkisiz kalmasına, referanduma gidişe engel olan sömürgeci bir “komşu“dan bahsettiğini bimeyecek kadar, saf değildi.

Şêladizê halkının herhangi bir askeri üsse değil, yaşam hakkını işgal eden bir güce karşı direndiğini bilecek kadar da akıllı(?) olduğunu sananların öngörüsüne gölge düşürdü…

Ümit ediyorum: Bu direniş tüm Güney Kürdistan’a yayılır; oradaki halk hem işgalci Türkiye ve hem de onun savaşına vekalet edenlerin topyekününden de kurtulur.