Cevriye ananın hafızası, ışığı Leyla

Bir kadın düşünün, her gün geçmişinden bir parçayı siliyor aklı, bir anı, bir kişiyi. Katlanan ömrüne sığdırdığı her ne varsa, hafızasına kaydettiği her şey siliniyor. Hafızada oluşan o koca boşlukla ruhun, bedenin kavgası çok da çetin olmamalı. Hatıralar ve insanın hayatının bir yerine yerleştirdikleri gidince, unutulunca zaten bedenin bir anlamı yok, nefes alıp vermenin…

Unutmak, unutmaya çalışmak, ya da unutturmayı dayatmak, hele ki bu ömrün ortasına gelip yerleşmiş en nadide olay, kişiyse mümkün mü? Değil, başaran varsa da riyakardır. Aklın gücü ve sınırı kalbin kıyılarına çarpsa da bir dalga gibi, yenmeyi başaramıyor. Kalbin aşk ve büyük bir sevgiyle seçtikleri, aklın sınırları dışında. Herkes ve her şey unutulsa da onlar unutulmaz.

Tıpkı Alzheimer hastası Cevriye ananın sadece Leyla’yı unutmaması, hafızasının bir tek silinmeyenin Leyla olması gibi…Son arzusu rüyalarına üzerine tüm kapılar kilitli giren Leyla’yı görmek olsa da, onu göremeden hayata gözlerini yumdu. Oysa Cevriye ana mutlu bir ölümü hak etmişti. Gözünün nurunu, aklının ve kalbinin biricik ışığı Leyla ile vedalaşmayı, Leyla’nın da onunla…

Hiç söylememişler ona Leyla’nın bir açlık grevi eyleminde olduğunu, “Bilseydi o da açlığa yatırırdı kendini” diyorlar. Çünkü Leyla ömrü boyunca her ne yaptıysa hep haklılığına inanmış Cevriye ana. Leyla’nın bildiği bir şey var deyip Leyla’nın eylemine sarılırdı.

Ruhun şad olsun Cevriye ana, seni hep duruşuyla onure eden Leylan, özgürlük davasına olan bağlılığıyla halkını da kadınları da hep onure etti, ediyor. O rüyalarında kilitli kapıları açıp da sana gelemeyen Leylan, şimdi o kilitli kapıları kırmak için direniyor. Koca bir ülke insanının zulmüyle baş edemediği bir zalime, diktatöre, faşiste kafa tutuyor. Hepimize daha fazla direnme kararlılığı aşılıyor.

Tam 61 gün oldu. Leyla’nın başlattığı direniş Diyarbakır zindanından Kürdistan’a Kürtlerin yaşadığı tüm coğrafyaya dalga dalga yayılıyor. Amed zindan direnişi öncülerinin 1980’lerde 12 Eylül faşizmine kafa tutan ve faşizme diz çöktüren direniş gerçeği, bugün bir kez daha Amed zindanında Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven öncülüğünde yürütülüyor. Leyla ve direnişine ses veren herkesin ortak talibi, özgürlük…

Kürt halkının ve Türkiye toplumunun tümünün kaderini değiştirecek olan bu direnişin başarısıdır. Leyla’nın başlatmış olduğu eylemin değiştireceği gerçeğin bilincinde olan herkes, bu direnişin bir parçası olmayı seçiyor. Leyla’nın direnişi Kürt halkına, kadınlara ve Erdoğan faşizminin üzerinde etkide bulunduğu herkese aynı zamanda birlik olma çağrısıdır.

Bu çağrı en çok da kadınlaradır. Dünyaya hükmeden, coğrafyaların, insanlığın kaderini etkileyen kararlar alan ve tüm insanlığı nefes alamaz duruma getiren erkek aklının, iktidarının üzerine kurulmuş olduğu saltanatı ancak kadınların örgütlü birliği ve direnişi yıkar. Özgürce nefes almamızı sağlayacak ve bize aydınlık günler sunacak olan kadınların direnişidir.

Ve Leyla’nın direnişidir…