‘Darbeleşmelere karşı’ demokratik alternatif

"Samimi demokrat" olmak fena bir şey değil. Öyle olunmalı da. "Düşeni, seni düşürmüş olsa da ayağa kaldır.” Doğrudur. Böyle yapmak iyidir.
İyidir ama, "kurbağa ile akrep" masalını da unutma… Öyleleri var ki, "huylu huyundan vazgeçmez" dedirtir insana.
 Ben şu Zaman ve STV operasyonu boyunca gözümü Cemaat medyasından ayırmadım. Bazı belirtiler hoşuma da gitti. Örneğin Ahmet Şık’ı hapse "düşürenler" özür diledi. Ama ekranlarda hükümete "özgür basını susturduğu" için değil, "çözüm süreci" yüzünden de saldırıldı. Ne "Erdoğan değişti, ne de Cemaat.."
 Ama biz olan biteni unutmayalım: Şu anda suç ortakları birbirleriyle savaşıyorlar. Savaşın sonucu alınmış değil. Taraflardan AKP’nin "karargahında" "düşman" var. AKP "genelkurmayının" attığı her adımı Avni adındaki "haber elemanı" anında öğreniyor.  
Cemaat "karargahı" ise "güvenlikte". AKP "haber elemanları" Pensilvanya’ya uzanamıyorlar. Onlar "enformasyonu" Hoca’nın "beddularının" satır aralarından ve ABD Dışişleri "sözcülerinin" açıklamalarından çıkartmaya çalışıyor.
Üçüncü "karargah" ordu. Burada ne olduğunu, neler planlandığını sadece Allah biliyor. Bizim de bir bilgimiz var. AKP’ye karşı 17 Aralık darbesi boşa çıktı. Hükümetin "kendiliğinden" düşürülmesi mümkün olmadı.  
İkinci darbe, AKP’nin şu anda başlattığıdır. 27 Mayıs darbesinde ilk adım TRT’nin ele geçirilmesiydi. Tek vuruşta başarıldı. Şimdi "çok vuruş" gerekli. Bir süredir "medyaya el koyma" operasyonu bir "süreç" halinde yürüyor. Şimdi sıra Zaman’da… Sonraki adımı, Yeni Şafak yazarı Cem Küçük gösterdi. Doğan grubu tehdit altında.
Şimdi nasıl Taşiye grubunu tutuklatmak için "dizi" yaptınız, "yazı" yazdınız denerek bu medya susturulmak isteniyorsa, yarın 28 Şubat’la ilgili benzer "dramatik" manzaralar ve mağduriyetler ortaya serilerek, "merkez medya", eğer o ana kadar boyun eğmezse, topa tutulacak. İyi de öteki "suç ortağının" elleri bu arada armut mu toplayacak?
"Öteki suç ortağının" ne yapacağını bilmesek de, eğer "Kışladakiler" "Pentagondakilerle" baş başa verip, "darbe mekaniğinin" düğmesine basarlarsa, biliniz ki Pensilivanya, tıpkı 12 Eylül darbesinde olduğu gibi, Gülen’in ağzından "ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz" diyeceklerdir.
İşte şimdi yaşanan bu ikili tehlikedir.
AKP "darbeden" korktukça, "darbe" yapıyor, "darbe" yaptıkça, kendisine karşı "darbe sürecinin" saatini çalıştırıyor.
"İki suç ortağından" hangisi kazanırsa, sonuç "demokrasiye ve çözüm sürecine" karşı "darbe" olacak. Bu darbeyi CHP önleyebilir mi?
CHP’nin "darbe önlediği" tarihin hiçbir döneminde kitaplarda yazmadığına ve şu anda "oy sandığından" neredeyse tüm ümidini kesen "kendini mağlup hisseden ulusalcı", sokakta ilk gördüğü tankın üzerine, elinde bayrak tırmanmaya teşne olduğuna göre, CHP’nin geriye kalan samimi demokratlarının bu durumda "çaresiz" kalacaklarını şimdiden görebiliriz.
O halde ne olacak?
Çare ne?
Çare, HDP…
HDP, eğer AKP "darbe sürecini" daha da derinleştirmeye kalkışırsa, seçim öncesinde onu durduracak olan "sokağa" çağıracaktır. "Sokak" AKP’yi seçime kadar durduracak, seçime millet sağ salim ulaşacaktır.
Seçimde ne olacaktır?
Seçimde AKP’yi durdurmak, sadece "yüzde yarım ek oya" bağlı kalacaktır. HDP barajı aştığı anda, AKP tek başına anayasa yapamayacak duruma gelecek, siyasi güçlerin dengesi demokrasiden yana değişecektir. Parlamentodaki "demokrasi" "sokağın" desteğiyle yenilmez hale gelecektir. AKP’nin başındaki "delirmiş" unsurların "İslam davasını" maceraya sürüklediğini düşünen seçmenler, AKP’nin "hayrı" ve "selameti" için yüzde "ellilik" oylarından "yüzde yarımını" HDP’nin barajı aşması için kullanacaklardır. CHP’liler, özellikle CHP’ye oy veren Aleviler, bunu, haydi haydi yapacaktır.
Böylece "suç ortaklarının karşılıklı darbeleşmesiyle" daha beter bir darbe ortamına yol açmaları bu yolla önlenip, memleket "selamete" çıkacaktır.