Darbe ya da OHAL hukuki değil siyasidir

Yirmi gündür darbeyle yatıp OHAL’le kalkıyoruz. Tayyip liderliğindeki iktidar ‘darbe girişimini engellemek için’ dese de OHAL’den muradının bunu aştığını anlamak için icraatlarına bakmak yetiyor ve görünen o ki; Tayyip ve de AKP iktidarı; sadece bir darbe girişimini püskürtmüyor, sadece erk savaşı vermiyor, sadece kendisine alternatif olabilecek bir gücü tasfiye etmiyor, sadece tek adam rejimi ya da ırkçı bir diktatörlük hedeflemiyor, AKP varlığını destekleyen sadık seçmenine verdiği vaadleri de gözetiyor. Kapitalizme bulanmış bir dini ideolojiyi yönetime ve toplum yaşamına yerleştiriyor. Elbette hukuk, yasa, uluslararası yükümlülük falan tanımıyor bunları yaparken. İşi hukukla değil siyasetle çünkü. 

Hemen 15 Temmuz akşamı halkı sokaklara camilerden okunan selalarla döken, sokak eylemlerine çağrı için anonslarını camilerden yaptıran, her konuşmasına tekbirlerle başlayan bir hareketten söz ediyoruz. Hele hele bir sabah başkumandan Tayyip’in sesiyle namaza kalkmak da, nasıl desem, din aşkıyla yanıp tutuşanlara pek bir değer katmıştır eminim. 

16 Temmuz sabahı ile birlikte büyük ilan panolarında "Hakimiyet milletindir" yazısını görüp, bu minvaldeki açıklamaları duyanlardan kimileri, Tayyip iktidarının din soslu bir yönetim arzusundan vazgeçmiş olması ihtimaline kafa yormuşlardı. O zaman, bu söylem ve ilanların ‘ulusalcı’ları da darbe karşıtlığı şemsiyesi altında yanına çekmek için bir takiyye olduğunu düşünmüştüm. Nitekim bu panoların bir kısmı son günlerde "Hakimiyet Allahın’dır" olarak yeniden dizayn edilmeye başlandı bile. 

Okullar kapatılıyor, öğretmenler görevlerinden uzaklaştırılıyor. Hem de cemaatle öyle böyle ilişkilenmiş olanları değil sadece. Eğitim-Sen üyesi, hatta ateist ve de komünist öğretmenler de görevlerinden alınıyor. Sanatçılar da tırpanın ağzında. Ve pek çok insan, ‘ne alaka’ diye düşünüyor derin derin. Oysa; okullar, yani öğretmenler ve de kültürel kimliğin biçimlendirilmesinde tiyatrocular, sanatçılar gelecek neslin mimarı değil midir? 

Devletin/ rejimin bekası anlamında güvenlik güçleri; ordu ve polis aynı derecede önemli ki onlarda da boşalan yerlere imam hatip okullarından takviye yapılacağını bizzat iktidar açıkladı.

 Yargı konuşulurken, sanki bağımsız bir yargı mümkünmüş, hukuk deyince devletin dışında üstün bir sistemden söz ediyormuşuz yanılgısından kurtulmadan bugünkü hakim savcı kıyımını, yargının ters yüz edilmesini anlamak da pek mümkün değil öte yandan. 

Yaklaşık 20 günde yaşanan pek çok şey var. Resmi açıklamaya göre; “Gözaltı sayısı şu an itibarıyla 25 bin 917, tutuklu sayısı 13 bin 419, 74 bin 562 kişinin pasaportları iptal edildi…” Hurşit Külter’den 70 gündür haber alınamıyor, Hozat’ta genç bir insanı öldürdü devlet hem de hiçbir neden göstermeden. Cezaevlerinde zorunlu sürgünler ve hak gaspları işkenceye dönüştürülüyor hızla. Bir de bu hengamede gözardı edilenler var. Mesela; İşsizlik ve yoksulluğun tırmanışa geçtiği,  İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Temmuz ayında en az 133, yılın ilk yedi ayında ise en az 1049 işçinin hayatını kaybettiği, bunlar arasında 14 yaş ve altında 5 işçi, 15-17 yaş aralığında 7 işçinin yani 12 çocuk işçinin bulunduğuna dair raporu gibi. 

Olan bitene yapılan itirazlar herkesin malumu. Evet, ‘OHAL düzenlemeleri OHAL’le gitmeli, anayasaya aykırı KHK çıkarılmaz, devletin uluslararası yükümlülükleri var da; anayasayı takmıyorum, ben yanılıp cemaatle aynı yolda yürüdüm ve hatta yardım ettim beni kandırdılar’ diyen Tayyip, serbest serbest dolaşıyor. Okullar kalıcı olarak kapatılıyor, memurlar bir daha geri dönemeyecek şekilde işten atılıyorlar falan.

Yapılan ortada; OHAL adı altında yapılan hareketlerle yargıdan orduya, eğitimden sağlığa, il merkezlerinden özel mülkiyete, demografik yapıdan yerel popülasyona kadar her şey yeniden ve kalıcı olarak ve önceki yasalar onu demiş bunu demişe takılmadan dizayn ediliyor. Aşikar böyle bir duruma rağmen, halen hukuki değerlendirme içeren çekingen itirazlarla yetinilmesi ise anlaşılması zor bir durum. Çünkü ortada hukuki değil siyasi bir durum/sorun var. Adı üstünde; Örfi İdare.