Başarısız darbenin ardından

Türkiye 15 Temmuz’da askeri darbeyi iliklerine kadar hissettiğinden bu yana tam 10 gün geçti. Başarısız darbenin ‘anatomisi’ en çok merak edilen konulardan. 12 Eylül askeri darbesi yükselen toplumsal muhalefeti ezmek, Türkiye’de neoliberal düzeni yerleştirmek amacıyla yapılmıştı. Klikler arası savaş olma yönü öne çıkan bu 15 Temmuz darbe girişiminin amacı ise o kadar açık görünmüyor. Zamana bırakılan cevabı verilmemiş pek çok soru var.

Darbe hiç beklenmeyen bir şey miydi? Hayır. Yakın tarihimizde yaşadığımız, bizleri en çok etkileyen toplumsal olay olan Gezi direnişini kimse öngörememişti mesela. Ancak ‘Türkiye’de bir darbe olabilir mi?’ sorusu son zamanlarda sık sık akla geliyordu. Kürt siyasi hareketi, darbe mekaniğinin çalışmakta olduğu tespitini çok daha önceden yapmıştı.

Sonuçta darbe şaşırtıcı olmadı. Ama şaşırtıcı olan şey, 15 Temmuz’da geçirdiğimiz o uzun gecenin Cizre, Sur, Silopi, Silvan, İdil, Gever vd. Kürt kentlerinde yüzlerce gün ve gece yaşananlarla benzerliğiydi. Batı bir geceliğine çatışma bölgesi ile aynı şartları soludu. O kentleri yıkanlar bu sefer Saray’ı, TBMM’yi bombalıyordu. İstanbul, Ankara metropolleri çatışma bölgesinden gelen F16’ların ‘süpersonic boom’una maruz kalıyordu. Askeri saldırı yerlerine yakın konumdaki halk sığınaklara iniyordu. Sokağa çıkanlara, darbe girişimini durdurmak için tankların önünde duranlara ateş ediliyordu. 250’nin üstünde insan bir gecede yaşamını kaybetti. İki bini aşkın kişi yaralandı. Ve o uzun gecenin sonunda neyse ki darbeye kalkışanlar mağlup geldi.  

Erdoğan’ın askeri darbeyi savuşturmasında en önemli etkenlerden biri parti kitlesini mobilize edebilmesi oldu. İçinde para militer güçler de olmakla beraber İslami referansla hareket edenler ‘yüzyıllık fırsat’ olarak gördükleri bu dönemin kazanımlarını savundular. Darbe girişiminin boşa çıkarılmasına sevinenlerin önemli bir kısmı demokrasinin de otomatikman gelmediğinin de farkında. Askeri darbe püskürtüldü ama 8 Haziran’dan bu yana yaşadığımız sivil darbe yerinde duruyor. Siyasi iktidar olayları kontrolüne alır almaz ilk yaptığı şey, hukuksuz bir şekilde kamuda büyük bir tasfiyeye girişmek oldu. 50 bine yakın kamu çalışanı görevden uzaklaştırıldı, binlerce gözaltı yapıldı. Büyük bir cadı avı tüm muhalif kesimleri hedefliyor. Çok geçmeden OHAL ilan edilmesi Erdoğan’ın daha fazla otoriterleşme iştahını kanıtlıyor. Kanun hükmünde kararnamelerle yönetim sivil darbenin tam da arayıp da bulamadığı şeydi.

Sonuçta askeri darbe yenildi ama ortada kazanılmış bir demokrasi de yok. Demokrasinin kazanılması için Erdoğan’ın sivil darbesinin de yenilmesi gerekli. Bunu da emek, demokrasi güçlerinin toplumsallaşan barış ve demokrasi mücadelesiyle başarabiliriz.

Bütün halklar için barış ve demokrasi kazanılmadan tek bir kimlik de bir şey kazanamaz. Birlikte bir yaşam inşa edebilmek için sadece Kürt meselesinde değil, sadece mütedeyyin kesimlerin meselesinde değil; başta demokratik laiklik talebi olan Aleviler olmak üzere bütün ezilenlerden yana bir direniş çözüm gücüne sahiptir. Bunu başardığımızda emek sömürüsüne karşı da, doğa talanına karşı da, kadın mücadelesinde de daha güçlü olacağız.

Başarısız darbeden sonra şimdi sivil darbeyi yenme, halkların ortak geleceği için barış ve demokrasi mücadelesini yükseltme zamanı.