Başûr AKP’nin Kürt düşmanlığından muaf mı?

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz hafta 2. Mülki İdari Amirleri Toplantısı esnasında "Buradan açık ve net olarak ifade etmek istiyorum, Güney sınırımızda yeni bir Kandil’in oluşmasına asla izin vermeyeceğiz" dedi. Erdoğan bu kez "yeni bir Kandil" demiş olsa da, buradaki tek hedefinin Kürt Özgürlük Hareketi olmadığı net.

Zira Erdoğan son dört ayda benzer içerikte üç açıklama daha yaptı. Ekim ayının sonunda Kanal 24’te katıldığı bir programda Erdoğan "Kuzey Irak’ta yaşananı, Kuzey Suriye’de yaşamak istemiyoruz" demişti. Ocak ayının sonunda Somali ziyareti dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, bu kez daha açık konuştu: "Bizim Suriye’ye yönelik politikamız bellidir. (…) Burada ne olur? Aynen Irak’ta meydana gelen olur. Biz yeni bir Irak olsun istemiyoruz. Nedir bu? Kuzey Irak… Şimdi de Kuzey Suriye doğsun! Bunu kabullenmemiz mümkün değil. Burada Türkiye olarak üzerimizdeki yükün ağır olduğunun bilincindeyim, biz buradaki duruşumuzu korumak zorundayız. Aksi takdirde Kuzey Irak’tan sonra burada da bir Kuzey Suriye… Bu oluşumlar gelecekte büyük sıkıntılara yol açacaktır."

Erdoğan 7 Şubat’ta da Güney Amerika ziyaretinin ardından bir gazetecinin "Suriye’de bir fiili durum oluşturulur mu? Olursa Türkiye ne yapabilir?" şeklindeki sorusuna şöyle yanıt verdi: "Irak’ta düşülen hataya Suriye’de düşmek istemiyoruz. (…) 1 Mart tezkeresi ilk anda kabul edilip Türkiye, Irak’ta olsaydı, Irak’ın durumu böyle olmazdı. 1 Mart tezkeresi ilk anda geçseydi, Türkiye masada olacaktı. O zaman Bush benimle yaptığı görüşmelerde bir ricada bulundu. Ama maalesef biz kendi arkadaşlarımızın yanlışıyla baş başa kaldık. (…) Ufku görmek çok önemli. Şimdi Suriye’de bu iş ancak bir yere kadar böyle gider. Bir yerden sonra böyle gitmez. Hassasiyetlerimizi Türkiye olarak korumak zorundayız."

Bu açık ve net açıklamalardan sonra AKP hükümetinin ve Türk devletinin Başûrê Kurdistanê’deki Federe Kürdistan Bölgesi’nin varlığını ve statüsünü hazmedemeyip kabullenmediğini görmemek veya görmezden gelmek hala mümkün mü? AKP hükümeti devletinin ‘bölgedeki en yakın müttefikinin’ Kürdistan Bölge Yönetimi olması bu gerçeği değiştirir mi? Değiştirmez, hatta Türk tipi sömürgecilik ve soykırım politikaları göz önünde bulundurulduğunda anlaşılır da. Aynı şekilde Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzanî’nin son Ankara ziyaretinde Ala Rengin ile ağırlanmış olması, asla Federe Kürdistan Bölgesi’nin statüsünün resmi olarak tanındığı anlamına gelmez. Böyle olmasaydı Barzanî’nin Erdoğan ile görüşmesinde Kürt bayrağı yerine ikinci bir Türk bayrağı dikilmezdi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Salı günü Med Nuçe TV’de yayımlanan Politik Alan programında, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "AKP Güney Kürdistan yönetiminin oluşmasını tarihi hata olarak görmektedir. ‘Kuzey Suriye’de, Rojava’da aynı hatayı yapmayacağız’ diyor ve PYD’ye, YPG’ye saldırısı bu temeldedir. PYD ve YPG’yi yok ederse, PKK ve HPG’yi yok ederse sıra KDP ve YNK’yi yok etmeye gelecektir. ‘Hata yaptık’ diyorlar ve ‘güç bulursak hatayı ortadan kaldıracağız’ diyorlar. Dost dedikleri kişi onların varlığını kendisi için büyük tehlike, önceden yok edilmemiş olmalarını da tarihi hata olarak görmektedir. Güney Kürdistan halkı ve yönetimi bunu görmelidir. Erdoğan ve AKP pragmatisttir, çıkarları için her şeyi yapıyor ama bu hiçbir ilkesi yok demek değildir. Bir tek ilkesi var o da Kürt düşmanlığıdır."

‘AKP ile ilişkilerimiz iyidir, bize ihtiyaçları var, Kürt Özgürlük Hareketinin zayıflatılması bizim çıkarımızadır, meydan bize kalır’ mantığı gafletten başka bir anlama gelmiyor. Zira AKP açısından ‘iyi Kürt – kötü Kürt’ denklemi, olsa olsa ‘ölü Kürt’ formülüne giden yoldur. 

Peki başta KDP ve YNK olmak üzere Başûrlu siyasi güçler bu gerçeği görmüyor mu? Görüyor olsaydılar, AKP’nin ve Türk devletinin doğasını doğru çözümlemiş olsaydılar, bugün farklı davranıyor olurdular. Kendi varlıklarını koruma adına AKP ile kader birliği yaparak kendi fermanlarına imza atmazdılar. 

Kürt halkı sadece Bakûr, Rojava ve Rojhilat’ta değil, Başûr’da da soykırım kıskacındadır. Bu gerçek görülmediği müddetçe Başûr’da elde edilmiş bütün kazanımlar da tehdit altındadır. Bu tehdidi ortadan kaldırmanın tek yolu, Kürt ulusal birlik siyasetini hakim kılmaktır. Başûr’un her zamankinden daha fazla buna ihtiyacı var. Bunu görse de görmese de