Bir anti-emperyalizm karikatürü

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil hayli popüler… Yanılmıyorsam gazetenin ve belki de tüm gazetelerin en fazla okunan yazarı.

Görünüşe bakılırsa Erdoğan karşıtı. Hatta değme solcudan da hızlı bir “anti-emperyalist”.

CHP’nin “ulusalcı damarına” en keyif verici ilacı o zerk ediyor. CHP’li ulusalcı Yılmaz Özdil’i okuyor ve keyiften dört köşe oluyor. Keyif verici ilaç elbette uyku getiriyor. Ulusalcı Özdil’in son satırını zar zor okuyup, dertlerini, işsizliğini unutuyor, “Erdoğan-Özdil maçından” kendisinin galip çıktığını sanıyor ve mışıl mışıl uyuyor.

Ulusalcı uyur, ama Erdoğan uyumaz.

“Haksızlık yapıyorsun” diyenleri duyuyorum.

Böyle diyenler, Özdil’in dünkü yazısını mutlaka internetten indirip okumalı. Yazının başlığı “Cahilden daha yıkıcı bir kitle imha silahı henüz icat edilmedi.” Irak’ın durumunu konu almış. Saddam rejiminin yıkılmasında Irak halkının “cahilliğini” en büyük sebep olarak görmüş.

Benim takıldığım bu tez değil. “Hüpletme” tezi. Saddam sonrası Irak’a “üşüşen” küresel petrol şirketlerini en büyüğünden en küçüğüne kadar sıralamış. Irak petrolünü “hüüüpp” diye “çalan” bütün devletleri, en irisinden en minisine kadar tek tek gözler önüne sermiş. “Her gün 4 milyon varil petrolü çalıyorlarmış.”

“Papua Yeni Gine’nin bile petrol şirketi” oradaymış…

Irak’ı yağmalayan “küresel emperyalist devletler ve onların petrol şirketleri listesi” harika. Özdil ulusalcıyı “emperyalizme karşı” bilinçlendirmede rekor kırmış. Okuyorsun, petrolü “hüüüppleyenlere” lanet okuyorsun, sonra “hüüüppleyenlere” karşı mayışmış bir vatansever olarak mışıl mışıl uyuyorsun.

Çünkü Özdil’in yazısından şu sonucu çıkarıyorsun: “Yedi düvel Irak petrolünü hüüüpplüyor, Türk milleti ve Türkiye hüüüpplemiyor.”

“Sarısözen bunu da nereden çıkarıyorsun?” diyenlere, yazıyı bir kere daha dikkatle okumalarını öneririm.

Çünkü bu yazıda Irak topraklarına üşüşen bütün devletler ve petrol şirketleri sayılmış, ama aralarında Türk devleti ve onun şirketleri yok…

Türk devleti ve şirketleri Irak’tan, Özdil’in “listesi” sayesinde buharlaşmış.

Oysa, örneğin Papua Yeni Gine’nin Irak’ta şirketi var ama askeri üsleri yok. Türk devletinin Irak’ın Federe Kürdistan Bölgesi’nde de, örneğin Başika’da da askeri üsleri var, MİT karargahları var, uçakları var, şu sıralar Güney Kürdistan halkının boykot ettiği irili ufaklı yüzlerce şirketi var.

Özdil’in yazısında bunlar yok sayılmış.

Unutkanlıktan mı? Olacak şey değil. Ulusalcı Özdil kendi vatanını, ordusunu, MİT’ini ve milletine ait ulusal şirketlerini hiç unutabilir mi?

Evet, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tıpkı Shell gibi Irak petrolünü “hüüüppletiyor”… Güney Kürdistan Petrolünü “çalıyor”. Sırf “hüüüppletse” ve “çalsa” yine de “iktisadi bir haydutluk” der geçersin. Özdil’in “unuttuğu” Türk devleti bir de bu “hüüüpleme” ve “çalma” faaliyetini yıllardan beri Irak topraklarında PKK’ye karşı yürüttüğü savaşla, üsleriyle, casuslarıyla, suikastçılarıyla “koruyor.”

Özdil’in yazı başlığından esinlenerek diyebiliriz ki, “başkasının emperyalizmine karşı kendi emperyalizmini çaktırmadan savunandan daha yıkıcı bir bilinç bulandırma silahı henüz icat edilmemiştir.”

Bu “silahın” etkisi gerçekten büyüktür. CHP’yi faşist rejimin payandası haline getirmede işte bu “anti-emperyalizm karikatürü” en yıkıcı ideolojik rolü oynuyor. KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, geçenlerde Strek TV’de şöyle dedi: “CHP açlık, zam, ekonomik sorunlarını gündeme getirerek merkezi mitingler organize etse, AKP hiçbir şey yapamaz. CHP, cumhuriyeti kurduğu için sahibi olarak görüyor. Ama, CHP rolünü üstlenmiyor, üstlense AKP’nin işi birkaç güne kalmış.”

Faşizme karşı olan her Türk, Özdil’in “eğlendirici, keyif verici” yazılarını okuduktan sonra ve uykuya dalmadan önce Sabri Ok’un bu saptamasını hatırlarsa, yatağından dehşetle fırlayacak ve “biz ne yapıyoruz, neden uyuyoruz, neden harekete geçmiyoruz?” diye düşünecektir.

Nitekim şu sıralar sabah mahmurluğundan hafif bir uyanış başladı, CHP, İyi Parti ve SP, tarihlerinde ilk defa Türk emperyalizminin Libya macerasına karşı itiraz etti.

Son söz: Faşist diktatörlük bölgesel emperyalizmi doğurmadı. Türk bölgesel emperyalizmi faşizmin ebesidir. Her kim Türk kapitalizminin bölgesel emperyalizmine değil de, “başkasının emperyalizmine” karşı laf etmekle yetiniyorsa, o kimse faşist diktatörlükle mücadele edemez. Başkalarının vatanlarını tehdit, işgal ve ilhakı, Rojava’ya saldırıları, Güney Kürdistan’ı işgali, Libya’ya “lejyoner” göndermeyi, Kuzeyli Kürtlere karşı savaşı “vatan müdafaası” sananlar faşizmin elinde oyuncak olurlar.

Gerçek anti-emperyalist, yalnız “başkasınınkine” değil, her şeyden önce kendi emperyalizmine karşı çıkandır. Düşman içimizdedir.