BU Hal O Hal’den daha fena

Gülseren YOLERİ

Resmi olarak 12 saattir OHAL’siz yaşıyoruz.

Ama sevinemiyoruz. Çünkü süresiz uygulanacak BU Hal O Hal’den daha fena.

Hak ve özgürlüklerden doğru bakarsak, BU Hal’in temel iki hazırlığı söz konusu. İlki; tam 15 ay önce anayasal güvenceye bağlanmıştı üstelik. Yani henüz OHAL devam ederken.   

Evet, 16 Nisan Anayasa değişikliği referandumu ile getirilen ve seçimlerle beraber yürürlüğe girmiş bulunan düzenlemelerden;

Cumhurbaşkanına tek başına ve pek çok alanda kararname çıkarma yetkisi veren, Meclis ve Banlar kurulu yetkilerinin büyük oranda Cumhurbaşkanına devredildiği, Cumhuru sadece yürütmenin başı değil, kendisi hatta devletin her şeyi haline getiren, demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığını tamamen rafa kaldıran ve denetlenemeyen bir yapının 15 ay önce kurulmuş olduğundan, söz ediyorum.

Yasaların hatta uluslararası sözleşmelerin üzerinde değer gören ve hayatımızı kıskaca almış olan KHK’ların OHAL’le beraber hayatımızdan çıkmayacağından,

KHK’ların Cumhurbaşkanı kararnamesi adını alarak hayatımıza süresiz olarak girmiş olmasından söz ediyorum.

BU Hal’in ikinci hazırlığı ise; kalkan OHAL’in boşluk yaratmaması gerekçesi ile evveli gün Meclise sunulan ve her an kabul edilmesi beklenen yasa tasarısı.

Bu tasarı, seçimlerle beraber yürürlüğe girmiş bulunan anayasa değişiklikleri ile birleştiğinde, gidene rahmet okutacak bir tablo çıkıyor karşımıza.

Ayrıntılı düzenlemeler içeren bu yasa ile;

gözaltı süresi, tek kişinin işlediği suçlamalarda 48 saat ile başlayıp 6 güne, devlete karşı işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Yasası kapsamındaki suçlamalarda 4 günden başlayıp 12 güne kadar uzayacak.

Toplantı ve gösteriler akşam saatiyle beraber izin şartına bağlı olacak. Valilerin yetkileri özellikle hak ve özgürlüklerin sınırlanması konusunda artacak.

Valiler, bir bölgeye giriş çıkışı 15 gün süreyle herkese ya da belli kişilere yasaklayabilecek, eylem ve etkinliklere yasak kararı alabilecek.

Kişi özgürlüğü ve güvenliği konusunda hakim güvencesindeki kimi uygulamalar cumhuriyet savcıları hatta amirler tarafından gerçekleştirilebilecek.

Kamu personeli bakanlık onayı ile ihraç edilebilecek, Haksız yere ihraç edilmişlerden göreve dönüşüne onay verilenler, yönetici kadrodan ihraç edilmişlerse, daha düşük bir kadrodan başlatılacaklar. Tazminat hakları olmayacak.

Askeri personelin ataması, ihraç edilmesi ve görevlerini yaparken tabi olacakları kısıtlamalara ilişkin olarak da siyasi iktidarı yetkili kılan birçok düzenleme var yasa tasarısında.

Kısaca söylersek; OHAL’in yasadışı uygulamalarını ve bu uygulamalarla gerçekleştirilen hak kısıtlamalarını ve gasplarını yasal zemine kavuşturacak ve süreklileştirecek olan bu tasarı yasalaştığında;

Temel hak ve özgürlüklerin özüne yönelik ağır sınırlamalar söz konusu olacak. Toplumun kendisini ifade edeceği tüm kanalların kapatılmasına hizmet edecek, yaşam hakkı ve işkence yasağının ihlal zemini güçlendirilecek.

Bu Hal; anayasaya, taraf olduğumuz uluslar arası sözleşmelere açık aykırılıklar içeriyor mu? Evet. Ancak hükümetin ittifaklarından da güç alarak daha fazlasına yelteneceğinden de kuşku yok.

Enerjimizi, çekilecek acılara ahlanmak yerine hükümeti durdurmaya harcamak gerekir desem kimse itiraz etmez. E o halde, HADİ!