Bütün ihtiyarlar birleşin çünkü sizi virüsle öldürecekler

İçinde yaşlı kadın ve erkeklerin, diyabet, hiper tansiyon, astım, koah,, böbrek yetmezliği hastalarının yaşadığı evlerin bacalarına leş yiyen yaratıklar tünemiş, kapılarınızın önlerinde çakallar bekleşiyor: Trump, Johnson, Merkel, Macron, Erdoğan hepinizin Kronovirüs salgınında evlerinizde boğularak ölmesini bekliyor.

Çünkü yaşamanız onların ekonomileri için artık dayanılmaz bir yüktür. Ölümünüz trilyon dolarlık bir kazanç.

Dünya nüfusu yaşlandı. Avrupa’da 60 yaş üstü nüfus neredeyse toplumun yüzde 30’u. Bu yaşlı nüfusun üçte ikisi kadın. Koronorovirüs onları öldürüyor. Virüsün başında cinayeti keyifle izleyenler var. Ölüleri sayarken, gerçekte her ölümden sonra elde edecekleri sosyal sigorta, emeklilik, sağlık, bakım ödemelerinden eksilecek dolarları, euroları sayıyorlar.

Siz boğulurken başınızda Azrail değil, Erdoğan’lar, Trumplar, Johnsonlar, Merkeller, Macronlar bekliyor.

Erdoğan bıyık altından gülerek, “Koronoya karşı emekli maaşlarını bin beş yüz liraya çıkardım” derken, sizin öleceğinizi ve bu maaştan tek kuruş alamadan toprağa gömüleceğinizi biliyor.

Çalışmaktan yıprandınız. Gencecik yaşta işbaşı yapmıştınız. 60’ını aşıp emekli olandan belki on hatta yirmi yıl fazla çalıştınız. Binbir meslek hastalığı ile boğuşuyorsunuz. Artık emekli olmak, evinizde torunlarınızla yaşamak istiyorsunuz. Çalıştığınız süreye boş veriyorlar. Sizi ve sizin gibileri, çoktan hak ettiği halde emekli edersek kaç lira öderiz diye hesaplar yapıyorlar. Ödeyecekleri 123 milyar liraymış. Demek ki birkaç yıl sonra size bu kadar “masraf” edecekler. Şimdi sizi sızlayan dizleriniz, soluk almakta zorlanan ciğerlerinizle çalıştırıyorlar ve imdatlarına “Allahın lütfu” olarak virüs yetişiyor. Ne yapsanız boş. Az sonra kitlesel halde öleceksiniz ve Erdoğan 123 milyar lira kazanmış olacak. Kazanacağı bu milyarları da, hazırladığı virüsle mücadele paketinden iflas eşiğine gelen tekellere verecek.

Tekeller için çalışmıştınız. Ölürken yine tekeller için öleceksiniz.

Kaç kişisiniz? Yaklaşık 12 milyon emeklisiniz. Neredeyse devlete sigorta primi ödeyen tüm çalışanlarla sayınız aynı. Avrupa’da bir emekliye 3 ya da 4 çalışan düşerken, rant ekonomili Türkiye’de her emekliye yalnızca 1 çalışan düşmekte. İlk bakışta sayınız “çok fazla”. Ama gerçek şu: Çalışan sayısı “çok az.” Çalışabilecek nüfusun yüzde yirmisi işsiz. Çünkü Erdoğan Türkiyesi üretmeden yaşayan bir ülke. Ülkenin zenginliklerini bir yandan bir avuç vurguncu yağmalamış, daha da fazlasını Kürt’ü öldürmek için savaş harcamalarına yatırmış. Ve artık sayınız gözlere batıyor. O nedenle virüse kurban edileceksiniz. Hastanelerde kendinize yer, derdinize deva bulamayacak, evlerinizde boğularak öleceksiniz.

Neden acaba? Neden gençler gibi tedaviniz yapılmayacak? Çünkü şu ya da bu farklar olsa bile, bütün devletlerin stratejisi hemen hemen aynı. Hiç birinin salgın karşısında tüm nüfusu koruyacak sağlık alt yapısı yok. Trilyonları silah üretimine harcamışlar. Diyorlar ki, bu salgın, tıpkı sermaye gibi tüm dünyayı özgürce dolaşsın, her ülkenin yüzde yetmişi enfekte olsun. Böylece genç nüfus virüse karşı bağışıklık kazansın, yaşlılar ölsün. Toplum sağlığına kavuşsun. Sanki bela virüs değil de, siz yaşlılar, hastalarmış gibi.

Eğer virüsün yayıldığı ilk birkaç gün içinde, “aman ekonomimiz zarar görmesin” diye, yalan ve palyatif önlemler yerine, örneğin virüs görülen tüm kentleri karantinaya alsalardı, birkaç hafta içinde, salgını önleyemeseler bile, onu geciktirir, sağlık önlemleri için zaman kazanır, salgının yayılmasını geciktirerek en gencinden en yaşlısına kadar virüs kapan tüm insanlara eşit tedavi imkanını elde edebilirlerdi.

Yapmadılar. Çünkü salgında toplumun yüzde yetmişi enfekte olsa bile, ölecek olanların yaşlılar ve hastalar olacağını biliyorlardı.

Vaktiyle Nazi Almanyası, “sağlıklı Ari ırk” adına, on binerce “engelli” çocuğu, onların annelerini ve babalarını, eş cinselleri ve Yahudileri yok etmişti. Şimdi ihtiyar nüfusun Gestapo cellatlığını yapsın diye “Kornoravirüsünü” görevlendirmiş gibiler.

Kadın erkek ihtiyar kardeşlerim. Bu satırları size yetmişbeş yaşında bir akranınız yazdı. Kendimi karantinaya aldım. Tıpkı sizler gibi tansiyon hastasıyım. Ciğerlerimde hırıltılar var. On yıl önce bir kanser ameliyatı geçirdim. Virüs beni arıyor. Ama yalnız virüs değil, Erdoğan da beni arıyor. Hangisi yakalarsa işimi bitirecek.

Ben ise işimi bitirmelerine itiraz ediyorum. Siz de itiraz edin.

Biliyorum, sokağa çıksanız ya virüs ya da polis saldıracak. Çıkmayın. Ama balkonlara çıkabilirsiniz, kapınızın önünde bağırabilirsiniz.

Bugün Newroz ve Kürt halkı böyle yapacak.

Siz de yapın.

Haykırın, “dünyanın bütün ihtiyarları Erdoğanlara, Trumplara, Merkellere, Johnsonlara, Macronlara karşı birleşin. Kaybedeceğiniz önünüzde kalan torunlarınızla geçireceğiniz birkaç yılınızdır, kazanacağınız da işte o birkaç yılınızdır.”

O birkaç yıldan daha değerli ne olabilir?