Çöz kurtul!

Kürdistan halkının, her alanda ve anlamda eşit-özgür bir yaşam için verdiği mücadele sonuç aşamasına doğru hızla gelişiyor. Bu süreçte, tüm ezilenlerin özgürlük-demokrasi mücadelesi de patlama noktasına geldi. Gezi Parkı direnişiyle başlayan süreç bunu gösteriyor. On yıllardır, ezilenlerin askeri darbelerle, işkencelerle, zulümle bastırılan mücadelesi artık bastırılamaz. Tüm ezilenler, tam eşitlik ve özgürlükten başka bir şey istemiyor ve bunun bir milim altına da razı değildir. Bu mücadeleleri bastırmak ve ezilenleri tekrar köleliğe mahkum etmek artık olanaksızdır.

Türkiye devleti, kurulduğundan beri ezilenlere karşı “Vur kurtul, ez kurtul” ve “Ezelim de çözelim-çözelim de ezelim” yolunu çok denedi. Dünya konjonktüründen de yararlanarak elde ettiği avantajlarla, demokrasi dışı vesayet rejimini uzun süre sürdürebildi. Ama artık deniz bitmiş, gemi karaya oturmuştur. Bunu görmeye başlayınca “Ya vur kurtul ya da ver kurtul” diyenler ortaya çıktı. Ne var ki, ne vurmak kar ediyor ne de vermek mümkün oluyordu. Çünkü Kürdistan sorunu bütün özgüllükleriyle Ortadoğu coğrafyasında bir kilit taşı durumuna gelmişti. Dokunanı yakıyordu.
Batılı emperyalist-sömürgeci devletler, sömürge halklarının uzun ve kanlı direnişleri sonucu “Ver kurtul” diyebilmişlerdi. Çünkü onlar sömürgelerin bağımsızlığını tanısa bile, kendi anavatanlarında sistemlerini ayakta tutabilecek durumdaydılar. Örneğin Avrupa’nın klasik sömürgeci devletleri, biraz zor da olsa sömürgelerin bağımsızlığını kabul etmiş ama kendi ülkelerinde tekelci kapitalist sistemi güçlendirerek sürdürebilmişlerdi. Ama Türkiye’deki sistem o kadar kemikleşmiştir ki, istese bile Kürdistan’ın bağımsızlığını tanıdıktan sonra Türkiye’deki sistemi aynen sürdüremez. Bir tuğlası çekilince tüm sistem de çökecek durumdadır.
Özgürlük-demokrasi için ayağa kalkan tüm ezilenler eşitlik-özgürlük istemektedir. Türkiye’deki demokratikleşme mücadelesiyle, Kürdistan halkının özgürlük mücadelesi birbiriyle içiçe gelişmektedir ve birlikte başarıya ulaşabilir. Bugünkü şartlarda net olarak diyebiliriz ki, demokrasi ve özgürlük olmadan barış, barış olmadan da demokrasi olmaz. Tüm ezilenler mücadele tecrübeleriyle bunu görmüş durumdadır. Bu nedenle, son dönemde ezilenlerin her kesimi hareketlenmeye ve birleşmeye başlamıştır. Bugüne kadar ezilenler bölünüp parçalanıp birbiriyle çatıştırıldı. Böylece egemen zulüm sistemi ayakta kalabildi. Ama artık o devir de bitmiş görünüyor. Gündemde olan tüm ezilenlerin birleşmesi ve mücadeleyi yükseltmesidir. Gezi Parkı direnişiyle başlayan yeni dönem bunun göstergesidir. KONGRA-GEL 9. kongresi de güçlü bir çözüm çağrısı olmuştur.
Ne var ki AKP başta olmak üzere siyasetçiler ve emirlerindeki medya bunu hala anlamıyor ya da anlamak istemiyor. İktidar hala “EZ KURTUL” hayalleriyle oyalanmaya-halkı oyalamaya ve zamana yayarak ezmeye çabalıyor. Oysa kaybedecek bir gün bile kalmamıştır.
Bu konuda sorumluluk sadece AKP’de değil, tüm siyasi partilerde ve toplumsal güçlerdedir. Oysa çoğu, sorunlar patlama noktasında iken, bütün bölge barut fıçısı üzerindeyken sorumsuzca parsa kavgası yapıyorlar. Geçmişten beri Türkiye’nin egemenleri, belli konularda “Bu bir milli sorun ve milli politikadır. Bu konuda parti farkı gözetmeksizin, milli takım ruhuyla davranalım” derler. Öyle de yaparlar. Düğmeye basılınca asker-sivil, iktidar-ana muhalefet-yavru muhalefet, medya, dernekler, sendikalar, spor kulüpleri, tarikatlar demeden birleşirler. Bugüne kadar emekçileri, Kürtleri, solu ve tüm ezilenleri bastırmak için bu “milli ruh”la hareket edildi. Ne var ki varılan nokta, alınan sonuç hüsrandır. Bu sonuç hepimizin ruhuna azap vermeye başlamıştır. Ruhumuzu muazzep eden bu çıkmaz sokaktan geri dönme zamanı gelmiştir. Zararın neresinden dönülse kardır. Hep şer için çalışan bu milli takım ruhu bir kez de hayra hizmet edebilir. Çözüm yoluna hizmet edebilir. “Vur kurtul” olmamıştır. Bugünkü şartlarda “Ver kurtul” da çare değildir. “ÇÖZ KURTUL” demenin tam zamanıdır. Bugün kararlıca “Çöz kurtul” denilmez ve oyalamalarla vakit harcanırsa, dün “vur kurtul” kar etmediği gibi, yarın “Ver kurtul”da kar etmeyecektir.
Halkların ve tüm ezilenlerin biriken öfkesi, dünya ve bölge şartları AKP’ye, devlete “ÇÖZ, KURTUL” diye bangır bangır bağırıyor.
Bakalım AKP Hükümeti, devlet ve etkili siyasi figürler bunu duyacak, anlayacak mı yoksa hala çıkmaz sokaklarda, bataklıkta debelenecekler mi? Anlamaları hem kendilerinin hem de herkesin lehine olacaktır.