Bir yazı ve gerçekler

T-KDP’nin Genel Başkanı Faik Bucak’ın 4 Temmuz 1966 tarihinde faili belli bir suikast sonucu, 5 Temmuz 1966 günü saat 7.30 da şehadete ulaşmasının bu yıl ellinci yılı idi. Gazetemiz’in 5 Temmuz 2016 tarihli sayısında Rohat Selçuk imzası ile “Büyük Yurtsever ve Devrimci Kürt Aydını Avukat Faik Bucak” başlıklı bir yazı yayınlandı. Yine 9 Temmuz tarihinde Murat Alpavut tarafından hazırlanan bulmacada Faik Bucak’ın fotoğrafı vardı. Bulmaca severlere sorulan soruda ise yine fotoğraftaki Kürt yurtseveri ve devrimcisinin kim olduğu soruluyordu. Ortalığın toz, dumana karıştığı bir ortamda şehid Faik Bucak’ın hatırlanması önemli bir vefa örneği idi. Ancak yazıda bir takım yanlışlıklar vardı. Bunları düzeltmekte galiba benim üzerime düşen bir görevdir.

Evet Faik Bucak T-KDP’nin Genel Başkanıdır. Hem Rohat’ın yazısında siyasi kişiliği söz konusu edilmemiştir. Ancak Faik Bucak T-KDP’nin ilk kurucuları arasında yer almamıştır. T-KDP’nin kuruluş fikri gorbehişt Liceli Fehmi Bilal’e aittir. Apê Fehmi Bilal 1925 Kürt Milli hareketinde gorbehişt Şeyh Seid Efendinin sekreterliğini yapmış, Xoybûn’un kuruluş çalışmalarına katılmış, 1928 afından sonra Kürdistan’a dönmüş, TC tarafından Isparta’ya sürgüne gönderilmiş. Uzun sürgün döneminden sonra Kürdistan’a dönerek memleketi olan Lice’ye yerleşmiştir. Kürt ve Kürdistan uğruna acılar çekmiş, fabl şiirler yazmış, oğlu Av.Sırrı Fırat’ı bir komplo sonucu kaybetmiş, bir kaç dil bilen bir Kürt aydınıdır. Türkiye-Kürdistan Demokrat Partisi (T-KDP) 10 Temmuz 1965 tarihinde Diyarbekir’de Gazi Köşkü’nde kuruldu. Kurucuları şehit Said Elçi, Şakir Epözdemir, Şerafettin Elçi, Ömer Turhan ve Derviş Akgül’dür. Rohat Selçuk’un yazısında belirttiği gibi şehit Hikmet Buluttekin, şehit Hasan Yıkmış, şehit Necmettin Büyükkaya ve merhum Muhterem Biçimli kurucular arasında değillerdir. Hikmet Buluttekin "T’de KDP"nin (Türkiye’de Kürdistan Demokrat Partisi) kurucuları arasındadır, şehit Dr. Şıvan’ın yardımcısıdır. H.Yıkmış, N.Büyükkaya, Muhterem Biçimli "T’de KDP" kurulduktan sonra partiye üye olmuşlardır.

Daha öncesinde Apê Fehmi Bilal’ın kurucu ve G.Başkan olma teklifi şartların müsait olmadığı gerekçesi ile kabul etmeyen Faik Bucak’ı ikinci ziyaretinde Apê Fehmi ikna eder. Bunun üzerine merhum Şerafettin Elçi, Faik Bucak’ın evine misafir olur ve birlikte T-KDP tüzük ve programına merhum Av. Kemal Badıllı’nın da görüşlerini alarak son şeklini verirler. Faik Bucak 16 Ağustos 1966 tarihinde Diyarbekir Turistik Palas otelinin 101 nolu odasında yemin ederek T-KDP’ye girer ve yapılan kurucular toplantısında G.Başkanlığa getirilir. S.Elçi ise G.Sekreter olur. T-KDP’nin kuruluşunda I-KDP’nin yardımı ve haberi olmamıştır. Aksine kuruluş aşamasında S-KDP’nin yardımını ve görüşlerini almışlardır. Yani ilk kuruluşunda T-KDP,  I-KDP’nin bir versiyonu olarak kurulmamıştır. I-KDP’si G.Başkanı gorbehişt M.Mistefa Barzani böyle bir partinin kuruluşundan Faik Bucak’ın bizzat I-KDP’ye Zınar kod ismi ile yazdığı 1966 Nisan tarihli mektuptan sonra haberdar olmuştur. Aynı dönemde MİT adına ilk defa eski MİT Müsteşarı Emre Taner I-KDP ile görüşmesini gerçekleştirmiştir(Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet gazetesinde yayınlanan yazısı). Zaten aradan üç ay geçmemiştir ki Faik Bucak’a Bucak ailesi içerisindeki kan davası da zemin olarak malum güçler tarafından suikast düzenlenmiştir. F.Bucak’ın şahadetinden sonra onun hatırasına binaen G.Başkanlık boş bırakılmış Said Elçi Genel Sekreter olarak şahadetine kadar görevlenmiştir.

Rohat Selçuk’un yazısında T-KDP amacı belirtildiği gibi değildir. T-KDP’nin programına göre; BM ve İnsan hakları Evrensel beyannamesini kabul eden Türkiye hudutları içerisinde Kürtler’in siyasal, kültürel ve ekonomik demokratik haklarını savunan bir siyasal partidir. Yine programına TC. Anayasasında TC’nin Türk ve Kürtlerden oluştuğunun garanti altına alınması, Nüfusu oranında TBMM temsil edilmesi, Kürtlerin ilkokuldan başlayarak ana dillerinde eğitim görmesi, Kürdistan’da çıkartılan petrolden nüfusu oranında pay alması, Kürdistan’da diyanetin Kürt kökenli din alimleri tarafından yönlendirilmesi gibi ilkeler var. Yine Peşgotin’ın sonunda Kürtlerin tarihten gelen haklarının yasal yollardan alınamaması halinde Kürtlerin başkaldırma hakkı olduğu ifade edilmektedir. Faik Bucak’ın Urfa Jandarma Komutanı Sami Tümerkan ile telefon tartışmasını, her iki şehitler Saidlerin ve Hikmet Buluttekin ile Hasan Yıkmış’ın şahadetlerini de önümüzdeki hafta anlatacağım. Gerçekler karanlıkta kalmamalı.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

* 10 Temmuz 1991 günü Vedat Aydın’ın cenazesi yüzbinlerin katılımıyla toprağa verildi. Cenaze töreni sırasında devlet güçlerinin kitleyi taraması sonucu 16 Kürt şehit oldu.

*  11 Temmuz günü HEP Diyarbekir İl Sekreteri Remzi İl’in cenazesi bir çöp konteynerinde bulundu.

* 12 Temmuz 1930 tarihinde Zilan deresinde yapılan soykırım sonucunda 15.000 Kürt sivil şehit oldu.

* 13 Temmuz 1989 günü İranlı yöneticilerle görüşmek üzere Viyana’da bir eve giden İKDP lideri A. Qasimlo ve arkadaşları Evdillah Qadiri Azer ve Dr.Resul İran gizli servisince şehit edildiler

* 14 Temmuz 1982’de Diyarbekir E Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan M. Hayri Durmus, Kemal Pir, Akif Yilmaz ve Ali Çiçek ihanet ve cezaevindeki uygulamaları protesto etmek için ölüm orucuna başladılar 

* 15 Temmuz 1951’de, Kürt siyasetçi, Kürdolog, Xoybûn kurucusu ve Kürt Latin alfabesinin kurucularından Hawar ve Ronahî dergilerinin sahibi ve yazarı Celadet Mîr Bedirxan Şam’da vefat etti.