Covid-19’un ekonomi darbesi – Veysel IŞIK

‘Köleci devlet toplumu, ekonomik alanda büyük bir fabrika görünümündedir… Sermaye düzeni sanıldığı gibi, son dört yüz yıllık kapitalizmin bir ürünü olmayıp, beş bin yıllık devlet uygarlığının ürünüdür’ der Amaralı.

2019’un Aralık ayından beri dünya gündeminin birinci sırasına oturan korona virüsü toplumların tüm hayat alışkanlıklarını değiştirdi. Sadece hayat alışkanlıkları değil küresel ekonomi ve dünya ticaretini de derinden sarstı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaygınlığını bir kıta, hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen adla, yani pandemi kavramıyla tanımladığı koronavirüs salgını, toplumun farklı kesimleri arasındaki eşitsizliğin yanı sıra ekonomik farkları da artırıyor.

Çin’de koronavirüsün (Covid-19) yayılma hızının yavaşlamasının ardından salgının yeni merkezi Avrupa oldu. Salgının Avrupa’ya ulaşması sadece korona virüsünün yayılma riskini değil, aynı zamanda kapitalist modernitenin ürünü olan krizlerin neredeyse tamamını derinleştirdi. Salgının çıkış yeri olan olarak iddia edilen Çin’de, dünyanın üretim atölyesi olarak bilinen fabrikaların çoğu kapandı, üretim büyük oranda durdu.

Küresel kapitalist sistemde gıda, oyuncak, otomotiv sektörü, turizm, sinema, teknoloji, akıllı cihazlar endüstrisi, çip üretimi, havacılık, alışveriş ve daha birçok ürün ve hizmet Çin’e göbekten bağlı durumdaydı. Çin’de yaşanan koronavirüsü salgını daha başka ülkelere ulaşmadan onların ekonomisini vurmaya başladı.

Ancak koronavirüs de ulaştığı her yerde daha çok yoksulları vuruyor. Bilim insanları yaşlıların ve kronik hastalıkları olanların virüsü kaptıklarında daha fazla etkileneceğini ifade ediyor. Oysa sosyo-ekonomik açıdan alt tabakalarda yer alanların da aynı risk grubu içinde olduğu artık bilinen bir durum.

Korona ile birlikte dünyanın tablosu artık daha karamsar. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD ve diğer ülkelerde borsalar büyük kayıp yaşarken, kayıpları önlemezken Amerikan hisseleri ve küresel senetler trilyonlarca dolar değer kaybetti.

Ekonomistler virüsün neden olduğu panik ve ardından yaşananların, küresel ekonomilerde büyük zayıflamalara, hatta çökmelere neden olabileceğini söylüyor. Bloomberg’in verilerine göre salgın daha bu boyuttayken, yani son 3 ayda yaşananlarla ABD, Euro Bölgesi ve Japonya’da resesyona, Çin’de tarihinin en yavaş büyümesine; Birleşik Krallık’ta ise gayrisafi yurtiçi hasılasına eşit olan 2,7 trilyon dolarlık üretim kaybına neden oldu.

Koronavirüs paniği, rant ekonomisinin merkezleri konumundaki borsa pazarlarında da dinmedi. Avrupa borsalarında kayıp yüzde 10’lara çıkarken, birçok Asya borsası işlemleri durdurdu. İtalya’dan Çin’e kadar fabrikaların kapanması, seyahat sektörünün çökmesi, petrol fiyatlarının tarihi düşüşler yaşaması, özellikle enerji, turizm ve otomotiv gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmaların borç ve tahvil ödemelerini zamanında yapamayacağı anlamına geliyor.

IMF, koronavirüs krizinin daha da derinleşmesiyle şirketlerin karşı karşıya olacağı ekonomik kaybı asgariye indirmeleri için işten çıkarmalar, yatırımların sert şekilde düşmesi, bankaların daha az kredi vermesi önlemlerini açıklıyor.

Bu önlemler, kapitalist modernitenin iflası olsa da yoksulların daha yoksul olmasını ve işsiz sayısının çok daha büyük oranlarda artmasını beraberinde getirecektir. Kapitalist modernite kendi neden olduğu sorunların üstesinden gelmeye çalışırken bile almak istediği önlemlerle zengini daha da zenginleştirilmeyi amaçlıyor.

Alınan ekonomik önlemler işçi, köylü, emekli, kadın, genç ve bir bütünen toplumların yüzde 70’ine tekabül eden yoksulların daha da yoksullaşması ve ezilmesini; elbet bulaşıcı korona virüsünden dolayı daha faza ölmesini de beraberinde getirecektir.

Amaralı’nın belirttiği gibi, toplumsal kötülüğün temelinde faiz, faizin temelinde ticaret, ticaretin temelinde meta vardır. Ekolojinin yıkımıyla da ticaretin yakın bağı vardır. Toplumsal doku olmaktan çıkan ekonomi, doğadan köklü kopuşun da başlangıcıdır.

Şehirleşme ile doğadan kopan milyonlar artık kapitalizmin bulaşıcı hastalığının hedefindedir. Korona kapitalist sistemin parasına vururken koronadan nemalanıp diktatörlüğünü güçlendirenler de, yeni bir ekonomik trend oluşumu ile pazarını büyütüp daha fazla zenginleşecek olanlar da çıkacaktır.

Orta ve alt gelir düzeyine sahip toplumun en geniş kesimi ile işsizler ve yoksullar ise korona ile hasbihal olup yaşamını yitirmeye devam edecektir.